CESUR OLMAK YETMEZ
"Kutadgu Bilig" de, Yusuf Hashacip'in, "ülkeyi idare edenlerin bilgili ve akıllı olması gerekir. Çünkü bilgi ile işe başlanır, akılla sonlandırılır" şeklindeki nasihati, devleti yönetenlere ve siyaset önderlerinedir.
Elbette ki, herkesin aklı vardır. Ancak akıllı olmak demek; kendi davranışlarını bilmek, kontrol edebilmek, doğru ve yanlışlarını değerlendirebilmek yeteneğidir. Bu anlamda akıllı olmak insana has bir meziyettir. Tefekkür için de, akıl şarttır. Tefekkür eden birisi, aklın sınırsız ve ne derece büyük bir hazine olduğunun farkındadır. Aklını; yerinde, zamanında ve doğru bir şekilde kullanan insan, kendinden emin olur, toplum da, ondan emin olur.
Bu nedenledir ki siyaset kurumunda ve devlet hayatında rol alan kişinin bir de; siyasal akla ihtiyacı vardır. Şüphesiz Siyasal akıl, politikacıların ve idarecilerin gelecek öngörülerinin isabetli olmasını sağlar. Bunalımlı dönemlerin basiretle atlatılmasına vesile olur. Maalesef ülkemizdeki gelişmeler öylesine hızlı, olayların birbirleriyle ilişkisi öylesine karmaşık ki, bunları analiz etmek, doğru yorumlamak ve sağlıklı bir yol haritası çizmek, daha da güçleşmiştir. Hele hele siyasal akıldan uzak, Hükümet tarafından bilinçli bir şekilde fitili ateşlenen bugünkü siyasi kargaşa, milletimizi derinden üzmekte ve bunaltmaktadır. Milletimizin siyaset kurumundan beklentisi, içinde yaşadığı sosyal ve ekonomik bunalımdan çıkarılarak, huzura ve refaha kavuşturulması, emniyet ve özgürlük içinde yaşamasının temin edilmesidir. Bu haklı taleplerin sağlanmasında en büyük görev hâliyle, "siyasal akıl" sahibi idareci ve siyasetçilere düşmektedir. Zira siyasal akıl sahibi olan devlet ve siyaset adamı; krizden beslenerek kısa vadede başarılı olmanın geçici olduğunun farkında olup, siyasette kalıcı olmanın ise uzun vadeli icraatlarla, projelerle ve bunları gerçekleştirecek sosyal, ekonomik ve kültürel politikalarla gerçekleşeceğinin şuurundadır. Siyasal akıl sahibi siyasetçiler; farklılıkları ve krizleri yönetmeyi bilir. Siyasal akıl sahipleri; milli çıkarlarımızı en iyi şekilde korur ve bu uğurda cesur, emin ve kararlı adımlar atarlar.
İlham kaynağı Türklük gurur ve şuuru, değer yargısı İslam ahlak ve fazileti olan Türk milliyetçileri, şayet siyasal bir aklı sergilemek istiyorlarsa her halde yapacaklarının önceliğini; doğruluğun, hakkaniyetin, adaletin herkes için geçerli olduğu bir siyaset anlayışına inanmak ve milletimizi inandırmaktır. Çünkü siyaset sadece devlet işlerini yürütmek değildir. Siyaset aynı zamanda insan yönetme sanatıdır. Bu sanatın doğru icra edilmesi toplumsal hayat için olmazsa olmazların başında gelir. Bunun içindir ki; sadece muhalefet üzerine siyaseti kurgulamak eksiktir ve netice alınmaz bir yoldur. Evvela kendimizi, bağlı olduğumuz değer yargılarımızı ve siyaset projelerimizi insanımızın ayağına giderek anlatmalıyız.
Bıkmadan, usanmadan demeliyiz ki; AKP'nin siyasi anlayışında; İktidara ulaşmak için her yol mubahtır. Bu anlayışta toplum hakkının bir değeri yoktur. İktidar zümresi dışında ve onların bir kaç dalkavuğunun dışında hiç kimsenin yeri yoktur. Her şey iktidar sahiplerinin çıkarlarına hizmet edecek şekilde tasarlanmıştır. Bu düzenlemede doğruların ve doğru şeyler söyleyenlerin yeri yoktur. Eğer bu doğru siyaset ise, biz bu doğru siyasetin dışında kalacağız. Her türlü kirliliğin meşru olduğu, iktidar sahibi olmak için değerlerin satılmasının marifet sayıldığı, rüşvetin, haksız mal edinmenin dolandırıcılığın, teslimiyetin din kisvesi altında helal gösterildiği bu siyasi zihniyetin sömürüsüne son vermek için, milletimizin bize de bir şans vermesini diliyoruz".
AKP'nin 'yalan, rüşvet, kaypaklık, sahtekârlık, haksızlık, düzenbazlık ve fitne' üzerine teşkil ettiği siyasetinin, bugün farkında olamayıp doğru bir siyaset diye anlayanlar ve övenler olabilir. Ancak siyasal akıl sahibi birisinin yapacağı iş; belli bir zümrenin korunduğu, her türlü haksızlığın meşru olduğu bir siyaset anlayışının temsilcisi AKP'nin karşısında, adaleti hakkıyla temsil edeceğine inandığı kendi siyasal kimliğinin, hedefini gerçekleştirmek için samimiyetle ve şevkle gayret sarf etmesidir. "Hak için, halkla beraber" ilkesinin gereği, halkın içinde, halk gibi yaşayarak toplumuyla bütünleşmesidir.
Bugün AKP eliyle yaşadıklarımız, milletimizin utancı olması gerekirken, şayet birileri kalkmış bunları halen yüceltiyorsa, o zaman biz MHP'li Türk milliyetçileri de, siyasal bir akılla, elimizde üç hilal Genel Başkanımız Devlet Bahçeli'nin öncülüğünde, tarihimize ve misyonumuza yakışır bir aşkla "Tek Başına İktidar" yolculuğuna çıkmalıyız. Bunların müstemleke zihniyetlerini alaşağı etmeli, dayatmalarına son vermeliyiz. Türk milletinin onurunu korumak, bölücülüğü bertaraf etmek, bin yıllık kardeşliği yaşatmak için, haktan ve haklıdan yana olmak için, rüşvete, yalana, hırsızlığa karşı olmak için, eşitsizliği ortadan kaldıracak bir yönetim anlayışını iktidar kılmak için; evvela tespit ettiğimiz kendi eksikliklerimizi tamamlayarak, daha sonra kokuşmuş bu düzene karşı amansız bir mücadeleyi programlayarak, yollara revan olmalıyız.
Hülasa unutmamalıyız; Seçim kazanmak için; "Akıllı olmak" yeter. Ancak ülke yönetmek için mutlaka "Siyasal Akla" ihtiyaç vardır. Bu temel esas, aynı zaman da siyasetin de anlamıdır. |