ERDOĞAN, YİNE MAZLUM EDEBİYATI YAPIYOR
Başbakan Erdoğan, siyasi alanda sıkıştığı anda, hemen mazlumları oynamaya başlıyor. İktidara geldikleri günden bugüne, mazlum edebiyatı ile kendilerine oy verenleri etkilemeye çalışan Başbakan'ın, son günlerde yine mazlum edebiyatı yapmaya başlaması dikkatlerden kaçmıyor.
AKP'nin iktidara geldiği günlerde siyaseti başörtüsü ve İlahiyat Fakülteleri üzerine oturtan Başbakan Erdoğan, şimdi de bir söylenti üzerine eşinin başörtüsünden dolayı GATA'ya alınmaması konusunda mazlum edebiyatı yaparak hızla kaybettiği oyları yeniden kazanmaya çalışıyor. Üstelik gerilim istemediği için de eşinin GATA'ya alınmamamsını 3 yıl gündeme getirmediklerini söylüyor.
Başbakan, bu kadarla da yetinmiyor. Mazlumları daha derinden oynamaya çalışıyor ve " Birçok şey yaşadım, bunları gereken yerlerle paylaştım. Ama, anlatırsam ülkem henüz kaldıramaz. Bu yaşadıklarımı da siyaseti bıraktıktan sonra kaleme alacağım" diyor.
HANGİSİ DOĞRU?
Konuyla ilgili bizim çözemediğimiz bir nokta var. Bu noktaya değinelim ve sizlerle paylaşalım. Başbakan'ın başörtüsü konusunu nasıl istismar ettiğini, başörtüsü üzerinden nasıl mağdurları oynadığını daha net görelim.
Üç yıl önce Nejat Uygur rahatsızlanmış ve GATA'da tedavi altına alınmıştı. Uygur'u GATA'da ziyaret etmek isteyen Başbakan'ın eşi Emine Erdoğan'ın bu ziyaretine başörtülü oluşu nedeniyle izin verilmediği iddia ediliyor. Erdoğan da bunu açıklayarak yeni bir gündem yaratmaya çalıştı.
Biz, önce şunu vurgulayalım:
GATA Yönetimi gerçekten Emine Erdoğan'a kapılarını kapatmış olabilir mi? Daha önce yaşananlara bakacak olursak, bunun mümkün olmadığını görüyoruz. Bu satırlar yazılıncaya kadar GATA'dan resmi bir açıklama yapılmadı. GATA Yönetimi açıklama yaparsa kamuoyunun bilgilendirilmesi ve istismarların olmaması açısından bu açıklama yerinde olacaktır.
Şimdi, şu noktaya dikkatlerinizi çekelim:
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 18 Mart 2006 tarihinde bir rahatsızlığı nedeni ile GATA'da tedavi altına alınmıştı. Hürriyet Gazetesi'nde Fatih Çekirge, yazdığı bir yazıda Hayrunnisa Gül'ün GATA'nın arka kapısından hastaneye girdiğini yazmıştı.
Bu haber üzerine Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan, bir açıklama yaparak Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün eşi Hayrunnisa Gül'ün hastaneye arka kapıdan alındığı yönündeki haberlerin doğru olmadığını Gül'e yattıkları andan taburcu oluncaya kadar geçen tedavi süresince Hayrunnisa Hanımın refakat ettiğini ve hastaneye arka kapıdan alınmalarının söz konusu olmadığını açıklamıştı.
Buna göre 18-24 Mart 2006 yılında türbanlı Hayrunnisa Gül'ün GATA'da refakatçi olarak kaldığı görülmüştür.
Burada haklı olarak sormak gerekmez mi? Türbanlı Bayan Gül'e kapılarını açan GATA, acaba türbanlı Başbakan eşi Emine Erdoğan'a niye kapılarını kapatmıştı?
İSTİSMARIN BÖYLESİ
İşte başörtüsü istismarı ve Erdoğan'ın mağdurları oynaması bu noktada başlıyor. Güya, Emine Erdoğan, Nejat Uygur'un eşine telefon açmış. Nejat Uygur'u ziyaret edeceğini vurgulamış. Nejat Uygur'un eşi de bu durumu bazı doktorlara söylemiş. O doktorlardan biri de "Gelmesin" demiş.
Hayrunnisa Gül'e 7 gün kapılarını açan GATA'nın, Emine Erdoğan'a 10 dakikalık ziyareti yasaklaması bu tabloda acaba nereye oturtulabilir, birileri gelsin bunu bize açıklasın.
"Biz mağduruz" edebiyatı yıllar sonra yine hem de Başbakan tarafından gündemin başına oturtuluyor. Ortada gerçek olan bir şey var mı yok mu bu bilinmiyor. GATA bu konuda resmi bir açıklama da yapmadı. Hiçbir şey net değil. O ona bir şey demiş, öteki onu uyarmış. Böyle varsayımlar üzerine siyaset yapılır mı? Böylesine hassas konular gündeme getirilerek ülkeye kan kaybettirilir mi? Biz, bu olup bitenlere bir anlam veremiyoruz. Ancak, Başbakan'ın mağdurları oynamakta usta olduğunu bir kez daha gördüğümüz belirtmek istiyoruz.
Kaldı ki, Başbakan konuşmak istiyorsa, gerçek sorunları gündeme taşımak istiyorsa biz kendisine birkaç konuyu hemen anımsatalım:
PKK ve yandaşları hem kendilerini, hem hukuk sitemimizi hem de ülkeyi tehdit ediyor. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı kendilerine küfür ediyor. İmralı canisi gündem belirliyor. Ama bizim Başbakanımız bunları duymazlıktan geliyor. Yanıt bile vermiyor. Her konuda konuşan, işçisine, memuruna, doktoruna, asker ve hukukçulara karşı savaş açan Erdoğan, asıl savaş açılması gerekenlere ses çıkarmıyor. Mağdurları oynayarak, kendilerini mazlumların yerine koyarak oy avcılığına soyunuyor. |