Ortadoğu Gazetesi

BIST
92,475
%-0,25
USD
5,2976
%-0,13
EUR
6,0583
%0,36
Altın
208,8750
%-0,12
SON DAKİKA

Şekerci Cemil Bey...

İHSAN MUSLU / 2018-07-10 09:50:22

Şekerci Cemil Bey, 

1867 yılında İstanbul'un Şehzadebaşı semtinde dünyaya geldi. 

Şehzade Camii'nin başimamı Hasan Tahir Efendi'nin üç oğlunun ortancasıdır. Babası, Cemil Bey'in hafız olmasını istemiş, 

bu sebeple erken yaşlarında hıfza başlatmıştı. 

Cemil Bey, babasını on üç yaşında iken kaybetti. 

Böylece bu sıralarda bir yıl süreyle bedestende bir şekerci yanına çırak olarak çalıştı. 

Daha sonra Şehzade Camii'nin karşısında bir şekerci dükkanı alarak 

''Şekerci'' lakabını aldı ve ölünceye kadar bu mesleği bırakmadı.

İlk musiki derslerine on dört yaşlarında, 

Mabeyinci Basri Bey'den başladı. 

Dört buçuk yıl süren bu derslerden sonra hem repertuarını genişletti, 

hem de ud çalmasını öğrendi. 

Daha yirmi yaşlarında iken, ''İstanbul'un iyi ud çalanlarından bir de Şekerci Hafız Cemil Bey var'' deniyordu. 

Kısa sürede elde ettiği ünü sayesinde ve çok güzel bir sese sahip olduğundan, on altı yaşında iken Mediha Sultan'a imam oldu. 

Bu sıralarda ünlü hanende Enderuni Ali Bey'i tanıdı. 

Türk Musikisi'nin bu büyük ustasından, 

musiki sanatımızın en güç konularından biri olan şed yollarını ve makamları öğrendi.

Ud çalmadaki ustalığı, hanendeliği, musikiye ait bilgisi ve bestelediği eserlerle padişahın dikkatini çekti. 

Otuz bir yaşında olduğu halde 1898 yılında Sultan Hamit'in emri ile hanende, sazende ve muallim olarak Muzika-i Humayun'a alındı.

Bu görevini sürdürürken de üst düzeydeki ailelere musiki derslerine gitmiş, 

asıl mesleği olan şekerciliği bırakmamıştı. 

Muzika-i Humayun'da onüç yıl çalıştıktan sonra kendi isteği ile 1911 yılında emekli oldu. 

Hıdiv Abbas Paşa'nın davetlisi olarak üç ay için Kahire'ye gitti. 

Kısa süre için gittiği Mısır'da on altı yıl kaldı; 

Mısır sarayında musiki öğretmenliği yaptı. 

Bu ülkede çok saygı gördü; hayli öğrenci yetiştirdi; 

Türk Musikisi'nin tanınmasına ve yaygınlaşmasına yardımcı oldu. 

Orada da şekerciliği bırakmadı.  

Musiki edebiyatımızda Hafız Cemil Bey, 

Şekerci Cemil Bey gibi isimlerle tanınan sanatkar, 

İstanbul'da iken Bektaşi Nuri Efendi'nin kızı ile evlenmiş ve bu evlilikten yedi çocuğu dünyaya gelmişti. 

Bunların üçü küçük yaşlarında öldüler. Diğer dört çocuğu baba mesleğini sürdürmüşlerdir. 

16 Kasım 1928 tarihinde Kahire'de öldü ve orada toprağa verildi. 

Kısa boylu, güzel yüzlü, esmer, kısa sakallı, 

uysal ve iyi huylu bir kimseydi. 

Musika-i Humayun'da üniforma ile gezer, özel saz topluluklarına katılır, 

konaklara ve bayilere ud ustalığına giderdi. 

Şekerci Cemil Bey bir şarkı bestekarıdır. 

"Sultani-i Cedid" makamını düzenlemiş, 

aynı makamdan peşrev ve saz semaisi bestelemiştir. Türk musikisinde mürekkep makamdır. 

Şeddi Araban ve Ferhanuma makamlarının karışımından oluşmuştur. Cemil Bey'in üç eserinden başka kullanılmamıştır.

İstanbul'da başladığı bestekarlığa Kahire'de de devam etti; 

orada on altı eser besteledi. 

Şarkılarında genel olarak insanı okşayan, 

saran bir yumuşaklık, bir içlilik vardır. 

Makamlarımızın karakter ve estetiğini pek güzel anlamış, şarkılarda kullanılan ritimleri, melodik kuruluş ve prozodi yönlerini ustalıkla bağdaştırmıştır. 

Hicaz makamında bestelediği ve Recaizade Ekrem'in sözlerini yazdığı Ağır Aksak şarkı en güzel örneğidir. 

''Bir nigah et ne olur halime ey gonca dehen

Göz göz oldu yüreğim gözlerinin derdinden

Niye baktım, niye gördüm, niye sevdim seni ben

Göz göz oldu yüreğim gözlerinin derdinden''

Ud çaldığı için saz musikimize ait birkaç peşrev ve saz semaisi bestelemiştir. 

Bir peşrev, dört saz semaisi ile kırk kadar şarkısı biliniyor.

Oğlu Nurettin Cemil Bey'in anlattığına göre; 

Bir akşam reji tekel komiseri Nuri Bey'in isteği üzerine udunu alıp davete gider. Cemil Bey'i aşağıda bir odaya alan hizmetçi Nuri Bey'e haber vermeyi unutur. 

O anda odada bırakılan tepsiden rakı şişesini alıp bardağa rakı doldurup içmeye başlar.

Biraz sonra canı sıkılmaya başlayınca udunu alıp çalamaya başlar. 

O esnada kapının önünden geçen evin hanımı durumu Nuri Bey'e haber verince, Nuri Bey derhal aşağı iner ve Cemil Bey'den özür dileyerek odasına çıkartır. Biraz muhabbetten sonra Nuri Bey Manzum şiirini uzatarak 

Cemil Bey'den bestelemesini istemiş. 

O sırada dışarı çıkmak ihtiyacını duyan bestekar, bu şiirini Kürdilihicazkar makamımda besteleyerek uduyla Nuri Bey'e sunmuş. 

(Büyük Türk Musikisi Ansiklopedisi)  

''Gezer iken dağ başında

Bir kız gördüm genç yaşında

Yoktu hiç rastık kaşında

Sade gül vardı başında''

 




 



Diğer Makaleleri

- Halk aşığı Behlül Dana... / Tarih : 2018-10-07 11:04:23
- Karamanoğlu Mehmet Bey... / Tarih : 2018-07-15 09:52:18
- Sultan I. Abdülhamid... / Tarih : 2018-07-14 10:08:58
- Bosnalı Abdullah-ı Rumi... / Tarih : 2018-07-13 10:00:39
- Ordu Şeyhliği Ve Asker İmamlar... / Tarih : 2018-07-12 09:35:36
- İmam Ebu Hanife'nin Talebesine Nasihati... / Tarih : 2018-07-11 09:53:34
- Hz. Mevlana'nın Gönül İkliminden... / Tarih : 2018-07-09 09:52:45
- Tatlı sözlü ve güler yüzlü olalım... / Tarih : 2018-07-08 10:21:15
- Altuncan Hatun'un Eşi Tuğrul Bey'e Vasiyeti... / Tarih : 2018-06-12 09:38:17
- Yetim Malı Yemenin Haramlılığı... / Tarih : 2018-06-11 09:21:35
- Anne babanın yüzüne sevgiyle bakmak ibadettir... / Tarih : 2018-06-07 09:39:55
- Zeyneb Hatun, Zeynünnisa... / Tarih : 2018-06-06 10:27:34
- Abı hayat nedir, nerededir... / Tarih : 2018-06-05 10:00:22
- Gönül İkliminden... / Tarih : 2018-06-04 09:55:41
- Sümbül Efendi Camisi'nde yatan üç sultan... / Tarih : 2018-06-03 09:50:22
- Ahmed Fergani... / Tarih : 2018-06-02 09:23:39
- İmam Serahsi... / Tarih : 2018-06-01 09:10:45
- Ahh Minel-Fırak... / Tarih : 2018-05-31 09:29:32
- Hakim Nisaburi... / Tarih : 2018-05-30 09:13:11
- Şah-ı Nakşibend Hz.leri... / Tarih : 2018-05-29 10:12:02

Diğer İHSAN MUSLU Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »