Ortadoğu Gazetesi

Ahmed Yekdest Cüryani...

İhsan Muslu / 2018-04-07 09:21:04

Evliyanın büyüklerinden. İsmi, Ahmed Yekdest Cüryani'dir. 

Doğum tarihi bilinmemektedir. 

1707 senesinde Mekke'de vefat etti. 

Ahmed Yekdest Cüryani, İmam-ı Rabbani hazretlerinin oğlu olan Muhammed Ma'sum hazretlerinin talebelerindendir. 

Muhammed Ma'sum hazretlerinin dokuzyüzbin talebesi içinden yetiştirdiği yedibin mürşid-i kamilden biridir. 

1658 senesinde ticaret için Cüryan'dan Hindistan'a giderken, 

çoluk çocuğunun ta'un hastalığından vefat ettiklerini haber aldı. 

Bu acı haberden sonra, yolda eşkiya kafileyi basıp, 

yanındaki mallarını aldılar ve sol elini bileğinden kestiler. 

Kendisine, "Yekdest" ''tek elli'' denmesinin sebebi de budur. 

Çok üzgün bir hâlde Hindistan'ın Serhend şehrine gitti. 

Orada Muhammed Ma'sum hazretlerini tanıyıp ona talebe oldu. 

Sohbetlerinde ve derslerinde bulunup, tasavvufta yetişti. 

Onbir sene hocasının kahvesini pişirip ona hizmet etmekle şereflendi. 

Bundan sonra hocası onu insanları irşad etmek doğru yolu göstermek üzere Mekke'ye gönderdi. 

Otuzdokuz sene bu vazifeyi yapıp orada vefat etti.

Yetiştirdiği âlimlerin en meşhurları: 

''Mehmed Emin Tokadi, Tatar Ahmed Efendi, 

Hacı Muzaffer Efendi, Şeyhülislam Seyyid Mustafa Efendi, 

Dördüncü Mehmed Han'ın baş çuhadarı Kahramanağa, 

Kadı Ziyauddin Efendi, Ruznamecibaşı Muhammed Kumul Bey, 

Muhammed Semerkandi ve Dar-üs-saade ağası Beşir Ağa'dır.

****

Muhammed Masum Faruki...

Muhammed Masum Faruki hazretleri, evliyanın meşhurlarındandır. 

İmam-ı Rabbani hazretlerinin üçüncü oğludur. 

Silsile-i aliyyenin yirmi dördüncüsüdür. 

Hindistan'ın Serhend şehrinde doğdu.

Daha üç yaşında iken, kelime-i tevhid söylerdi. 

Kur'an-ı kerimi kısa zamanda ezberledi. 

11 yaşında iken, zikir ve murakabe yolunu babası imam-ı Rabbani 

hazretlerinden aldı. 

Babası istidadının yüksekliğini anlayınca, 

"Hal, ilimden sonra olduğu için, önce ilim okumak gerekir" buyurup oğluna akli ve nakli ilimleri okutmaya başladı. 

Ona, "İlim tahsilini çabuk bitir ki, seninle büyük işlerimiz var" buyururdu. 

14 yaşında iken babasına, "Kendimde bir nur görüyorum ki, 

bütün alem güneş gibi ondan aydınlanmaktadır" diye arz edince, 

babası, 

"Sen zamanın kutbu olursun" müjdesini verdi. 

Daha sonra kendisi, 

"Allah'ü Te'ala'ya hamd olsun. 

Babamın müjdelediğine kavuştum'', demiştir. 

16 yaşında iken, bütün ilimlerin tahsilini bitirip tasavvufa yöneldi. 

Babasının feyizlerine kavuştu. 

Kendisi de, "O esrar denizlerinin dalgıcı oldum" buyurmuştur. 

Öyle yetişti ki, onun bereketi ve feyizleri bütün aleme yayıldı. 

İslam tarihinde hidayeti onunki kadar yaygın olan bir alim ve mürşid görülmemiştir. 

900 bin kişi ona talebe olmuş, talebelerinden 140 bini evliyalık mertebelerine kavuşmuş, 

7 bini de mürşid-i kamil olmuştur. 

Talebeleri onun huzurunda bazen bir ayda, 

bazen bir haftada evliya olurlardı. 

Bazılarını bir teveccühte, makamların hepsine ulaştırırdı.

Babası ömrünün son günlerinde ona: 

"Benim bu dünyada kalmam yalnız kayyumluk vazifesi sebebiyle idi. 

Bu artık sana verildi. 

Bu dünyadan göç etmem yaklaştı", buyurmuştur.

Talebelerinden olan Muhammed Hanif-i Kabili, 

Hocasının himmeti ile çok büyük marifetlere kavuştu. 

Hocasından icazet alarak memleketi olan Kabil'e döndü. 

Halkı irşada başladı.Onu da kıskananlar oldu. 

Bir grup insan, ona gelip, 

"Bir keramet görmedikçe, sizin büyüklüğünüze inanmayız. 

Biz bir ziyafet hazırlıyoruz. Üstadınızı davet ediyoruz. 

Bugün yemek vaktinde Serhend'den Kabil'e bir anda gelmesini bekliyoruz. 

Eğer gelirse, hepimiz senin taleben oluruz" diye ilave ettiler. 

Serhend'den, Kâbile bir ayda gelinemezdi. 

Hâce Muhammed Hanif, hocasına olan bağlılığının çokluğundan bunu kabul edip, "Hocam yemeği yatsı namazından sonra yer. 

Siz yemekleri hazırlayın, geleceğini ümit ederim" dedi. 

Oradakiler gülmeye, alaylı bir şekilde yemekleri hazırlamaya başladılar. 

Vakit gelince "Yatsı vakti oldu. Artık yemek yiyelim" dediler. 

Hace, "Yemeği getirin, üstadım bu saatlerde yemek yer" buyurdu. 

Oradakiler, yemekleri getirirken, 

Muhammed Masum hazretleri altı oğlu ile birlikte evin kapısından içeri girdi. Kendisine hazırlanan yere oturdu. 

Oradakiler bu hali görünce, hayrete düşüp özür dilemek zorunda kaldılar. Muhammed Masum hazretleri "Yalnız Muhammed Hanif'in hatırı için geldim. Yoksa maksadım, sizin ikna olmanız değildir. 

Evliyadan keramet istenmez" buyurdu. 

Hep beraber yemeğe başladılar. 

Oradakiler, sohbetin bereketiyle kalblerindeki zulmetten kurtuldular. 

Onu sevenler arasına girip, saadete erdiler.

 




 



Diğer Makaleleri

- Karamanoğlu Mehmet Bey... / Tarih : 2018-07-15 09:52:18
- Sultan I. Abdülhamid... / Tarih : 2018-07-14 10:08:58
- Bosnalı Abdullah-ı Rumi... / Tarih : 2018-07-13 10:00:39
- Ordu Şeyhliği Ve Asker İmamlar... / Tarih : 2018-07-12 09:35:36
- İmam Ebu Hanife'nin Talebesine Nasihati... / Tarih : 2018-07-11 09:53:34
- Şekerci Cemil Bey... / Tarih : 2018-07-10 09:50:22
- Hz. Mevlana'nın Gönül İkliminden... / Tarih : 2018-07-09 09:52:45
- Tatlı sözlü ve güler yüzlü olalım... / Tarih : 2018-07-08 10:21:15
- Altuncan Hatun'un Eşi Tuğrul Bey'e Vasiyeti... / Tarih : 2018-06-12 09:38:17
- Yetim Malı Yemenin Haramlılığı... / Tarih : 2018-06-11 09:21:35
- Anne babanın yüzüne sevgiyle bakmak ibadettir... / Tarih : 2018-06-07 09:39:55
- Zeyneb Hatun, Zeynünnisa... / Tarih : 2018-06-06 10:27:34
- Abı hayat nedir, nerededir... / Tarih : 2018-06-05 10:00:22
- Gönül İkliminden... / Tarih : 2018-06-04 09:55:41
- Sümbül Efendi Camisi'nde yatan üç sultan... / Tarih : 2018-06-03 09:50:22
- Ahmed Fergani... / Tarih : 2018-06-02 09:23:39
- İmam Serahsi... / Tarih : 2018-06-01 09:10:45
- Ahh Minel-Fırak... / Tarih : 2018-05-31 09:29:32
- Hakim Nisaburi... / Tarih : 2018-05-30 09:13:11
- Şah-ı Nakşibend Hz.leri... / Tarih : 2018-05-29 10:12:02

Diğer İhsan Muslu Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »