Başbakanın başörtüsüne sardıkları
Başbakan Peygamber ve başörtüsü istismarı ile kafa karıştırıp gerçek gündemi unutturmaya çalışıyor. Ancak, artık mızrak çuvala sığmıyor.
İmandan, izandan bahsedenler; önce Rasmussen'in nasıl terfi ettirildiğinin, Irak'da 1,5 milyon Müslümanı katleden ABD askerlerinin ülkelerine sağ salim dönmeleri için yaptıkları duanın, başörtüsü meselesinin çözümü için attıkları imzayı bırakıp kaçmanın, çuvalcı Generali devlet töreni ile karşılamanın hesabını vermek zorundadırlar.
Ajda Pekkan şarkı, İbrahim Tatlıses türkü, Sertap Erener arya, Orhan Gencebay arabesk söyleyecek, Sezen Aksu beste yapacak, Yılmaz Erdoğan milleti güldürecek ve böylece terör ve bölücülük bitecek, Türkiye huzur bulacak! Meğer mesele ne kadar basitmiş. Şimdiye kadarki hükümetler bunu nasıl düşünemediler? Bu başbakan hakikaten bulunmaz bir deha!
Başbakanın MHP'ye karşı takındığı kin ve nefreti dillerine dolayanlar, bir de dönsün İmralı canisi ile ne kadar iyi anlaştığına, onun projelerinin ne kadar ciddiye alındığına baksınlar! Bundan daha büyük tahammül, bundan daha büyük anlayış, bundan daha güzel demokrasi olabilir mi? Yani neredeyse, "maşallah, tek yumurta ikizi gibiler" diyeceğim. Sayın başbakanımız aynı yakınlığı, aynı samimiyeti Barzani'ye, Raszmussen'e, Obama'ya da göstermiyor mu? Daha ne yapsın?
ORHAN KARATAŞ
--------------------------------------------------
Başbakanın telaşı, olayları çarpıtma ve milletin aklıyla alay etme gayreti, Meclis baskının planlanarak yapıldığını ortaya koyuyor. Orduya, yargıya yaptıkları gibi her şeyi önceden tezgahlamışlar, fırsat kollamışlar ve harekete geçmişlerdir. Nitekim, kendi partilisinin peygamber benzetmesine, olayın bir yıl önce MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural tarafından bir basın toplantısıyla kınanmasına ve bunun gazetelerde yer almasına rağmen, 3 yıl hiç ses çıkarılmamıştır. Bu terbiyesizliğin meclis kürsüsünden Osman Durmuş tarafından hatırlatılmasına da 2 saatten fazla bir zaman hiçbir itiraz gelmemiştir. Sonra belli ki biryerlerin dürtmesiyle, beklenen fırsatın bu olduğuna karar verilerek, harekete geçilmiştir.
Hırsıza "hırsız" demek suç
İşin esasını kısaca hatırlayalım: Mesele hırsızlık yaparken yakalanan birine, "sen hırsızsın" demekten ibarettir. Ancak, başbakan bu olayda hırsızlık yapanı değil, "hırsızı ifşa edeni" hedefe koymuştur ve milleti de hırsızlık yapmanın değil, "hırsız" demenin suç olduğuna inandırmaya çalışmaktadır. Aynı durum başörtüsü için de geçerlidir. Kendi eşinin başörtüsünü istismar etmiş ve mağduru oynamıştır. MHP'nin istismarı ifşa etmesiyle de telaşlanmış ve hemen tezgahladıkları oyunu sahneye koymuşlardır. Bağırıp çağırarak, arkasındaki besleme medyayı kullanarak, insaf, vicdan ve ahlak sınırlarını sonuna kadar zorlayarak, bu gerçeği milletten saklamaya ve milletin kafasını karıştırmaya çalışıyorlar.
İki taraflı oyun
Bu tezgahın niye MHP üzerinden kurulduğu gayet açıktır. Daha öncede yazdık. MHP'nin meclise girmesi ile yalan, talan ve ihanet siyaseti deşifre edilmiş ve bu durum AKP'nin kimyasını bozulmuştur. AKP hızla erirken, MHP'nin tek başına iktidara yürüdüğü çıplak biçimde görülmektedir. Planlanan oyun iki taraflıdır. Bir tarafında yalan, çarpıtma ve iftira taarruzu ile MHP'nin millet önünde zor durumda bırakılması vardır. Diğer tarafta ise ülkemizin ağır bir kuşatmaya alınmasını, açlık, yoksulluk, yolsuzluk ve sefaleti gizleme gayreti yer almaktadır.
Terörü türkü söyleyerek çözecekler
Türkiye yıkım projesi ile ayrıştırılmış ve birbirine düşürülmüştür. Başbakan şimdi sanatçıları toplayarak yeni bir tiyatro sahnelemektedir. Yıkım projesini sanatçı kılıfına sarmaya çalışıyor. Ajda Pekkan şarkı, İbrahim Tatlıses türkü, Sertap Erener arya, Orhan Gencebay arabesk söyleyecek, Sezen Aksu beste yapacak, Yılmaz Erdoğan milleti güldürecek ve böylece terör ve bölücülük bitecek, Türkiye huzur bulacak! Meğer mesele ne kadar basitmiş. Şimdiye kadarki hükümetler bunu nasıl düşünemediler? Bu başbakan hakikaten bulunmaz bir deha!
Peygambere hakaretin karşılığı
Sayın başbakan, bu tiyatrolara milletin karnı tok. Siz bu tiyatroları oynuyorsunuz diye, millet Rasmussen gerçeğini unutacak mı sanıyorsunuz? Rasmussen Peygamber efendimize hakaret yağdıran Danimarka'nın başbakanı değil miydi? Ülkesinin medyasında yer alan karikatür alçaklığını savunmadı mı? Peki siz bu sicildeki bir adamı, tıpkı sizi Peygamberle bir tutacak kadar ileri giden Aydın İl Başkanınızı İl Genel Meclisi üyeliğine terfi ettirdiğiniz gibi, NATO Genel Sekreterliği ile ödüllendirmediniz mi? Dahada ileri giderek iki gün önce Türkiye'de krallar gibi karşılayıp, kuş sütü ile beslemediniz mi? Nerede kaldı sizin Peygamber sevginiz? Nerede kaldı sizin Müslümanlığınız?
Tarihin en ağır hakareti
Çuvalcı Generali nereye koyacağız sayın başbakan? Türk tarihindeki en ağır hakareti devri iktidarınızda yaşadık. Bunun hesabını sormayı bir kenara bıraktık, bir nota bile veremediniz. Bu da yetmedi, bu beklentide olanlarla, "müzik notası mı?" diyerek alay ettiniz. Şimdi de o generali büyük törenlerle karşılayıp, Türkiye'de ağırlıyorsunuz. Bu millete bundan daha ağır hakaret, bu milletin değerlerine bundan daha beter aşağılama olabilir mi?
ABD askerlerine dua edenler
Peygamber istismarı ve eşinizin başörtüsüne sardıklarınız bu kadarla bitse şükredeceğiz. Türk askerlerinin Afganistan'da devriye görevine çıkacak olmasını neyle izah edeceksiniz sayın Başbakan? Anlaşılan Eşbaşkanlık göreviniz bunu gerektiriyor. Bu açıkça Müslümanı Müslümana kırdırma projesini değil midir? Irak'da 1,5 milyon Müslümanın kanını akıtan ABD askerlerinin, sağ salim ülkelerine dönmesi için dua eden siz değil misiniz? Din, iman, Allah korkusu, Müslümanların kardeşliği nerede kaldı? Şimdi sırada İran var. ABD ile kapalı kapılar arkasında yeni bir işgalin yapılması için çanak tutmanızı bu millet görmüyor mu? Ermeni'ye nasıl teslim olduğunuzu ve bunun maliyetini, Kıbrıs'daki ihaneti unutturacağınızı mı zannediyorsunuz?
Diğer eserleriniz
Sadece dışarıdaki vahamet değil, içerideki perişanlık da Peygamber istismarı ve başörtüsüne sarılarak unutturulmaya çalışılıyor. Tekel işçileri bu kış ortasında çocuklarının rızkı için canlarını ortaya koydular. AKP Genel Merkezinin önünde insanlar kendilerini yakıyor. İşsizlikte dünyada ilk beşe girme başarısı bu hükümete aittir. Üniversite bitirenler, onbirler halinde toplanıp Ankara'da "iş istiyoruz" diye haykırıyor. Protesto olan çek ve senet bir önceki yıla göre dörde katlanmış. Kredi kartı mağduru sayısı üçe katlanmış. Enflasyon yeniden yüzde10'lara tırmandı. Memura emekliye verilen zam, vergi zamlarının yanında çok küçük kaldı. Toplumun istisnasız bütün kesimleri isyan halinde. Çok daha vahim olan, ahlaksızığın, hırsızlığın, fuhuşun, çetelerin, mafyanın her yanı sarmış olmasıdır. Çocuk kaçırmaları ve cinayetler korkunç boyutlara ulaştı. Uyuşturucu kullananlar ve intiharlar da Avrupa ülkelerini yakaladık. Gazetelerde her gün çok acı haberler okuyoruz. Bütün bunlar sizin eseriniz değil mi sayın başbakan?
İyi şeyler de oluyor!
Elbette Türkiye'nin gündemi bunlardan ibaret değil. Güzel şeyler de oluyor. Mesela sayın başbakanımız işçilikten gelmesine ve hayatında yaptığı bütün işler belli olmasına rağmen, dünyanın en zengin başbakanları arasına girmeyi başarmıştır. Yandaşların, beslemelerin, akrabaların, oğulların kısa zamanda nasıl kalkındıkları, nasıl serpildikleri, nasıl mal mülk, holding, gazete, televizyon, gemi, pırlanta dükkanı sahibi oldukları, bütün dünyaya örnek teşkil etmiştir.
İşte demokrasi
Siz bakmayın başbakanımızın tahammülsüz ve despot gösterilmesine, tek adam ilan edilmesine! MHP'ye karşı takındığı kin ve nefreti dillerine dolayanlar, bir de dönsün İmralı canisi ile ne kadar iyi anlaştığına, onun projelerinin ne kadar ciddiye alındığına baksınlar! Bundan daha büyük tahammül, bundan daha büyük anlayış, bundan daha güzel demokrasi olabilir mi? Yani neredeyse, "maşallah, tek yumurta ikizi gibiler" diyeceğim. Sayın başbakanımız aynı yakınlığı, aynı samimiyeti Barzani'ye, Raszmussen'e, Obama'ya da göstermiyor mu? Daha ne yapsın?
Mızrak çuvala sığmıyor
Milletin gerçek derdi, ülkenin gerçek gündemi bunlardır. Ne Peygamber istismarı, ne de başörtüsü oyunları sizi kurtarmayacaktır. Sizin başörtüsü konusunda zerre kadar samimiyetiniz olsaydı, bu milletin inançlarına zerre kadar saygınız bulunsaydı, MHP ile birlikte bu işleri düzeltmek için attığınız imzaya sahip çıkardınız. Sizi Peygamberle eş tutan terbiyesizi terfi ettirmezdiniz. Camide bayanların başı açık şekilde erkeklerle aynı safta namaz kılması sizin zihniyetinizin eseri değil midir? Papaz cübbesi giymek, Papa'nın heykeli önünde imza atmak İslamiyet'in gereği mi? Bunların olmadığını söyleyebilir misiniz? Bunların hangisi imana, vicdana, ahlaka, izana sağıyor? Bu millet bunları görmüyor mu, bizzat yaşamıyor mu? Beslemelerinizle birlikte kafa karıştırarak bunları unutturacağınızı mı zannediyorsunuz? Boşuna çırpınıyorsunuz sayın başbakan. Mızrak çuvala sığmıyor artık. |