Bölgenin en önemli iki ülkesi Türkiye ve Mısır bir kavşak noktasında bulunuyor. Mısır'ın Arap dünyasının yeniden merkezi gücü olma şansı var. Buna karşın Türkiye, Avrupa Birliği üyeliği şansı için tabutuna son çiviyi çakarken, bölgenin önemli bir diplomatik aktörü olma fırsatını geri çeviriyor.
Öncelikle Mısır'ı ele alalım. Gazze savaşının akabinde herkes Kahire'ye, komşusu Hamas'ın radikal İslamcı yarı devletiyle olan sınırında devriye görevi yapmak konusunda tercihinin ne olacağını sordu. Mısır silah kaçakcılığının durdurulmasına yönelik yeni bir düzenlemede başı çekmeli. Bunun yanında bu ülke şimdi Filistin yönetiminin kaçınılmaz olarak patronu ve uygun bir uluslararası çabanın Hamas'ı yerinden edip etmeyeceğini belirleyecek. Arap - İsrail barış süreci için olası bir umut veya sadece istikrar sağlanması şimdi Mısır'a bağlı...
Ancak hepsi bu kadar değil. Son aylarda Mısır, İran- Suriye eksenine, radikal İslamcılığa ve -çoğu Arabın tehdit olarak gördüğü- Şii tehdidine karşı Arap direnişinin lideri olma yönünde kararlı adımlar attı.
Dolayısıyla ya Mısır-Suudi Arabistan ya da İran - Suriye, ya ılımlı Arap milliyetciler ya da aşırılıkçı İslamcılar, ya bölgesel istikrar isteyenler ya da savaş ve kan isteyenler üstün gelecek. Mübarek'in büyük bir miras bırakma şansı var. Bu O'na kalmış... Top şimdi Mısır'da.
AK PARTİ'NİN KENDİNE GÜVENİ ARTIYOR
Gelelim Türkiye'ye. Bir süredir Atatürk döneminin sona erdiğini biliyor, artık islamcı eğilimli bir dönemin başladığını görüyoruz. Sadece İsrail'e yöneltilen beklenmedik suçlamalardan bahsetmiyoruz. Mesele sadece Türk Yahudileri yakın tarihte en fazla ürküten Yahudi karşısı söylemlerde bulunulması da değil. Mesele, iktidardaki Ak Parti'nin kendine artan güveniyle birlikte, İslam eğilimli gündemini daha açık bir şekilde takip etmesi ve bir şekilde gözle görülür olarak İran ve Suriye'ye yakınlaşmasıdır.
Ak Parti'yi kuzu postuna bürünmüş kurt olarak görünmeye iten nedir? Ak Parti seçimden seçime desteğini artırıyor. Muhalefet bölünmüş ve yetersiz durumda. Medya sindirilmiş, ordu ise darbe planı iddialarıyla gerçekleştirilen tutuklamalar nedeniyle frenlenmiş vaziyette. Ülke için yeni bir Anayasa hazırlanıyor. Ülkenin kurumları sistematik bir şekilde ele geçiriliyor, parti adamlarını bürokrasiye getiriyor. Üniversiteler eski düzeninden koparılmış durumda...
İşin acı bir yönü de İran ve Sudan Devlet Başkanlarının birer kahraman gibi görülmüş olmaları.
TÜRKİYE'NİN YERİ ARTIK BATI DEĞİL
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan sonunda Türkiye'nin nereye ait olduğu sorusuna cevap vermiştir ve görünüşe göre bu yer Batı değildir.
Ölümünden 72 yıl sonra Cumhuriyet'in kurucusu Kemal Atatürk'ün kemikleri mezarında sızlıyordur. Zira, Ak Parti artık ziyarette bulunan İslami liderleri Ankara'ya davet etmiyor.
Erdoğan hükümeti, İsrail- Suriye görüşmelerine ev sahipliği yapmakla övünüyordu. Ancak şimdilerde İsrail'in Türkiye'ye güvenip güvenmeyeceği şüpheli. Ayrıca Avrupa Birliği, Türkiye'yi seçilmiş kulübün dışında tutmak için nedenler arıyor.
Hükümetin, radikal güçlerle açık ortaklığı pek çok Türk vatandaşını dehşede düşürüyor. Ankara yakın bir gelecekte pek çok dostunu kaybedecek. Mevcut şartlar da Mısır için büyük bir fırsat söz konusu. Korkarım Ankara'nın kaybı, Kahire'nin kazancı olacaktır.