Ortadoğu Gazetesi

RUSYA GERÇEKTE NEDEN HEDEFTE?

İsmail Özdemir / 2018-03-30 09:10:50

Hızlı, hareketli, sorunlu ve sıkıntılı günlerden geçen dünyada ülkelerarası ilişkilerde karşılıklı meydan okumaya dayalı saflar belirlenirken, hali hazırda var olan iklimin önceki tecrübelerle mukayese edildiğini görüyoruz.

Kimileri bu dönemi yeni bir soğuk savaş olarak değerlendirirken, kimileri ise yaklaşan buhranın habercisi olarak görüyor ve bu yaklaşımı benimsiyorlar.

Yaşananlar safların belli olduğu soğuk savaş döneminden farklı çok sayıda ipucu verirken, küresel sitemin genel seyrinin doğru bir yaklaşımla ele alınmasında fayda vardır.

Çünkü soğuk savaş döneminde iki kutuplu dünyadan bahsedilirken, bugün artık küresel liderlik için rekabette bulunan ülke sayısının arttığı gibi bölgesel çapta da benzer bir rekabetin gerek bölgesel seviyede birbirleriyle, gerekse aynı alana giren küresel anlamda rekabet eden devletlerin de olduğunu belirtmek lazım.

İşte bu durum meseleyi daha girift bir hale getiriyor.

Zira güç merkezleri insanlığın geçmiş dönemde tecrübe ettiği gelişmelerin ve önemli kırılmaların hepsinden daha fazla artmış durumdadır.

Üstelik bu durum yalnızca kara ve deniz hâkimiyeti anlamında değil, teknolojinin ilerlemesiyle birlikte uzaya dayalı rekabetin süregelmesiyle geniş ve yeni bir zemine taşınmıştır.

Yeni yüzyılın üstün ve bölgesel güçlerini belirleyecek olan döneminin bu özelliği ile beraber sorunların artması ve anlaşmazlık yaşanan konularla, çatışma sahalarının hatta devlet dışı terör örgütleri gibi yapılanmaların varlığı bizlere şimdiye kadar görülen alışılageldik devlet politikalarında da bir kırılma yaşanabileceğini işaret ediyor.

Geçmişte birbirleriyle aynı blokta yer alarak müttefiklik ilişkileri geliştiren ülkelerin bugün artık kendi öncelik ve zorunluluklarını esas alarak, bugün artık farklı saflarda yer almaya meyilli olmalarının temel sebebi aslında burada yatıyor.

Söz gelimi ABD ekonomik olarak Çin ve Avrupa Birliği'ni hedef almaktan geri durmazken, İngiltere gibi ABD'nin son yüz yıllık dönemde en sıkı dostu olan bir ülke ise aynı şartlar altında Çin ile ilişkilerini beklenilenin yahut düşünülenin ötesinde bir sıcak yaklaşımla geliştirmeye koyuluyor.

Şüphe yok ki bunun ana nedeni küresel ekonomik sistemin ABD tek elinden çıkmaya başlaması, yeni enerji kaynaklarının keşfi ve aynı şekilde yeni enerji ve ticaret yollarının bulunmasında yatıyor.

Dahası yaşanan dönüşümün seyri sadece geçmişte değil, bugün dahi düşünülenin çok daha ötesinde seyrediyor.

Bu hızlı dönüşüm karar alma mekanizmalarının işlerini zorlaştırsa da, kırılmaların yaşanmasını kaçınılmaz olarak her ülke yönetiminin karşısına getriyor.

Dediğimiz gibi bunun asıl nedeni çok kutuplu ve aynı anda farklı bölgelerle beraber, farklı sahalara yayılan rekabetin artmış olmasından kaynaklanıyor.

Bütün bunlar olup biterken örtülü operasyonların dünyada artmış olması ve teknolojinin bu operasyonlarda açık ve etkin bir silah olarak kullanılmaya başlaması ise sorunların vahametinin artmasına neden oluyor.

Söz gelimi ABD'de yapılan 2016 yılındaki başkanlık seçimlerine Rusya'nın müdahale ettiği iddiaları ve İngiltere'deki AB'den çıkışın oylandığı referandum olan Brexit sürecindeki benzer gelişmeler bugün etkisini SSCB sonrasında giderek arttıran Rusya'yı bir anda hedef tahtasına oturtmuş durumda.

Son olarak İngiltere'de yaşayan çift taraflı bir Rus kökenli ajanın zehirlenmesi sonrasında 140 ülkenin Rusya'ya karşı açıktan tavır alarak, kendi topraklarında bulunan bazı Rus diplomatları sınır dışı etme kararı almaları yabana atılacak bir gelişme değildir.

Elbette uzun zamandan bu yana İngiltere ile Rusya arasında gözle görünen ve hatta kameralar önüne dahi yansıyan muazzam bir gerilim söz konusuydu.

Özellikle de Rusya'nın Kırım'ı ilhakı, Ukrayna'daki faaliyetleri, Baltık bölgesine giderek daha fazla yüklenmesi, Suriye ile beraber Doğu Akdeniz'deki gücünü artırması elbette aynı bölgelerde hesabı bulunanları rahatsız etti.

Anlaşılan o ki elde ettiği fırsatı İngiltere, Rusya'ya karşı kullanacağı ve şimdilik diplomatik yollardan başlattığı bir silah haline dönüştürdü.

Ancak aynı gelişmenin sadece görünen yüzünün bulunduğunu söyleyebilmek ise mümkün değildir, üstelik dünyada yaşanan böylesine büyük bir buhran döneminin içerisinde.

Dolayısıyla Rusya'ya karşı açıktan tavır alan ülkelerin yaptığı hamlelerin asıl gerekçesi, bir sonraki muhtemel gelişmeler açısından Moskova'ya adım atmayı hesap ettiği hamle zemini daraltmaktır.

Peki bu hamle zemini ve gelişmeler neler olabilir?

Birincisi Çin ve Rusya'nın birbiriyle yakın ilişkileri düşünüldüğünde Çin'in ekonomik olarak hedef alınırken, Rusya'nın da ağır ekonomik yaptırımların hemen sonrasında diplomatik yollardan da hedef alınması, bu ikilinin küresel siyasetteki "ortak tesirinin" ve çekim gücünün azaltılmaya çalışıldığı görülüyor.

İkinci ana husus ise Ortadoğu eksenli yaşanan gelişmeler olarak dikkatlere takılıyor. Rusya'nın diplomatlarının birer birer sınır dışı edildiği gündemin içerisinde Suudi Arabistan Veliaht Prensi'nin önce Mısır ve İngiltere'ye gitmesi, ardından da ABD'ye yaptığı ziyarette konuşulanlar şüphe yok ki bir yerinden Moskova yönetimini doğrudan etkiliyor.

Veliaht Prens Muhammed'in bu ziyaretlerin tamamında İran, Hizbullah ve Müslüman Kardeşleri Ortadoğu ve dünyanın geri kalanı açısından en büyük düşman olarak göstermesi ve gittiği yerlerde bu yönde umduğu desteği görmesi açık ki taşları yerinden oynattı.

Suriye krizine dâhil olarak Ortadoğu siyasetinde güçlü bir aktör haline gelen Rusya'nın, İran'a yönelik müdahale senaryolarının konuşulduğu bir dönemin içerisinde giderek daha fazla yalnızlaştırılmaya çalışılması tesadüfi değildir.

Üstelik İran'ın, şayet kendisini hedef alacak gelişmeler vuku bulursa Çin ve Rusya ile daha kapsamlı ve özel ilişkiler içerisine gireceğini ilan etmesi yaşananların beraberinde düşünüldüğünde…

Türkiye bu şartlar altında dikkatli ve titiz hareket etme mecburiyetinde olan bir ülkedir.

Küresel ve bölgesel üstünlük ile rekabete girişen her ülke ya da gruplar Türkiye'yi yanlarında görmek isteyecek bir tutum içerisinde yakın süreç içerisinde daha fazla girme eğiliminde olacaklardır.

Hatta aynı yakın süreçte Türkiye'ye karşı terör örgütleri haricinde yeni tehditler dahi yaratılarak, tercih yapmaya zorlayacak girişimlere de tanıklık edebiliriz.

Özellikle Ege ve Doğu Akdeniz'de yaşananlar bunun bir habercisi niteliğindedir.

Bizim tercihimiz ise tam bağımsızlık ilkesinden taviz vermeden,  kendi menfaatlerimizi koruyabilecek kararlı bir iradeyi ortaya koyabilmektir.

Israrcı yaklaşımlara karşın şimdiye kadar yürüttüğümüz müttefiklik ilişkilerinin artık bize yönelen tehditler karşısında beklediğimiz desteği bizlere sağlamadığı, hatta aynı tehditlere müttefik gördüğümüz ülkelerin destek verdiği gerçeği de özellikle göz önünde bulundurulmalıdır.




 


Diğer Makaleleri

- FRANSA'NIN TÜRKİYE KARŞITI EYLEMLERİ ARTIYOR / Tarih : 2018-04-25 09:36:39
- BÖLGESEL HAMLELER VE TÜRKİYE'NİN KARARLILIĞI / Tarih : 2018-04-20 09:54:01
- SURİYE'DE OYUN YENİDEN KURULMAK İSTENİYOR / Tarih : 2018-04-16 09:05:55
- ORTADOĞU'DA YENİ HESAPLAR / Tarih : 2018-04-09 08:55:39
- ABD VE FRANSA'NIN TUTUMUNU NASIL OKUMALIYIZ? / Tarih : 2018-04-02 09:34:16
- TERÖRLE MÜCADELEDE KANDİL VE SİNCAR'IN ÖNEMİ / Tarih : 2018-03-28 09:46:14
- AFRİN SONRASI ORTADOĞU'DAKİ YENİ DÖNEM / Tarih : 2018-03-23 08:18:25
- Dünya'da Güçlü Liderlik Dönemi Başladı / Tarih : 2018-03-21 08:03:36
- TÜRK MİLLETİ'NİN ŞAHLANIŞI / Tarih : 2018-03-18 09:01:19
- YUNANİSTAN SALDIRGANLIĞINI ARTIRIYOR / Tarih : 2018-03-16 08:08:45
- BU KEZ OYUNU TÜRKİYE KURUYOR / Tarih : 2018-03-12 08:21:03
- Dünyada Son Dönemde Yaşananlar Neyin İşareti? / Tarih : 2018-03-07 08:09:19

Diğer İsmail Özdemir Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »