Ortadoğu Gazetesi

Dünya'da Güçlü Liderlik Dönemi Başladı

İsmail Özdemir / 2018-03-21 08:03:36

İçerisinde bulunduğumuz dönemle alakalı küresel satıhta yaşananlar esas alınarak yapılan değerlendirmelerde geçmişe nazaran daha sert olacağı her halinden belli olan bir döneme girildiği yaygın kabul haline geldi.

Alışıla geldik anlayışların yıkıldığı, yeni koşulların ve buna bağlı olarak yeni ilişki ve politikaların görüldüğü, güç merkezinin dağıldığı ve çoğalmaya başladığı, yumuşak ve ılımlı yaklaşımların yerine meydan okumalara bağlı olarak aksi yönde eğilimlerin gözlemlendiği bu dönemde aslında öne çıkan kimi ülkelerdeki iç kırılmaları akıllardan çıkarmamak gerekiyor.

Osmanlı, Habsburg ve Romanov hanedanlıklarının yıkılmasıyla sonuçlanan ve akabinde büyük bir paylaşım savaşının yaşandığı, sanayi devrimini takip eden enerjiye ulaşım arzusu bugün tarihin tersinden başlamak üzere, çağın koşullarına uyarlanmaya çalışılan yeni bir dönemin içerisinde olduğumuzu işaret ediyor.

Geçmişte var olan güçlü liderlik veya devlet başkanlığı durumu, bugünlerde yerini demokrasinin her bölgede kendisine has gelişimiyle şekillenen özellikleriyle beraber yeni yüzyılda etkisini sürdüreceğini ortaya koyuyor.

Daha genel bir ifadeyle dünyanın seyrini değiştirmeye aday olan ve birbirleriyle kıyasıya rekabet eden ülkelerde "güçlü liderlik veya devlet başkanlığı" dönemi başlamışa benziyor.

Her ülke bunu kendi bünyesinde ve kendi koşullarını değerlendirerek gerçekleştiriyor olsa da yaşanan dönüşümün genel tanımlaması sadece bu adrese çıkıyor.

Örneğin Çin geride kalan haftalarda devlet başkanlığı makamında bulunan Şi Jinping'in görev süresini 10 yıl olarak kısıtlayan anayasasının ilgili maddesini değiştirerek, kendisinin ömür boyu aynı konumda kalmasına olanak sağlayacak bir karar aldı.

Ülkenin kurucusu konumunda bulunan Mao'dan sonra, küresel sistemin liderliğini elde etme yolunda hesapları ve hedefleri bulunan Çin'in, Şi Jinping'e böylesi bir yolu açması, üstelik anayasada Mao'dan sonra kendisinin fikirlerinin yer alması ilk dikkat çekici gelişme oldu.

Buna göre Jinping'in, "Devlet öncülüğünde kapitalizme geçiş yapan, sosyalist ahlakı güçlü, dışa açık, dünyanın saygı duyduğu yumuşak güç misyon ve vizyonu" şeklinde tarif edilen görüşlerini artık resmi devlet politikası olarak benimsemiş durumda.

Aynı zamanda Jinping'in, son yıllarda kara gücünden daha çok küresel seviyede söz sahibi olmak üzere donanma, hava ve uzay gücüne daha fazla ağırlık verdiği ordusu açısından da mutlak lider konumunda görülmesi, "güçlü liderliğe geçiş" sürecinde Çin'in öne çıktığını ortaya koymuştur.

Ekonomik olarak tarihi İpek Yolu'nu canlandırmak isteyen Çin, artık hedeflediği politikalarına erişim konusunda Jinping'in mutlak liderliği altında yoluna devam edeceğini dünyaya ilan etmiştir.

Diğer yandan Hafta sonu Rusya'da gerçekleştirilen seçimlerde hali hazırda devlet başkanı olan Vladimir Putin, %75 gibi yüksek bir oranla yeniden seçilerek, 2024 yılına kadar görevde kalacağını gösterdi.

Tıpkı Mao-Jinping örneğinde olduğu gibi Putin, Rusya'da Joseph Stalin'den sonra en uzun süre görevde kalan devlet başkanı olarak tarihe geçmek üzere.

Aynı zamanda Putin'in, kendi ülkesindeki mutlak otoritesi sadece siyasi bürokrasi açısından değil, aynı zamanda askeri bürokrasi açısından da kabul görmüş durumda.

Göreve geldiği andan itibaren SSCB'nin enkazlarından yeni bir ülke yaratmayı başaran Putin, kimi adımları uluslararası hukuka aykırı olsa da Osetya, Kırım, Ukrayna ve Suriye'de elde ettiği askeri-siyasi kazanımlarla Rusya'nın yeni yüzyılda güç merkezlerinden birisi olacağını ortaya koydu.

Üstelik tüm bunları ağır bir ekonomik yaptırım altındayken yapan Putin öncülüğündeki Rusya da "güçlü liderlik" sürecinin öne çıkan bir başka ülkesi olarak öne çıktı.

Elbette elde ettiği gücü sürekli artırma ve Rusya'nın potansiyelini geliştirme konusunda kendince ilerlemekten geri durmayan Putin'in, görevde kalacağı önümüzdeki 6 yıl boyunca daha başka hangi adımları atacağı bahsi başta Baltık ülkeleri olmak üzere İngiltere ve AB tarafından tedirginlikle değerlendirilmekte.

Bütün bunlar olurken, İkinci Dünya Savaşı sonrasında başlayan, Soğuk Savaş'ın SSCB'nin yıkılmasıyla sona erdiği döneme kadar küresel hâkimiyetini devam ettiren ve şimdiki dönemde üstünlüğünü yitirmeye başladığını anlayan ABD'de de yine kendine has bir güçlü liderlik dönüşümünün hayata geçirilmek istendiği aşikârdır.

Donald Trump'ın ABD'nin alışılageldik dokusuyla uyuşmayan yönetim anlayışı çok sayıdaki ABD'linin hoşuna gitmese de öyle görünüyor ki ABD'nin devlet içerisindeki kimi öne gelen çevreleri Trump'ın sertlik yanlısı politikalarını Rusya ve Çin'in meydan okumaları karşısında kendilerinin avantajı olarak görüyorlar.

Zira ABD, gücü elinde tutmak adına en az Rusya ve Çin kadar "güçlü liderlik" sürecini işletemezse yaşanan rekabette şimdilik üstün olsa da yerini diğerlerine kaptıracağını kavramış durumdadır.

Bunun için ABD'nin demokrasi anlayışına itici gelse bile Trump çevresinde oluşturulacak sertlik yanlısı kesimlerle beraber dünyanın geri kalanına sahip olduğu gücü göstermek isteyecek bir anlayışı yansıtmak durumunda kalacaktır.

Bütün bunlar dünyanın geri kalanını etkilemesi kaçınılmaz olan zorlu rekabet sürecinin yansımalarıdır.

Türkiye elbette bu süreci en doğru okuyan ülkelerden birisi olarak hükümet etme sistemindeki değişiklik kararıyla beraber yeni yüzyılda yaşanacak kıyasıya rekabette yerini alacaktır.

2019 yılında yapılacak olan seçimlerin anlamı yalnızca ülkemizin iç siyasi şartlarını değil, küresel nizam mücadelesindeki konumumuzu da belirleyecek önemli bir neticeyi doğuracaktır.




 



Diğer Makaleleri

- FRANSA'NIN TÜRKİYE KARŞITI EYLEMLERİ ARTIYOR / Tarih : 2018-04-25 09:36:39
- BÖLGESEL HAMLELER VE TÜRKİYE'NİN KARARLILIĞI / Tarih : 2018-04-20 09:54:01
- SURİYE'DE OYUN YENİDEN KURULMAK İSTENİYOR / Tarih : 2018-04-16 09:05:55
- ORTADOĞU'DA YENİ HESAPLAR / Tarih : 2018-04-09 08:55:39
- ABD VE FRANSA'NIN TUTUMUNU NASIL OKUMALIYIZ? / Tarih : 2018-04-02 09:34:16
- RUSYA GERÇEKTE NEDEN HEDEFTE? / Tarih : 2018-03-30 09:10:50
- TERÖRLE MÜCADELEDE KANDİL VE SİNCAR'IN ÖNEMİ / Tarih : 2018-03-28 09:46:14
- AFRİN SONRASI ORTADOĞU'DAKİ YENİ DÖNEM / Tarih : 2018-03-23 08:18:25
- TÜRK MİLLETİ'NİN ŞAHLANIŞI / Tarih : 2018-03-18 09:01:19
- YUNANİSTAN SALDIRGANLIĞINI ARTIRIYOR / Tarih : 2018-03-16 08:08:45
- BU KEZ OYUNU TÜRKİYE KURUYOR / Tarih : 2018-03-12 08:21:03
- Dünyada Son Dönemde Yaşananlar Neyin İşareti? / Tarih : 2018-03-07 08:09:19

Diğer İsmail Özdemir Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »