Ortadoğu Gazetesi

BIST
92,484
%-0,24
USD
5,2930
%-0,20
EUR
6,0483
%0,18
Altın
208,9010
%-0,11
SON DAKİKA

AFRİN SONRASI ORTADOĞU'DAKİ YENİ DÖNEM

İsmail Özdemir / 2018-03-23 08:18:25

20 Ocak'ta başlayan Zeytin Dalı Harekatı'nın 58. gününde Afrin kent merkezine girilmesi TSK'nın elde ettiği başarıyı ve ulaştığı gücü her yönüyle ortaya koydu.

Suriye'de yaşanan iç savaşı fırsat bilerek ileri nesil silah sistemleri ile donatılan PKK/PYD terör örgütünün kırsal kesimlerden başlattığı ve kimi ülkelerden yapımı konusunda yardım aldığı beton mevziler, hendekler, koruganlar gibi inşa edilen yapılarla geliştirmeye çalıştığı savunma stratejisi, TSK'nın kudreti karşısında dayanamadı.

Bu ilerleyiş ve vurucu güç kuşku yok ki kent merkezine doğru çekilmeye başlayan terör örgütü üyeleri ile lider kadronun Afrin'i tamamıyla terk etmelerinde büyük rol oynadı.

Zira harekatın başladığı günlerde açıklanan rakamlarda Afrin'de bulunan toplam terörist sayısının 8-12 bin civarında olduğuna dair farklı bilgiler mevcuttu.

Şimdiye kadar etkisiz hale getirilen toplam terörist sayısının 3 bin 700 civarında olması, geriye kalan mevcudun ya halk arasına karıştığı ya da Afrin'den kaçtığı sonucunu kesin haliyle ortaya koyuyor.

Kuşku yok ki Afrin'de elde edilen bu başarı Suriye'nin diğer bölgelerinde sözde kanton tarzı yapılanmalarda bulunan PKK/PYD ve onu destekleyen çevreler açısından büyük bir kayıp.

Zira yapılan tahkimat ve gönderilen ilave destekle Suriye'de eğitilmiş teröristlerin de bölgeye gönderilmesiyle Zeytin Dalı Harekatı'nın başarısızlıkla sonuçlanacağına dair düşünce, terör örgütü PKK/PYD'nin ana propaganda araçlarının başında geliyordu.

Dahası harekat uzadıkça PKK/PYD terör örgütü ABD ve AB başta olmak üzere diğer ülkelerden destek göreceğini umuyor, bu anlamda Türkiye'ye baskı yapılabileceğini düşünüyordu.

Kimi zaman buna dair somut resmi açıklamalar gelse bile Türkiye'nin kararlı duruşu yapılmaya çalışılan baskıyı ortadan kaldırmış, alınan karardan geri adım atılmayacağını ortaya koymuştu.

Bununla beraber batılı ülkelerden umduğunu elde edemeyen PKK/PYD terör örgütünün Rusya'dan da benzer bir tavrı görememesi, kendisini Esad rejimiyle pazarlıkla işbirliği yapmaya ve ortaklığı Afrin'e taşımaya yönelik girişimlerde bulunmasına sonuç açmıştı.

Hatta rejime yakın bazı silahlı gruplar böylesi bir gelişmenin hemen ardından Afrin'de PKK/PYD'li teröristlerle aynı mevzide görüntülenmiş, ancak TSK'nın teröristlerle birlikte bu malum grupları da hedef alması rejimin geri adım atmasına neden olmuştu.

Dolayısıyla Afrin'de TSK desteğindeki ÖSO karşısında herhangi bir varlık gösteremeyen PKK/PYD'nin başta Menbiç olmak üzere, Fırat Nehri'nin doğu yakasında kalan alanlarda da herhangi bir varlığının bulunabileceğini ifade etmek mümkün değildir.

Bu gerçek Suriye'de bulunan ama özellikle PKK/PYD terör örgütünü desteklemeyi sürdüren ülkeler tarafından da açık ve net bir şekilde anlaşılmıştır.

Elbette bu gerçeği gören ülkelerin başında ABD geliyor.

Zira Türkiye mümkün olan her seviyeden Afrin'e yönelik icra edilen harekatın son olmayıp, Suriye'deki diğer terör alanlarını ve ayrıca Irak'ı da kapsayacağını, geniş bir mücadele sahasının hedeflendiğini duyurmaya devam ediyor.

Böylesi bir dönem içerisinde ABD'nin görevinden alınan Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, Başkan Trump'ın özel talimatıyla Türkiye'ye gelmiş ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile 3,5 saat süren bir görüşme gerçekleştirmişti.

Bu görüşmenin akabinde iki ülke Suriye ve Irak konularında PKK/PYD ile alakalı ortak mekanizmalar kurarak beraber çalışılacağını ilan ettiler.

Geride bıraktığımız haftalarda Türk heyeti ABD'ye giderek mevkidaşlarıyla ilan edilen ortak mekanizmanın kurulması ve başta Menbiç'teki PKK/PYD varlığı olmak üzere Suriye'de atılacak adımlar konusunda görüş birliğine vardıklarını duyurmuştu

Görüşmelerin devam edeceği bilgisinin paylaşıldığı günlerde Rex Tillerson'ın görevinden alınarak yerine CIA Direktörü Mike Pompeo'nun getirilmesi ise tabi olarak Türkiye nazarında akıllarda soru işaret yarattı.

Zira ABD Dışişleri Bakanlığı, Washington'da yapılan ve olumlu seyrettiği açıklanan görüşmelere rağmen Türkiye ile herhangi bir anlaşmanın sağlanmadığını açıkladı.

Yaşanan şüphe Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed'in ABD'ye yaptığı ziyaretle birlikte daha da arttı.

Çünkü ziyaretin temasına bakıldığında ABD'nin yüklediği anlam, Ortadoğu politikasıyla alakalı yeni bir sürecin işletilmeye ve yeni politikaların uygulamaya koyulacağına dair ip uçları veriyor.

Pompeo'nun İran, Hizbullah ve Müslüman Kardeşleri hasım kesimler olarak değerlendiren ve bilinen malum görüşleri bir yana aynı görüşlerin Suudi Arabistan rejimi tarafından da benimseniyor oluşu, Suriye konusunda ABD'nin Türkiye'yi oyalamaya dönük bir hesabının bulunabileceği sonucunu doğuruyor.

Çünkü Suriye'de olan bitenler, Ortadoğu'da kıyasıya yaşanan rekabet ve yeni meydan okumalardan bağımsız gelişen bir sürecin parçası değildir.

ABD, aralarında İsrail, Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin bulunduğu ülkelerle yeni bir bölgesel ağ kurmaya çalışırken, bu ağın askeri, ekonomik, siyasi ve enerjiye dayalı hesapları Kızıl Deniz ve Arap Körfezi'nin arasında kalan eksenle, Doğu Akdeniz ve Hint Okyanusu arasında bulunan tüm sahayı kapsadığı görüntüsü veriliyor.

Görünüşe bakılırsa aynı düzlemde yürütülen hesapların amaca ulaşması için İran, Hizbullah ve Müslüman Kardeşler örgütüyle savaşmayı dahi göze alacak kadar büyük amaçların olduğu da anlaşılıyor.

Ortadoğu'nun tamamını ateşe verecek Kudüs kararından geri adım atmayan ABD'nin Mayıs ayında büyükelçilik açılışını yapacağını duyurması, Suudi Arabistan'a nükleer bomba yapabileceği teknolojiyi verme eğiliminde olduğunu göstermesi, İsrail-Mısır arasında yeni doğalgaz anlaşmaları yapılması, Filistin devletinin BAE girişimiyle Mısır'ın Sina yarımadasında kurulması hesapları şimdiye kadar görünen amaçların somut başlıklarından.

Ayrıca ABD'nin PKK/PYD terör örgütünü İran'ın Suriye'deki silahlı gruplarına karşı kullanmak istediği gerçeği artık sır olmayan ve ayrıca önümüzdeki dönemle alakalı hemen her çevre nazarında yapılan yorumlarda dikkate alınan ana konuların başında geliyor.

Sonuç olarak Suriye'de kararlı bir süreci başlatan Türkiye'nin ilerleyişini durduramayacağını Afrin'de gören herkes, şimdiki dönemde hiç olmazsa Türkiye'yi oyalayıp yavaşlatma ve böylelikle zaman kazanma yolunu seçmişe benziyor.

Bu nedenle terörle mücadelenin diğerlerinin hesaplarına rağmen Türkiye'nin kendi belirlediği takvimle işlemesi şarttır.

Bütün bunlar yaşanırken, Ortadoğu'nun genelinde yaşananların, Doğu Akdeniz'de artan hesaplarla beraber bütün olarak ele alınması ve dikkatle takip edilmesi de zaruriyettir.

Not: Türkiye'nin yetiştirdiği en güzide diplomatlar arasında yer alan, değerli bir dava adamı olan, Milliyetçi Hareket Partisi'nin 23. Dönem Milletvekilliğini yapan, hayatını devletine ve milletine adayan, nazik ve asil kişiliği ile nazarımızda kıymetli bir yeri bulunan Deniz Bölükbaşı'nın vefatı hepimizi üzmüştür. Kendisine Yüce Rabbimizden rahmet diliyorum. Başımız sağolsun.

 




 



Diğer Makaleleri

- FRANSA'NIN TÜRKİYE KARŞITI EYLEMLERİ ARTIYOR / Tarih : 2018-04-25 09:36:39
- BÖLGESEL HAMLELER VE TÜRKİYE'NİN KARARLILIĞI / Tarih : 2018-04-20 09:54:01
- SURİYE'DE OYUN YENİDEN KURULMAK İSTENİYOR / Tarih : 2018-04-16 09:05:55
- ORTADOĞU'DA YENİ HESAPLAR / Tarih : 2018-04-09 08:55:39
- ABD VE FRANSA'NIN TUTUMUNU NASIL OKUMALIYIZ? / Tarih : 2018-04-02 09:34:16
- RUSYA GERÇEKTE NEDEN HEDEFTE? / Tarih : 2018-03-30 09:10:50
- TERÖRLE MÜCADELEDE KANDİL VE SİNCAR'IN ÖNEMİ / Tarih : 2018-03-28 09:46:14
- Dünya'da Güçlü Liderlik Dönemi Başladı / Tarih : 2018-03-21 08:03:36
- TÜRK MİLLETİ'NİN ŞAHLANIŞI / Tarih : 2018-03-18 09:01:19
- YUNANİSTAN SALDIRGANLIĞINI ARTIRIYOR / Tarih : 2018-03-16 08:08:45
- BU KEZ OYUNU TÜRKİYE KURUYOR / Tarih : 2018-03-12 08:21:03
- Dünyada Son Dönemde Yaşananlar Neyin İşareti? / Tarih : 2018-03-07 08:09:19

Diğer İsmail Özdemir Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »