Ortadoğu Gazetesi

BÖLGESEL HAMLELER VE TÜRKİYE'NİN KARARLILIĞI

İsmail Özdemir / 2018-04-20 09:54:01

Suriye'de kimyasal silahlı saldırının yaşanmasının ardından ABD, Fransa ve İngiltere üçlüsünün düzenlediği dar kapsamlı ve uzaktan belirlenen hedefleri vurma esasına dayanan askeri harekât sonrasında birbiri ardına yaşanan gelişmeler yakın süre zarfında bölgede önemli gelişmeleri olacağının habercisidir.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron'a kalırsa rejimi hedef alan harekât ile kendi ülkesiyle beraber ABD ve Fransa, gerçekte Türkiye ile Rusya'nın "arasını açmayı başarmış" oldu.

Gerek yaklaşım, gerekse sonuç itibarıyla baştan sona yanlış ve çarpık olan bu değerlendirmede dikkate alınabilecek tek ana konu ise aynı ülkelerin Suriye meselesinde Türkiye'nin son dönemlerde Rusya ve İran'la beraber başlatmış oldukları Astana süreci kapsamında atılan adımlardan duyulan rahatsızlığın ilk kez bu seviyede itiraf edilmiş olmasıdır.

Zira konu Türkiye'ye dayanıyor ve rahatsızlık uyandıran sözler açıkça ifade ediliyorsa, burada dikkat edilmesi gereken mesele ise PKK/PYD terör örgütüne aynı ülkelerin verdiği destektir.

Afrin'e yönelik icra edilen Zeytin Dalı Harekâtı, Suriye'de PKK/PYD terör örgütüne dayandırılan projeleri büyük ölçüde engellemişken, şimdiki durumda aynı amaç çerçevesinde buluşan ülkelerin yeni hamlelerinin birbiri ardına gelmeye başladığını da gözlemliyoruz.

Söz Fransa'dan açılmışken, yakın zaman öncesinde Macron'un talimatıyla Suriye'nin kuzey doğusu ile beraber Menbiç'e yönelik yeni ve yoğun bir Fransız askeri gücünün konuşlandırılmaya başladığını ifade etmek gerekir.

Hatta bu birliklerin yalnızca kara unsurlarıyla sınırlı kalmayıp, bazı taarruz ve diğer askeri amaçlar için kullanılabilen helikopterlerin de özellikle Menbiç'te devriye uçuşu yapmaya başlaması dikkatlerden kaçmamıştır.

Bu durum yerel seviyede de teyit edilmişken, Fransa'nın PKK/PYD terör örgütünün işgali altında olan ve daha çok Türkiye sınırları boyunca uzanan sahada askeri varlık göstermesi, tek başına alınmış ve sadece Fransa'yı ilgilendiren bir karar değilmiş gibi duruyor.

Çünkü ABD Başkanının "Suriye'den yakın zamanda çekileceğiz" demesine rağmen, aynı bölgede ABD güçlerinde de önemli bazı askeri hareketliliğin gözlemlendiğini söylemek gerekir.

İlk olarak ABD yönetimi daha evvel önce açıklayıp, sonra Türkiye'den gelen tepki sebebiyle geri adım attığına dair bir tutum sergilemesine karşın, Suriye'de bulunan PKK/PYD terör örgütünün omurgasını oluşturduğu SDG unsurlarından 60-60 bin kişilik bir ordu kurulmasına yönelik somut çalışmalar sonuç vermeye başlamıştır.

ABD Savunma Bakanlığı'nın 2019 yılına ait bütçesinde Suriye'de PKK/PYD terör örgütünün de dahil olduğu adı geçen 60-65 bin kişilik gruba yönelik silah ve mühimmat sağlanması talebinde bulunmasının açıkça ilan edilmesi de bunun açık bir göstergesidir.

İkinci olarak ABD'nin BM Daimi Temsilcisi ve adı halen Dışişleri Bakanı adayları arasında geçen Nikki Haley'in, Suriye'deki hedeflerini gerçekleştirinceye kadar askerlerini geri çekmeyeceklerini ilan etmesi benzer şekilde ABD, Fransa ve İngiltere'nin rejime saldırı düzenlemesinin hemen sonrasında gelmiştir.

Haley'e göre ABD'nin Suriye'deki hedefleri üç başlık altında toplanarak, "Kimyasal silahların Amerikan çıkarlarına risk teşkil edecek biçimde kullanılmayacağını garanti altına almak, DEAŞ'ın yenilmesi ve İran'ı izlemek üzere avantajlı bir durum sağlamak" şeklinde ifade edilmiştir.

Dolayısıyla ABD'nin son gelişmeler paralelinde ortaya koyduğu tavır Suriye'den çekilmekten ziyade daha uzun vadeli hedefleri olan ve aynı hedeflerin bölgesel risk faktörlerini ve çatışma ortamını destekleyebilecek bir anlayışın üzerine bina ettiği anlaşılmaktadır.

