Ortadoğu Gazetesi

Suriye'de Yaşanan Sıkıntılı Sürecin Deşifre Ettiği Gerçekler

İsmail Özdemir / 2018-02-12 08:01:10

Suriye'de karanlık, kırılgan ve kaypak bir zeminin oluşmaya başladığını bölgede yaşanan son gelişmeler ışığında görebilmek mümkündür.

Daha çık bir ifadeyle Suriye'de var olan ana çekişmenin artık bu ülke ile beraber bölgemizin büyük bir paylaşım hesabına tutulmasını isteyen hesaplarla, bölünmenin karşısında durmaya gayret gösteren hesapların çarpıştığını görüyoruz.

Bu gelişmenin karşımıza çıkardığı ana sonuç ise Suriye'de krize dâhil olan ülkelerin izledikleri homojen bir politikanın olmayışıdır.

Zira gelişmeleri üst üste koyduğumuzda özellikle ABD ve Rusya'nın Suriye'deki farklı bölgeler için farklı siyasi amaçlar besledikleri, buna uygun olan adımlar attıkları karşımızda durmaktadır.

Kuşku yok ki bu durumda akıllara gelen ilk soru da haklı olarak Suriye'nin geleceğinin bir bütün olarak kalmasından ziyade bölünmüş bir yapıda olmasının hesap edilmesidir.

İstenilen ise koşulların nihai noktaya varıncaya kadar olgunlaşması, diğer tarafların bu nihai sonucu kabullenmeleridir.

ABD ve Rusya'nın aynı amaç için aralarında örtülü bir işbirliğinin hatta anlaşmanın var olduğunu söylemek ise mümkündür.

Geride bıraktığımız hafta Deyr Ez Zor'da PKK/PYD'li teröristlerin omurgasını oluşturduğu SDG'ye ait sözde bir komuta merkezine Esad rejimine bağlı olan silahlı güçlerin saldırması sonucunda ABD'nin bu grupları hava taarruzu ile hedef almasıyla 100 kişinin öldürülmesi ve akabinde yaşananlar bu malum endişeyi haklı çıkarmıştır.

Zira olay sonrası açıklama yapan ABD öncülüğündeki koalisyonun sözcülerinden ABD'li Albay Ryan Dillon'un İngiliz yayın kurulu BBC'ye yaptığı açıklamada kullandığı "Son bir hafta içerisinde bu güçlerin toplandığını gözlemledik ve her gün Rus meslektaşlarımızla iletişim halindeydik. Bu saldırı düzenlenince bize yeşil ışık yaktılar. Rusların bu saldırıyla bir ilişkisi olmadığını söylediler biz de hava operasyonunu düzenledik" ifadeleri dikkat çekici olduğu kadar ibretliktir.

Buna göre ABD ile Rusya arasında Suriye'de sanılanın ötesinde sürekli olan bir temas ve genel hatları çok açık çizilmiş bir işbirliği vardır.

Bu işbirliğine göre ABD ve Rusya, Fırat Nehri'nin doğu yakasında PKK/PYD'nin tamamıyla hâkim olduğu bir yapının var olmasını istemektedir.

Hatta bu yapının varlığını temin etmek üzere Rusya yeri geldiğinde Esad rejiminden dahi vazgeçebilecek bir kararlılığa sahiptir.

Aksi bir durumda Rusya'nın, ABD'nin Esad güçlerini hedef alacağına dair kendisine ulaşan bilgi sonrasında bunun önüne geçecek, yahut engelleyecek bir tutum takınması gerekirdi.

Ne var ki Moskova yönetimi böylesi bir adım atmamış, ABD'nin Esad güçlerini hedef almasına, olayı en başından itibaren bilmesine rağmen ses çıkarmamıştır.

Bununla beraber Deyr Ez Zor kırsalında Esad güçlerinin SDG'ye yönelik saldırısıyla aynı zamanlamayla İran destekli bazı silahlı grupların da bölgede yer alan zengin petrol yataklarına sahip olan El Ömer bölgesine yönelik taarruza geçmeleri karşısında ABD'nin bu grupları da hedef alması, Rusya'nın İran için de benzer bir tutuma sahip olduğunu gözler önüne sermiştir.

Rusya tıpkı Esad rejimine bağlı güçlere ABD'nin düzenlediği karşı saldırıya karşı çıkmadığı gibi İran destekli gruplar için de kılını kıpırdatmamış, ABD'nin onları da hedef almasına ses çıkarmamıştır.

Bu olaylar yaşanırken Moskova yönetimi sadece cılız bir sesle saldırıyı kınadığını duyurmuştur.

Oysa ABD'li koalisyon sözcüsünün açıklamasını yalanlayan bir beyanı şimdiye kadar duyulmamıştır.

Peki, böylesi bir tutum izleyen Rusya neden Afrin konusunda Türkiye'nin hassasiyetlerini taşıyan bir tutum izlemektedir?

Bu sorunun cevabı elbette içerisinde bulunduğumuz durumda bizim açımızdan önemlidir.

