Ortadoğu Gazetesi

Baraj sapkınları

Orhan Karataş / 2017-11-13 08:43:39

         MHP'ye yöneltilen baraj eleştirileri, siyaset sınırlarını çoktan aşmış ve bir sapkınlık seviyesine ulaşmıştır. Bunu sadece son günlerde yeniden alevlenen ve bir saplantı haline gelmiş beyanlara bakarak söylemiyoruz. 12 Eylül darbesinden sonra yapılan bütün seçimlerin neredeyse değişmez konusu, MHP'yi barajla itham etmek olmuştur. Benim de aday olduğum ve MHP'nin en yüksek oyu aldığı 1999 seçimleri öncesinde de aynı tartışma vardı, bugün de aynı şeyler konuşuluyor. MHP her defasında bunu konuşanları utandırıyor, iddiaları yerle bir ediyor, barajları yıkarak geliyor, ama bu muhteremler ne yılıyor, ne susuyor, ne de vazgeçiyorlar.

                                   

BARAJI MHP İÇİN KOYDULAR

         Seçimlerde yüzde 10 barajı uygulaması 12 Eylül darbecilerinin bir ürünüdür. Kenan Evren ve arkadaşları sadece ABD'nin şirin çocukları olmakla kalmıyor, Türkiye'yi de her şeyi ile Washinton'a endekslemeye uğraşıyorlardı. Başkanlık sistemi ve iki partili yapı hedefiyle yola çıkmışlardı. Kenan Evren daha sonra bunu ayrıntılı olarak itiraf etmiş, başkanlık sistemini getirmeme konusundaki pişmanlığını uzun uzun anlatmıştı. Başkanlık getiremediler, ama iki partili sistemin alt yapısını kendilerince oluşturdular. İhtilal tarihine kadar Türkiye'nin siyasi yapısında Adalet Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi sağ ve solun öndeki partileriydi. MHP siyaset sahnesinde çok iddialı durumdaydı ve hızla iktidara yürüyordu, ama bunun için biraz daha zaman gerekiyordu.  MSP ise Necmettin Erbakan'ın renkli kişiliği ile bir stepne durumundaydı. Kenan Evren ve arkadaşları işte bu siyasi tablo üzerinden yeni bir sistem kurmaya uğraşıyorlardı.  Biri sağ, diğeri solda iki parti yer alacak ve böylece yönetimde istikrarla birlikte kontrol de sağlanmış olacaktı. Sağ parti olarak Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP)'yi, sol parti olarak da Halkçı Parti (HP)'yi kurdurmuşlardı. Diğer partileri meclisin ve hatta sistemin dışında tutmak için de yüzde 10 barajı getirilmişti. Daha net bir ifadeyle yüzde 10 barajı tamamen MHP için konulmuştu.

                             

ANAP DAHA DA PEKİŞTİRDİ

         1983 yılında yapılan ihtilal sonrası ilk seçimlerde Türk milleti paşaların bu planını yerle bir etti. Hesapta hiç olmayan Anavatan Partisi, tek başına iktidar çoğunluğu sağladı. ANAP'ın iktidarı ile birlikte yeniden demokrasiye geçileceği beklentisi ne yazık ki, karşılık bulmadı. Turgut Özal ve arkadaşları demokrasiyi kendi menfaatleri, kendi siyasi planları ile sınırlı tuttular. O kadar ki, yasakların kaldırılmasına dahi yanaşmadılar. 2007'de yapılan referandumun amacı yasakların kaldırılması değil, iyice pekişmesi ve bir daha geri dönülmeyecek şekilde tescil ettirilmesiydi. Ancak, Türk milleti o oyunu da bozdu ve kıl payı da olsa yasakları kaldırdı.

                           

BARAJ YÜZDE 33'E ÇIKTI

           Siyasi yasaklar kalktı, ama yüzde 10 barajı gibi, ihtilal ürünü diğer düzenlemeler aynen devam ettirildi. ANAP'ın da bu barajı devam ettirmekteki niyeti ve hedefi aynıydı. "Yönetimde istikrar" denilerek, kendilerine alternatif oluşturabilecek partilere hayat hakkı tanınmıyordu. Hatta, bir sonraki 1987 seçimlerinde, ülke barajına çevre barajını da eklediler.  Seçim çevreleri 5 milletvekilinden oluştuğu için baraj yüzde 20'ye, 3 milletvekili çıkaran yerlerde bu oranı yüzde 33'e kadar çıktı. 1991 seçimlerinde baraj ittifaklarla aşıldı. MHP, RP ve IDP'nin oluşturduğu ittifak, yüzde 17 oy alarak bütün hesapları bozdu. Ancak, yine de baraj sisteminden vazgeçilmedi. Bu defa da barajın gerekçesi olarak PKK uzantısı siyasi oluşumların meclise girmesi gösteriliyordu. PKK uzantısı partiler bazı illerde bağımsız aday göstererek barajı aşmanın yeni bir yöntemini geliştirdiler.

                                   

DENGESİZLİK

         MHP'nin önünü kesmek için seçim sisteminde kurulan tuzaklar sadece barajlarla da sınırlı kalmadı. Sistem her zaman daha çok oy alan partilerin işine gelecek şekilde geliştirildi. Baraj aşılmış olsa dahi, alınan oy oranı ile çıkarılan milletvekili sayısı arasında büyük dengesizlikler oluştu ve bu durum bugün de aynen devam ediyor. 2015 yılının 7 Haziran tarihinde yapılan seçimlerde MHP yüzde 16,5 oyla 80 milletvekili çıkarırken, HDP yüzde 13 oyla bu sayıya ulaştı. 1 Kasım seçimlerinde ise her iki parti de neredeyse aynı oyu almasına rağmen HDP 60 milletvekili çıkarırken, MHP 40 milletvekilinde kaldı. Oy oranı ve milletvekili sayısı AKP ile kıyaslandığında makasın çok daha fazla açıldığı görülmektedir.  

                           

UYUM YASALARI

         Neresinden bakılırsa bakılsın barajın ve seçim sisteminin mağdur ettiği tek parti MHP'dir. Buna rağmen özellikle terör uzantısı partilerin meclise girmesinde bir engel teşkil ettiği için, MHP'nin baraj şikayeti hiçbir zaman olmamıştır. Türk milleti de bu durumun farkındadır ve bütün gayretlere, özel planlara ve kamuoyu araştırması görünümlü kamuoyu oluşturma fırıldaklarına rağmen, MHP'yi her zaman barajın üstünde tutmuştur. MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli, baraj sisteminin çok sert uygulandığını söylerken bu gerçekleri hatırlatmıştır. Arkasından da uyum yasalarının görüşülmesi sırasında sağlanacak bir uzlaşmaya kendilerinin de katılacağını açıklamıştır. "Bu uzlaşma yüzde 5 mi, 7 mi, 10'mu olur bizim için fark etmez" diye de eklemiştir. Son derece net olan bu değerlendirme üzerinden MHP'ye bir hücum başlatılması tamamen kötü niyetlidir.

                       

İP KAÇKINLARI ERKEN BAŞLADILAR

         Baraj sapkınlarının her seçim öncesi tekrarladıkları terane bir defa daha sahnededir. Henüz ortada bir seçim yok, ama bu defa çok erken başladılar. İp kaçkınlarının ve onların Pensilvanya kaynaklı destekçilerini biliyor ve anlıyoruz. CHP'nin de aynı yolda olması çok hazin bir durumdur. İp kaçkınlarının işini kolalaştırmaya bu kadar hevesli olmaları kendi meseleleridir. Ancak, bunu yaparken MHP'yi hedef almaları asla kabul edilemez. Yıllardır barajın kaldırılmasından dem vurup, güya sureti haktan görüneceksiniz. Ama sayın Bahçeli'nin son derece iyi niyetli olarak gündeme getirdiği ve tamamen uzlaşmayı esas alan değerlendirmelerini çarpıtarak, buradan bir siyasi menfaat devşirmeye uğraşacaksınız. Bu durum siyasi sapkınlık dışında neyle izah edilebilir?




 


Diğer Makaleleri

- ABD'nin foyası ortaya çıkarılmalı / Tarih : 2017-12-15 08:50:43
- Kendi sorunlarımızı unutmayalım / Tarih : 2017-12-14 08:50:51
- İslam Âlemi dik durmalı / Tarih : 2017-12-13 09:12:15
- Milliyetçilik / Tarih : 2017-12-12 08:47:27
- Her ülkücü bir Hasan Onbaşı'dır / Tarih : 2017-12-11 08:37:39
- Kudüs'ten Lozan'a / Tarih : 2017-12-09 08:30:26
- BOP'un ucu Kudüs'ten çıktı / Tarih : 2017-12-08 08:53:38
- Trump'ın şerri ve İslam alemi / Tarih : 2017-12-07 08:31:50
- Akıl ve vicdan / Tarih : 2017-12-06 09:16:43
- Kudüs'ün gözyaşları / Tarih : 2017-12-05 08:55:35
- İttifak / Tarih : 2017-12-04 07:49:42
- Siyaset, ilke ve dürüstlük / Tarih : 2017-12-02 08:40:40
- Siyaset ve seviye / Tarih : 2017-12-01 08:43:59
- Biz değil onlar kaybediyor / Tarih : 2017-11-30 08:21:38
- Türkiye'ye aba altından sopa gösteriliyor / Tarih : 2017-11-29 08:54:43
- Ülkücünün yeri MHP'dir / Tarih : 2017-11-28 08:31:54
- Cumhuriyeti kuran ve koruyan irade / Tarih : 2017-11-27 08:33:16
- NATO'dan FETÖ'ye / Tarih : 2017-11-25 08:42:36
- SOÇİ SATRANCI / Tarih : 2017-11-24 08:33:33
- NATO'dan çıkmalı mıyız? / Tarih : 2017-11-23 08:33:14

Diğer Orhan Karataş Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »