Ortadoğu Gazetesi

BATI VE GÜNEY DENİZ SULARIMIZDA TEHDİTLER NEDEN ARTTI?

İsmail Özdemir / 2018-02-16 07:44:17

Türkiye Afrin'de bulunan terör hedeflerine yönelik Zeytin Dalı Harekâtı'nı başlattığı günden bu yana Ege Denizi ve Doğu Akdeniz'de Yunanistan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi kaynaklı türlü provakatif girişimlerle muhatap oluyor.

Yunanistan Ege Denizi'nde hava sahası ihlallerinin ardından, giderek artan bir tahrikle bazı ada ve kayalıklar konusunda ikili ve çoklu anlaşmalar ve uluslararası hukuku ihlal eden davranışlarını artırmaya başladı.

Askersizleştirilmesi gereken adalara askeri güç konuşlandırması ve kimi adalar üzerinde silahlı milis güçleri oluşturması bir yana Türkiye'ye ait olduğu açıkça belli olan alanlara yönelik taciz girişimlerini Yunanistan'ın böylesi bir dönemde sıklaştırması tesadüfi olamaz.

Zira aynı Yunanistan'ın, Türkiye'de 15 Temmuz'da FETÖ merkezli askeri darbe girişimi sonrasında Türk Ordusu'nun pozisyonunu ve durumunu değerlendirdiği, hatta Ege Denizi'ndeki adalarda işgal faaliyeti icra etmeyi hesap ettiği sonradan öğrenilmişti.

Çok sayıdaki darbeci FETÖ mensubu teröristi Türkiye'nin taleplerine rağmen iade etmeye yanaşmayan Yunanistan, açık ki şimdiki dönemde TSK'nın Afrin'de meşgul olduğu düşüncesiyle oldu-bitti yaratmanın arayışı içerisinde Ege'de gerilimi tırmandırıyor.

Hatta bunun için ABD ve Avrupa'dan yoğun bir teşvik gördüğünü de birkaç aydan bu yana yaşanan gelişmelere baktığımızda açıkça gözlemliyoruz.

Yunanistan Başbakanı Çipras'ın ABD'ye gerçekleştirdiği son ziyareti öncesinde Ege Denizi'nde Yunanistan Hava Kuvvetleri'ne ait bir savaş uçağı ile uçması, ziyaretinde de ABD ile Yunanistan'a ait F-16'ların ileri nesil sistemlerle modernize edilmesi anlaşması imzalamaları bunun açık bir göstergesi olmuştur.

Ayrıca Avrupa Birliği de sığınmacı akını bahanesiyle Ege'de Yunanistan'ın yürüttüğü hukuksuz askeri çabaları desteklemekte, Yunan deniz gücünün artırılması için bu ülkeye bazı fonlar ayırmaktadır.

Son defa Kardak kayalıkları açıklarında Türk ve Yunan botlarının birbiriyle temas yaşayacak kadar yakınlaşmaları, Yunanistan'ın normal şartlar altında güvendiği yerlerden destek görmeden asla girişemeyeceği faaliyetler olarak okunmalı ve değerlendirilmelidir.

İstenilen Türkiye'nin dikkati Afrin'e ve Suriye'nin diğer bölgelerindeki PKK/PYD terör örgütü varlığına odaklanmışken, bu dikkatin dağıtılması, mümkünse Suriye için ayrılan kuvvetlerin Ege'ye kaydırılması ve terör yuvalarına yönelik icra edilecek diğer olası operasyonların da böylelikle geciktirilmesi yahut engellenmesidir.

Ancak Türk ordusunun gücünün aynı anda ülkemize yönelen tüm tehditleri engelleyebilecek yeterlilik ve güçte olduğunun dost yada düşman çevrelerce görülmesi gerekir.

Bu çerçevede Genelkurmay Başkanı'nın geride bıraktığımız hafta erken ihbar uçağıyla Afrin'deki operasyonu havadan denetlerken, Ege ve Doğu Akdeniz üzerinde ordumuzun faaliyetlerinin de yürütüldüğünü belirtmesi ve aynı anda Afrin'de operasyon yürütürken, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz'deki egemenlik haklarımızın korunmasına yönelik sorumlulukların yerine getirildiğini söylemesi son derece önemli olmuştur.

Bu mesaj şüphe yok ki tahrik edici davranışlarını son yıllarda giderek sıklaştıran ve ülkemizin batı ile güney deniz sahalarındaki egemenlik haklarına mütecaviz girişimlerde bulunan tüm ülkelere, başta Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi'ne idi.

Yunanistan gibi Güney Kıbrıs Rum Kesimi de böylesi bir dönemde provakatif eylemlere girişerek, Kıbrıs adası etrafında ve Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin Münhasır Ekonomik Bölgesi içerisinde alan sahalarda haksız yere doğalgaz ve petrol arama faaliyetlerini sıklaştırdı.

İtalyan bir şirket ile yaptığı anlaşma çerçevesinde Rum Kesimi, Türkiye'nin Münhasır Ekonomik Bölgesi içerisinde bulunan bir sahada hidrokarbon yataklarının araştırılmasına koyulunca deniz kuvvetlerimiz bu girişimi engelledi.

Ege ve Doğu Akdeniz'de ülkemize yönelik artan tahriklerin sadece ABD ve Avrupa desteğini arkasına aldığını düşünen Yunanistan ve Rum Kesimi'nden gelmediğini ifade etmek gerekir.

İtalya, Mısır ve İsrail de bu iki ülkeyle beraber birkaç yıldan bu yana siyasi, ekonomik ve askeri işbirliğini sıklaştırarak Türkiye karşıtı bir cephe oluşturmanın arayışı içerisindeler.

Bundaki en büyük etken ise Doğu Akdeniz'de bulunan zengin petrol ve özellikle de doğalgaz yataklarının kontrolü ve Avrupa'ya taşınması konusudur.

Zira aynı bölgeden çıkarılan kaynaklar en ekonomik olarak Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşınabileceği tespit edilmiş durumdayken, bunun olmaması durumundaysa yine Türkiye'nin hakkı olan deniz sahalarından çıkarılması ve taşınması mümkün görünüyor.

İşte bu yüzden Doğu Akdeniz'e kıyısı olan Rum Kesimi, İsrail ve Mısır, Yunanistan ile beraber Türkiye'nin sahip olduğu alanları sınırlandırma, aynı alanlarda ortak hareket ederek bizim egemenlik haklarımızı ele geçirme arayışı içerisindeler.

Giderek artan sayıda ortak askeri tatbikat düzenleyen bu ülkelerin hedef olarak seçtikleri ülkenin tatbikat senaryolarına bakıldığında Türkiye olduğu gerçeği her yönüyle açıktır.

Hatta geride bıraktığımız haftalarda medyaya düşen bir bilgiye göre Yunanistan gerek Mısır'a, gerek İsrail'e Ege Denizi'nde donanma ve hava filosu konuşlandırabilecekleri askeri üsler vermeyi planlıyor.

Bu şartlar altında Türkiye'nin egemenlik haklarının savunulacağına dair kararlı bir mesajın her çevreye verilmesi zaruridir.

Türkiye sadece Irak ve Suriye sınırı ile kalmayıp, aynı düzlemde güney ve batı deniz sahalarımızdan da sıkıştırılmak istenmektedir.

Bu derecede çoklu tehditlerin yine aynı zamanlamayla vukuu bulması kuşkusuz ki olağan olarak değerlendirilemeyecek kadar büyük bir öneme sahiptir.

Ülkemize yönelen milli güvenlik tehditlerinin boyutu artmışken, kararlılık mesajının bazı askeri uygulamalarla beraber en genel çerçevede muhatap olan her ülkeye verilmesi zorunluluk taşımaktadır.

Elbette bu yapılırken Suriye meselesiyle ilgili terör odaklarının yok edilmesine yönelik planlamamızın sekteye uğratılmaya çalışıldığı gerçeğini aklımızdan kesinlikle çıkarmamız gerekiyor.




 


Diğer Makaleleri

- FRANSA'NIN TÜRKİYE KARŞITI EYLEMLERİ ARTIYOR / Tarih : 2018-04-25 09:36:39
- BÖLGESEL HAMLELER VE TÜRKİYE'NİN KARARLILIĞI / Tarih : 2018-04-20 09:54:01
- SURİYE'DE OYUN YENİDEN KURULMAK İSTENİYOR / Tarih : 2018-04-16 09:05:55
- ORTADOĞU'DA YENİ HESAPLAR / Tarih : 2018-04-09 08:55:39
- ABD VE FRANSA'NIN TUTUMUNU NASIL OKUMALIYIZ? / Tarih : 2018-04-02 09:34:16
- RUSYA GERÇEKTE NEDEN HEDEFTE? / Tarih : 2018-03-30 09:10:50
- TERÖRLE MÜCADELEDE KANDİL VE SİNCAR'IN ÖNEMİ / Tarih : 2018-03-28 09:46:14
- AFRİN SONRASI ORTADOĞU'DAKİ YENİ DÖNEM / Tarih : 2018-03-23 08:18:25
- Dünya'da Güçlü Liderlik Dönemi Başladı / Tarih : 2018-03-21 08:03:36
- TÜRK MİLLETİ'NİN ŞAHLANIŞI / Tarih : 2018-03-18 09:01:19
- YUNANİSTAN SALDIRGANLIĞINI ARTIRIYOR / Tarih : 2018-03-16 08:08:45
- BU KEZ OYUNU TÜRKİYE KURUYOR / Tarih : 2018-03-12 08:21:03

Diğer İsmail Özdemir Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »