Ortadoğu Gazetesi

ABD BAşkanı Yalan mı Söyledi?

İsmail Özdemir / 2017-11-29 08:52:41

Rusya'nın Soçi kentinde gerçekleştirilen üçlü zirvenin ardından Türkiye ve ABD arasında yaşanan diplomasi trafiği hızından hiçbir şey kaybetmeden yeni bir ivme daha aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile BAD Başkanı Trump arasında, geride bıraktığımız hafta bir telefon görüşmesi olmuş, o görüşmede ABD Başkanı Trump'ın terör örgütü PKK/PYD'ye yönelik IŞİD'le mücadele ve Rakka'nın alınması gerekçesiyle başlatılan silah sevkiyatının artık yapılmayacağını söylediği ifade edilmişti.

Bu ifadeyi kamuoyu ile paylaşan ve görüşmenin şahitlerinden olan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Türkiye'ye verilen böylesi bir sözün uygulamada takipçisi olunacağını açıklamıştı.

Zira mevzu ABD'nin, PKK/PYD terör örgütü ile olan ilişkisine geldiğinde, Türkiye'nin geçmişten gelen haklı çekinceleri mevcuttu ki Washington bu minvalde daha evvel verilen pek çok sözü yerine getirmemişti.

Örneğin Suriye'nin Menbiç bölgesi Arap yoğunluklu bir yerleşim birimi olmasına karşın Türkiye'nin itirazlarına rağmen PKK/PYD'i teröristleri destekleyerek, buranın IŞİD'ten alınmasına öncülük eden ABD, Menbiç'in alınmasından sonra PKK/PYD'nin geri çekileceği sözünü tutmamıştır.

Bezer şekilde Rakka'nın alınması meselesinde de aylar boyunca Türkiye'yi oyalayan ABD, netice aşamasına gelinde operasyonu PKK/PYD'li teröristlerce SDG kılıfı altında yapacağını duyurmuş ve Menbiç konusunda olduğu gibi müttefiklik ilişkileri şöyle dursun, diplomatik nezaket ve egemen ülke tutumuna yakışmayacak bir yol izlemişti.

Böylelikle ABD yönetimi Suriye iç savaşı başladığından bu yana PKK/PYD'ye verdiği destek sayesinde Suriye'nin yaklaşık olarak dörtte birlik toprak alanının aynı terör örgütü tarafından kontrol edilmesini sağlamıştı.

Gelinen aşamada Suriye'nin en büyük barajları, petrol ve doğalgaz yatakları ABD desteğindeki PKK/PYD terör örgütünün kontrolüne geçerken, siyasi çözüm çabalarının yoğunlaştığı bir gündemde ABD Savunma Bakanlığı Suriye'deki askeri varlığını çekmeyecekleri duyurmuş, üstelik bu ilan Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Trump arasındaki telefon görüşmesinin hemen arifesine denk gelmişti.

ABD Başkanı Trump'ın "PKK/PYD/YPG'yi silahlandırmaya son vereceğiz" sözünü vermesinin üzerinden çok geçmeden, geride bıraktığımız gün ABD'nin yaklaşık 100 TIR'lık bir askeri konvoyla yeni silah ve askeri araçları bölgede bulunan teröristlere göndermesi ise Türkiye'ye karşı sergilenen samimiyetsizliğin ve oyalama taktiğinin en son örneği oldu. 

Ayrıca ABD Savunma Bakanlığı'nın, terör örgütü PKK/PYD/YPG'ye verilen desteğin "yeniden değerlendirme sürecinde olduğu" yönündeki açıklaması da, daha önce verilen silah ve askeri araçların geri alınması şöyle dursun, yeni koşullara göre ABD'nin "genel stratejisinden sapmayan" yeni bir taktiği uygulamaya koyduğunu gözler önüne sermiştir.

Şimdiye kadar sadece PKK/PYD terör örgütüne silah ve eğitim desteği verip, Suriye'nin kuzeyinde ama özellikle de Fırat Nehri'nin doğusunda alan açmaya koyulan ABD'nin, bundan sonrası açısından da bölgede varlığını koruyarak PKK/PYD'yi himaye eden bir pozisyon alacağı kesindir.

Suriye'de 14 askeri üssü bulunan ABD'nin asıl amacının PKK/PYD üzerinden oluşturduğu, yakın gelecekte konumunu meşru zemine kaydırmayı amaçladığı yapılanmayla bölgede bir terör devleti yaratmak olduğu her halinden bellidir.

Dahası bu sözde devletin sınırlarının yalnızca Irak ve Suriye'nin kuzeyleriyle sınırlı kalmayıp, Türkiye'den de toprak koparmayı amaçladığı artık bir sır olmadığı gibi PKK'nın sözde 40. Kuruluş yıldönümü sebebiyle yaptığı kongrede yaptığı kararlardan da anlaşılmaktadır.

Bu nedenle ABD Başkanı ile ABD Savunma Bakanlığı arasında bir uyumsuzluk olduğu tespitini yapmak doğru değildir!

Özde var olan gerçeklik, bölgede Türkiye'nin de bölünmesinin amaçlandığı genel bir stratejinin devrede olduğudur.

Mevcut koşullar şuan için böylesi bir sürecin hayat bulamayacağını işaret edebilir.

Ancak gerek bölgesel bazda İsrail ve Suudi Arabistan'ın yakınlaşması, gerek İran üzerinde oluşturulmaya başlanan baskı, gerekse ABD'nin Türkiye'ye karşı mümkün olan her alanda yürütmeye koyduğu istikrarsızlaştırma tutumu uzak olmayan bir gelecekte Suriye, Irak, İran ve Türkiye'den alınacak topraklarla yeni bir terör devleti kurmanın hedeflendiğini gözler önüne sermektedir.

Bu sürecin belki de en can alıcı noktası Rusya'nın, ABD ile Suriye'nin geleceği konusunda ne gibi örtülü bir anlayış içerisinde olduğudur.

Şayet Türkiye ve İran üzerinde yoğunlaştırılan istikrarsızlaştırma faaliyetleri başarılı olursa, Moskova Suriye'de iki ülkeyle izlediği stratejiyi yeni bir aşamaya taşıma yolunu seçebilir mi?

Ya da Ortadoğu'da vukuu bulabilecek yeni bir savaş ortamında ana hedef hangi eksen üzerinde kurgulanacak ki dört parçalı sözde devlet için makul koşullar oluşabilsin?

Bugünlerde bölgesel bölünme projelerini hayata geçirmeye çalışan çevreler de, buna engel olmaya çalışan güçler de aynı sorulara odaklanmış durumdalar.

Suriye krizinin başladığı günden bugüne kadar, aradan geçen 6 yılı aşkın zaman zarfında PKK/PYD terör örgütüne IŞİD'le mücadelenin çapını fersah fersah aşıp, sayısı 100 bini bulabileceği ifade edilen ve neredeyse bir orduyu donatmaya yetecek kadar verilen silahlar boşuna bölgeye gönderilmemiştir.

Bu silahlar bölgede sergilenmek üzere gönderilmemiştir, ana amaç bir sonraki safhada kullanılmaları ve terör örgütü haricinde diğer güçlü ordular karşısında, ilan edilecek üst projeye uygun olarak savaş meydanına taşınmasıdır.

Türkiye bölgeyle alakalı artık eskisinden çok daha fazla uyanık olmak mecburiyetinde iken, kendi üzerinde yoğunlaşacak siyasi ve ekonomik saldırılara karşı da teyakkuzda olmalıdır.

Bunun ne kadar süreceğini şu aşamada kestirmek güçtür.

Ama insan 25 Eylül'de sözde bağımsızlık referandumu yapmadan önce Barzani'ye, ABD öncülüğündeki ülkelerce sunulan teklifte neden "3 yıl bekle" denildiğini düşünmeden edemiyor.




 


Diğer Makaleleri

- TRUMP'IN KUDÜS KARARININ NEDENLERİ / Tarih : 2017-12-11 08:35:57
- ABD'nin Kudüs Kararı Nasıl Bir Etki Yaratacak? / Tarih : 2017-12-08 08:52:00
- Kudüs'ü İsrail'in Başkenti Yapma Tezgâhı / Tarih : 2017-12-04 07:48:35
- Türkiye'ye Baskı ve Şantaj Politikası Sökmez / Tarih : 2017-12-01 08:41:02
- SURİYE KONUSUNDA TÜRKİYE'NİN ARTAN ETKİSİ / Tarih : 2017-11-27 08:31:36
- SURİYE'DEKİ SİYASAL SÜRECİN ZORLUKLARI / Tarih : 2017-11-24 08:30:04
- Afrin'e Müdahale Zamanı Geldi / Tarih : 2017-11-22 08:53:17
- LÜBNAN NEDEN HEDEFTE? / Tarih : 2017-11-13 08:41:50
- Petrole Dayalı Sistem Çökerken / Tarih : 2017-11-10 08:40:35
- SUUDİ ARABİSTAN'DA GERÇEKTE NELER OLUYOR? / Tarih : 2017-11-08 07:49:20
- TÜRKİYE YÜKSELİRKEN SORUMLULUKLARIMIZ / Tarih : 2017-11-03 08:39:43
- BARZANİ SONRASI PKK/PYD’Yİ KULLANMA ÇABALARI / Tarih : 2017-11-01 17:07:21
- IRAK'A AÇILACAK YENİ SINIR KAPISININ ÖNEMİ / Tarih : 2017-10-30 09:24:31

Diğer İsmail Özdemir Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »