Ortadoğu Gazetesi

BEKLENMEYEN BİR ENFLASYON VAR İSE BEKLENEN NE?

Celal TAŞDOĞAN / 2017-11-14 08:40:37

Ekim 2017 itibariyle ortaya çıkan çift haneli enflasyon oranının, "bu kadarını da beklemiyorduk" şeklinde tepkilerle karşılanması, şu soruyu sormamıza neden olmaktadır. Ekim ayında ortaya çıkan çift haneli enflasyon (yüzde 11,90) yerine daha düşük bir enflasyon mu bekleniyordu? 

Bu tepkiyi verenlerin gerekçelerini bilmemiz elbette mümkün olamayacak ama enflasyondaki artışın nedenleri hakkında birkaç kelam etmemiz de yarar olduğu düşüncesindeyim. Yüksek enflasyon ortaya çıktığında bunun iki nedeni olabileceği konusunda dünyadaki iktisatçıların neredeyse tamamı hem fikirdir. Bunlardan birincisi maliyet artışından kaynaklanan enflasyondur.  Firmaların üretim maliyetleri olan ücretler, finansman giderleri, girdi maliyetleri ve özellikle ithal ara girdi kullanıyor ise döviz kurlarındaki artış, finansman giderleri, faiz ödemeleri, dövize endeksli borçları nedeniyle ortaya çıkan kur maliyetleri gibi nedenlerle üretim maliyetleri yükselebilir ve buna bağlı olarak ta enflasyon ortaya çıkar. 

Bu açıdan değerlendirildiğinde ticari bankaların kredi faizlerini artırdığı ve döviz kurlarındaki artışın firmaların girdi maliyetlerini yükselttiği görülmektedir.  Bir başka maliyet unsuru da özel sektörün dövize endeksli borçları nedeniyle kur artışından dolayı yüksek finansman maliyeti ile karşılaşmasıdır. Türkiye'de döviz kurlarının önlenemeyen artışı ve Türk Lirası'ndaki aşırı değer kaybı bir taraftan şirketlerin nominal varlıklarının değerini aşındırırken diğer taraftan dövizle aldıkları borçlarının yükselmesine neden olmaktadır. Bu tür bir yükselmenin ortaya çıkaracağı etki kaçınılmaz olarak maliyet enflasyonudur. 

Daha çok değil 29 Eylül 2017 tarihinde 1 dolar = 3,55 TL iken döviz kuru 30 Ekim 2017'de 1 dolar = 3, 77 TL'ye ulaşmıştır. Bir aylık kur artışı nedeniyle Türk Lirası'ndaki değer kaybı yüzde 6 olmuştur. Eylül 2017 sonunda enflasyon yüzde 11,20 iken Ekim 2017 sonunda yüzde 11,90olmuştur. Bunun anlamı döviz kurundaki yüzde 6'lık artışın etkisi henüz görülmemiş ve kurdaki artışa rağmen enflasyondaki artış yüzde 1'den daha az olmuştur. 

Tabi buradan şu yorumu çıkarabiliriz şirketlerin varlıklarının ve satışlarının değerleri azalmış ama bu maliyet tüketiciye henüz yansımamıştır. Bunun kanıtı ise Yurtiçi Üretici Fiyat Endeksi'ndeki değişmedir. Eylül 2017'de üreticinin maliyet enflasyonu yüzde 16,28 iken Ekim 2017'de üretici maliyetlerindeki artış yüzde 17,28 olmuştur. Burada görmemiz Ekim 2016 tarihinde bu maliyet artışının yüzde 2,84 olduğudur. 

Büyük ölçüde döviz kurlarındaki artışın neden olduğu bu olağanüstü maliyet artışının tüketicilere şimdilik sınırlı da olsa yansımış olması enflasyonun yukarı doğru hareketin temel kaynağı olarak görülmelidir. Kur artışları devam ettiği müddetçe firmaların bu gidişata tahammül etmeleri mümkün olmayacak ve maliyet artışının giderek daha fazlasını tüketicilere yansıtması kaçınılmaz olacaktır. 

Firmaların bu gidişata ne kadar daha dayanabileceği enflasyon oranın da kaderini belirleyecek gibi gözükmektedir. Firmaların ara girdi maliyetlerindeki artış (toplam ara girdinin yaklaşık yüzde 74'ü ithal olduğu için döviz kurlarından ciddi ölçüde etkilenmektedir) şaşırtıcı rakamlara ulaşmıştır. Eylül 2016'dan Eylül 2017 tarihine kadar geçen bir yıllık dönemde ara girdilerin fiyatı yüzde 26,5 artmış, enerji maliyetleri yüzde 20 ve yatırım malları fiyat artışı yaklaşık yüzde 22 olmuştur. Bu kadar yüksek maliyetlerle karşılaşmalarına rağmen firmalar bunu tüketiciye henüz yansıtamamıştır. 

Firmaların bu kadar yüksek maliyet artışına katlanması ve karlarından fedakârlık etmeleri pek hayra alamet olmasa gerektir. Yoksa firmalar vatandaşa bunu yüklemeyelim diye aralarında anlaşma mı yapmıştır. Firmaların elbette böyle bir anlaşma yapma imkânı olmadığı için bunun nedeninin karşılaştıkları durgunluk olması pek muhtemeldir. 

Ekonomide durgunluk var mı? Bunun için TÜİK'in açıklayacağı üçüncü çeyrek rakamlarını beklemek gerekmektedir. Bu rakamlar da henüz açıklanmadığına göre bir başka ipucunu kullanabiliriz. Perakende satış endeksi ve dış ticaret miktar endeksi üzerinden durgunluk olup olmadığını tartışabiliriz. 

Eylül 2017 tarihi itibariyle ihracat miktar endeksindeki azalma yüzde 6,6 olmuştur. Döviz kurlarındaki artış en çok ihracat yapanların lehine olması gerekirken ilginç bir şekilde dış satımda bir daralma ortaya çıkmıştır. Esasen döviz kurları arttıkça yerli mallar yabancılar için daha ucuz hale gelmekte ve bu nedenle dış satımın artması gerekmektedir. Demek ki yabancılar, bizim mallarımız onlar açısından daha ucuz hale geldiği halde bizden daha az mal satın almışlardır. Elbette bunun bir daralma veya durgunlukla izahı mümkündür. 

Bir başka durgunluk göstergesi perakende ticarette yaşanmaktadır. Eylül 2017 itibariyle perakende ticaret bir başka deyişle iç piyasa yüzde 0,6 daralmıştır. Yüzde 10,1 ile en çok daralma tekstil, giyim ve ayakkabı satışlarındaolmuştur. Eylül ayı bu sektörlerin satışları için en iyi zaman olmasına rağmen ortaya çıkan bu daralma iç piyasanın zor günler yaşadığına bir işaret olarak kabul dilebilir. 

Yüksek enflasyonun ikinci nedeni ise talepte ortaya çıkan artışlar olarak bilinmektedir. Yukarıda belirttiğimiz gibi dış satım daralmış iç piyasa durgun olduğuna göre Ekim 2017'deki yüksek enflasyonun kaynağının talepten kaynaklanmadığı çok açık görülmektedir. Genelde enflasyon durgunluk dönemlerinde ekonominin genişleme dönemlerine kıyasla daha düşük olmaktadır. Türkiye'de ise durgunluğa rağmen enflasyon sürekli olarak artmaktadır. 

Sonuç olarak çift haneli enflasyona ulaşmamızın nedeni merak edenler için talep yönlü bir enflasyonla karşılaşmadığımızı belirtmekte yarar vardır. O zaman geriye kalan seçenek maliyet enflasyonudur ve döviz kurları arttığı sürece maliyet enflasyonundaki artış sürecektir. 

Bu kadarını da beklemiyorduk diyenler için maalesef kötü bir haber vermek zorundayım; döviz kurları düşmediği sürece enflasyonla mücadele programı ve merkez bankasının enflasyon hedefleme stratejisi anlamsızlaşacaktır. 

Beklenen ne diye sormuştuk…




 


Diğer Makaleleri

- YÜZDE 5 ENFLASYON TEMENNİ Mİ HEDEF Mİ? / Tarih : 2017-12-11 08:35:17
- KRİZLERİN NEDENİ DIŞ ETKİLER İSE ÇÖZÜM NE? / Tarih : 2017-11-27 08:30:45
- BORSANIN ARTIŞI ÜRETİME NEDEN YANSIMIYOR? / Tarih : 2017-11-20 08:28:10

Diğer Celal TAŞDOĞAN Makaleleri :