İfade edilen kimi tezlere göre Moskova yönetimi Afrin'e yönelik icra edilen Zeytin Dalı Harekâtı'nda karşılaşılacak bazı zorlukların Türkiye'yi Rusya'nın PKK/PYD terör örgütü konusundaki genel tezine yaklaştıracağı hesap edilmektedir.

Afrin hava sahasının geride bıraktığımız hafta belirli süreyle Rusya'nın İdlip'te düşürülen SU-25 tipi savaş uçağı sebebiyle Türk savaş uçaklarına kapatılmasının, harekât için Rusya'nın onayına olan ihtiyacı doğurması bunun açık bir göstergesi olmuştur.

Rusya açık bir tutumla tıpkı ABD gibi PKK/PYD'nin varlığına Suriye'nin geleceğinde kendince makul bir kılıf ayarlamaya çalışmaktadır ki bunun mevcut şartlarda vukuu bulamayacağını, Türkiye'nin itirazları sebebiyle görmüş ve anlamıştır.

Soçi'de gerçekleştirilen Ulusal Diyalog Kongresi'nde Türkiye'nin itirazları sonucu PKK/PYD'nin davet edilmeyişi Rusya açısından bu tecrübenin yaşanması sonucunu doğurmuştur.

Dolayısıyla Afrin'e yönelik icra edilen Zeytin Dalı Harekâtı Türkiye açısından görünenin çok daha ötesinde anlam ve öneme sahiptir.

Çünkü Türkiye'nin bölgesel bölünme projelerine karşı ana direnci Afrin'de ölçülmeye çalışılmakta, bir bakıma bu bölgede belirli bir kalıbın içerisine sokulmaya gayret edilmektedir.

Arzu edilen Türkiye'nin Afrin'de mümkün olduğu kadar uzun süre vakit harcaması, dikkati ve enerjisini başka alanlara kaydırmasının böylelikle önüne geçilmesidir.

Yoksa Esad rejiminin kontrol sahalarından Suriye'de PKK/PYD'nin elinde bulunan bölgelerden "Sivil Dayanışma Ziyareti" adı altında sayıları 2000'i bulan teröristlerin Afrin'e kaydırılması söz konusu dahi olamazdı.

Üstelik aynı teröristlerin Afrin'e taşındığı zamanlama ne tesadüftür ki Rusya'nın, Suriye'nin kuzeyindeki hava sahasını Türk uçaklarına kapattığı günlere denk getirilmiştir.

Bunun tesadüfi bir gelişme olduğunu söyleyebilmek asla mümkün değildir, aksine hesap edilmiş ve belirli bir amaca hizmet eden yapısı olduğu kendisini her yönden belli etmektedir.

Şayet yaşananları şimdiden görüp kurulan oyunun kurallarını değiştiremezsek, genel sonuçta bizlerin müdahil olamadığı farklı ve olumsuz sonuçları kabul etmeye birilerinin bizleri zorlamaya çalışacağını vakit varken anlamamız gerekir.

Kahraman ordumuzun elde edeceği başarı elbette ortaya çıkarılmak istenilen bu dayatmayı tümden yırtıp atmamızı sağlayacaktır.

Bunun için zaferi elde ederken kimsenin yardımına muhtaç olmadığımızı göstermemiz ve başarıya dair makul sürede kesin bir sonuç almamız şart görünüyor.




 


Diğer Makaleleri

- FRANSA'NIN TÜRKİYE KARŞITI EYLEMLERİ ARTIYOR / Tarih : 2018-04-25 09:36:39
- BÖLGESEL HAMLELER VE TÜRKİYE'NİN KARARLILIĞI / Tarih : 2018-04-20 09:54:01
- SURİYE'DE OYUN YENİDEN KURULMAK İSTENİYOR / Tarih : 2018-04-16 09:05:55
- ORTADOĞU'DA YENİ HESAPLAR / Tarih : 2018-04-09 08:55:39
- ABD VE FRANSA'NIN TUTUMUNU NASIL OKUMALIYIZ? / Tarih : 2018-04-02 09:34:16
- RUSYA GERÇEKTE NEDEN HEDEFTE? / Tarih : 2018-03-30 09:10:50
- TERÖRLE MÜCADELEDE KANDİL VE SİNCAR'IN ÖNEMİ / Tarih : 2018-03-28 09:46:14
- AFRİN SONRASI ORTADOĞU'DAKİ YENİ DÖNEM / Tarih : 2018-03-23 08:18:25
- Dünya'da Güçlü Liderlik Dönemi Başladı / Tarih : 2018-03-21 08:03:36
- TÜRK MİLLETİ'NİN ŞAHLANIŞI / Tarih : 2018-03-18 09:01:19
- YUNANİSTAN SALDIRGANLIĞINI ARTIRIYOR / Tarih : 2018-03-16 08:08:45
- BU KEZ OYUNU TÜRKİYE KURUYOR / Tarih : 2018-03-12 08:21:03

Diğer İsmail Özdemir Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »