Ağaç Kök Üstünde Büyür
Son senelerde gazete okumak haber programları seyretmek azap oldu. Torun nineyi bileziklerini almak için öldürdü, kızı annesini kesti, oğul babayı öldürdü. Çocuklarının ilgilenmediği yaşlı kadın, sokakta yaşıyor. Binden fazla çocuk kayıp bulunamıyor. Annesi de babası da istemedi çocuklar ortada. Bu haberleri ve yüzlercesini her gün okurken kimimiz elimizi tahtaya vurup, evlerden ırak diyoruz veya kendi ailemizi düşünüp Allah'ım gösterme diye dualar ediyoruz, kimimiz halimize şükrediyoruz ama her haber önce gözümüzde yaş sonra kalbimizde kaygı haline geliyor ve çoğaldıkça duyarsızlaşıyoruz, alışıyoruz.
Başbakanın değimiyle bunu da hazmediyoruz. Peki hazmettik sorun çözüldü mü? Yooo!.. Mucizevi bir şekilde sonlanabildi mi tabii ki hayır. Biliyoruz ki çözülmeyen problemler dağdan düşen kartopları gibi yuvarlanarak büyür, çığ haline gelir. O zaman bu problem neden artarak çoğalıyor diye soralım. Ve cevabını çok eskilerden, atalarımız söylesin " Ağaç Kök Üstünde Büyür". Evet toplumlar aileler üzerinde büyür. Ne yazık ki bizim toplumumuzda aile kurumu çöküyor. Kökler çürümek üzere ağaç sallanıyor ama çare ya aranmıyor ya da bulunamıyor. Çünkü dışarıdan adapte ettiğimiz modernizm akımı bize sadece özgürleşmeyi ve zevk peşinde koşmayı öğretti. Bunun sonucunda özgür ama yalnız insanların kurmaya çalıştığı aile bir düzen tutturamadı. İki yalnız yürek bir tam yürek olamıyor, İki özgür insan bir yuvayı kuramıyor. Hadi kurdu diyelim yürütemiyor. Çünkü atalarımızın güzel bir sözü daha var " Ağacın Kurdu İçindedir " aileler bu sözü anlamadan kendi içlerini kemiren maneviyatsızlık, yalnızlık, inançsızlık kurtlarıyla mücadele etmeye çalışıyorlar.
Daha birbirleriyle egemenlik çatışmaları bitmeden çocukları oluyor, bu seferde onları bize yabancı fikirlerle yetiştirmeye çalışıyorlar. Dede Korkut "Oğul babadan görmeyince öğüt almaz, Kız anadan görmeyince sofra çekmez" der. Şimdi en fazla dört beş kişilik çekirdek ailelerde çocuklar değil öğüt almayı, sofra sermeyi, anne babalarını görmeden yetişiyorlar. Baba onları okullarına, kurslarına bırakıyor, eve döndüklerinde anne yerine börek buzdolabında, yemek mikro dalgada diye, notlar buluyorlar, yemeklerini yalnız yiyip anne sıcaklığı yerine, oyuncak ayılarına sarılarak uyuyorlar.
Bütün bunların sonunda, aile ocağı kavramından uzak, soğuk ve mesafeli evlerde, ayakları yere basmadan yetişen çocuklarımız, büyüdüklerinde maddiyat için her şeyin yapıldığı bir kurtlar sofrasında buluyorlar, kendilerini. Ve yine kendileri gibi özgür ama yalnız kişilerle mutsuz yuvalar kuruyorlar. Kurdukları ailelerin kökleri yani dedeleri nineleri artık uzakta! Geçmiş kültürü yansıtan masallardan, ninnilerden, manilerden, dizlerinde zıpladıkları sevgi dolu kucaklardan yoksun, güven ve aidiyet duyguları gelişmemiş çocuklar olarak büyüdüklerinde, patlamaya hazır, öfkeleri burnunda bireyler haline geliyorlar. Öfkelerini kendilerine en yakın kişilere kusarak bir anlamda, yetiştikleri düzenin intikamını alıyorlar.
Şu an da memleketimizde yüzlerce genç patlamaya hazır serseri mayın gibi dolaşıyor ve her gün birkaç tanesini gazetelerin 3. sayfasında cinnet haberleri ile görüyoruz. Bu duruma dur demek için milli değerlerimizle yoğrulmuş ve günün şartlarına uyum sağlamış yeni bir aile modelini oluşturmak gerekir.
Unutmayalım," Ağaç Kök üstünde Büyür " Köklerimizi bulmak, unutmamak, unutturmamak dileğiyle Hoşça kalın. |