Kuşku yok ki bu eylemlerin varacağı en büyük tehdit algılaması İran ve Hizbullah olduğundan, bu kesimlerin bölgesel etkinliğinin azaltılması ve yok edilmesi için çatışmadan çekinilmeyeceğine dair mesajlar da önümüzdeki süreçte daha açık bir şekilde verilemeye başlanabilecektir.

Diğer yandan ABD'nin bölgeye Suudi Arabistan öncülüğünde oluşturulacak bazı Arap ülkelerinden teşkil edilecek çok yapılı askeri gücün sevk edilmesiyle alakalı bir çalışma içerisinde olduğuna dair bilgiler de mevcuttur.

Buna göre Suudi Arabistan, Mısır ve BEA'dan oluşacak ortak bir askeri gücün Suriye'nin kuzeyinde ABD ordusu ile beraber PKK/PYD'nin kontrol ettiği alanlarda görev yapacağı ve konunun üzerinde yürütülen çalışmalarda sona gelindiği iddia edilmektedir.

Bu süreçte Suudi Arabistan'ın, Suriye'de PKK/PYD terör örgütü işgali altındaki alanlara yönelik olarak yakın zaman içerisinde 300 TIR'dan oluşan bir yardım konvoyu gönderdiği ortaya çıkmıştır.

Yaşanan bu gelişmeleri üst üste koyduğumuzda Türkiye'nin terörle mücadeleyle alakalı kararlılığı karısında çok yapılı bir gücün PKK/PYD terör örgütünü korumak ve bölgesel bölünme projesini hayata geçirebilmek üzere şimdi de İran tehdidini gerekçe göstererek hayata geçirilmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır.

Oysa Türkiye bir önceki MGK toplantısında alınan karar çerçevesinde başta Menbiç olmak üzere terörle mücadele anlamında kendi güvenliğini tehlikeye atan alanlarla alakalı sorumluların gereğini yapmaması halinde "inisiyatif almaktan çekinmeyeceğini" ilan etmiştir.

Dikkat edilirse her yönden ülkemiz açısından sorun oluşturacak bu gelişmelerin gerçekleşeme takvimi 2019 yılına dayanmaktadır.

Normal şartlar altındaysa 2019 yılı Türkiye açısından seçim gündemiyle geçeceğinden belirsizliklerin, milli güvenliğimize tehdit oluşturması ve var olan riskleri daha da arttırması söz konusu olabilecekti.

İşte bu şartlar altında bölgesel gelişmeleri doğru ve yerinde bir zamanlamayla değerlendiren MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli'nin çağrısıyla, genel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 24 Haziran 2018 tarihine alınması oldukça önemli olmuştur.

Alınan bu hayırlı ve doğru olan karar, Türkiye'ye karşı hamle üstünlüğü yakalamak isteyen çevrelerin planlarına yönelik Türkiye'nin karşı milli hamlesi olarak okunmalıdır.

Her ne olursa olsun hayati bir dönemden geçerken siyasi belirsizliklerin Türkiye'nin zaafı haline dönüştürülmesine müsaade edilmeyeceğinin erken seçim kararı alınarak gösterilmesi, Türkiye'nin terörle mücadeledeki kararlılığından asla dönmeyeceği mesajının bir başka yoldan daha net ve kesin bir şekilde her çevreye verilmesini sağlamıştır.




 



Diğer Makaleleri

- FRANSA'NIN TÜRKİYE KARŞITI EYLEMLERİ ARTIYOR / Tarih : 2018-04-25 09:36:39
- SURİYE'DE OYUN YENİDEN KURULMAK İSTENİYOR / Tarih : 2018-04-16 09:05:55
- ORTADOĞU'DA YENİ HESAPLAR / Tarih : 2018-04-09 08:55:39
- ABD VE FRANSA'NIN TUTUMUNU NASIL OKUMALIYIZ? / Tarih : 2018-04-02 09:34:16
- RUSYA GERÇEKTE NEDEN HEDEFTE? / Tarih : 2018-03-30 09:10:50
- TERÖRLE MÜCADELEDE KANDİL VE SİNCAR'IN ÖNEMİ / Tarih : 2018-03-28 09:46:14
- AFRİN SONRASI ORTADOĞU'DAKİ YENİ DÖNEM / Tarih : 2018-03-23 08:18:25
- Dünya'da Güçlü Liderlik Dönemi Başladı / Tarih : 2018-03-21 08:03:36
- TÜRK MİLLETİ'NİN ŞAHLANIŞI / Tarih : 2018-03-18 09:01:19
- YUNANİSTAN SALDIRGANLIĞINI ARTIRIYOR / Tarih : 2018-03-16 08:08:45
- BU KEZ OYUNU TÜRKİYE KURUYOR / Tarih : 2018-03-12 08:21:03
- Dünyada Son Dönemde Yaşananlar Neyin İşareti? / Tarih : 2018-03-07 08:09:19

Diğer İsmail Özdemir Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »