Ortadoğu Gazetesi

BORSANIN ARTIŞI ÜRETİME NEDEN YANSIMIYOR?

Celal TAŞDOĞAN / 2017-11-20 08:28:10

Ekonomik göstergelere bakmak çoğu zaman mevcut durumu anlamaya yardımcı olmak yerine durumu daha da karmaşık hale getirebilmektedir. Televizyon ekranlarındaki yorumcuların neredeyse tamamına yakınının toplumun ilgi duymadığı veya bilmediği verileri kullanarak yorumlar yapması, toplumsal sorunların açığa çıkarılmasına yardımcı olmak yerine sorunların tartışılmasını da engellemektedir. İşsiz ve yoksul bir insanın sabah haberlerinde borsa yorumlarını dinleyerek kendisine bir gelecek tasavvur etmesi akla yatkın olmamakla birlikte ana akım medyanın esiri haline gelen insanlar farkında olmadan bu haberlere odaklanmaktadır. 

Küresel finans sermayesinin hegomonik gücü toplumu kendi sıkıntılarına odaklanmaktan alıkoymaktadır. Esasen başkasının dertleriyle dertlenen, kederlenen ve hayallerini başkalarının başarılarına endeksleyen bireyler, borsadaki yükselmenin bir şekilde kendisine de yansıyacağını umabilmektedir. Kişinin kendine ve topluma yabancılaştığı bu süreç aslında dayatmadan başka bir şey değildir. 

BİST (Borsa İstanbul) göstergeleri uzun zamandır toplumun büyük çoğunluğunu etkilemeyen bir birikim sistemine dönüşmüştür. Bir tarafta hisse senetlerine yatırım yapan (çoğunluğu yabancı veya vergi muafiyetinden yararlanmak için yabancı kılığına bürünmüş Türk vatandaşı) sermaye sahipleri döviz teminatlarına bağlı işlem yapmaktadır. Döviz kurlarının yükselmesi ile birlikte teminatlarının değerleniyor olması, ellerinde hisse senedi tutmaları için yeterli karı sağladığından makroekonomik göstergelerdeki kırılganlıkları çok ta önemsememektedir.

İstanbul Menkul Kıymetler Borsa'sının Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası ile birleşerek BİST çatısı altında toplanması yatırımcıların vadeli sözleşmelere ve hisse senetlerine aynı anda ulaşmasını kolaylaştırmaktadır. Bu fırsatı değerlendiren yatırımcı riski paylaştırarak hisse senetlerinde ortaya çıkacak bir kaybı vadeli işlemlerin kaldıraç etkisinden de yararlanarak telafi edebilmektedir. Dolayısıyla üretim hedefi olmayan sıcak paranın BİST kağıtlarına ilgi duyması rasyonel bir davranış haline gelmektedir. Bir de buna vergi muafiyetleri tanıdığınızda sermayenin ülkeyi terk etmesi için bir neden kalmamaktadır. 

Burada unutulmaması gereken, sermayenin borsada yoğunlaşmasının üretime ne kadar katkı yapabildiğidir. Normal koşullarda borsada hisse senetleri işlem gören ve değerlenen bir şirketin kredibilitesi artacak ve şirket daha düşük maliyetli dış krediler bularak yatırıma yönelecektir. Bu da işsiz olan bir vatandaşın artan yatırımlarla birlikte iş bulabilme imkanını artıracaktır. Peki öyleyse neden Türkiye'de borsa yükselmesine rağmen üretimde ki artış oldukça sınırlı kalmaktadır?

Bu sorunun cevabı oldukça açıktır. Borsadaki yükselme Türkiye'de finansallaşma sürecinin meyvesidir. 2013 yılından itibaren Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası (VIOB) Borsa İstanbul çatısı altında faaliyet göstermektedir. Bu itibarla 2013 yılında BİST 100 Endeks değeri Aralık 2013 tarihinde yaklaşık 68 bin olurken aynı tarihte 1 dolar = 2.13 TL dir. 2017 Kasım ayı itibariyle BIST 100 endeksi yaklaşık 106 bin olurken 1 dolar = 3,87 TL'ye ulaşmıştır. Ellerindeki hisseleri tutmaya devam edenler % 56'ya yakın ortalama kar elde etmiştir. Burada göstermiş oldukları teminatların değeri de % 81 artmıştır. Yaklaşık 5 yıldaki kazançları toplam yüzde % 137'e ulaşmıştır. Hisse bazında değerlendirildiğinde ise bazı hisselerde bu kazanç % 300'ü aşmaktadır. 

Görüldüğü gibi finansallaşmanın meyvesini birileri paylaşmaktadır. Hisse senedi al VIOB üzerinden bir miktar dövizi teminat olarak yatır ve kaldıraç etkisiyle döviz artışına vadeli işlem yap. Döviz arttıkça kazan, kazandıkça hisseler değer kazansın. Sonuç bir kağıt artışı diğer kağıdı desteklesin. Böyle bir ortamda o birilerinin üretimi düşünmesi ne kadar akıllıca olacaktır. 

Kabul edelim ki daha fazla sıcak para çekerek fiyat istikrarını sağlamayı hedefleyenlerin bunu 2017 yılına kadar başarabildiği ancak 2017 yılında ise bunun sona erdiği görülmektedir. Bir başka deyişle 2017 yılına kadar fiyat istikrarını koruyabilmek (enflasyonu tek haneli yapabilmek) için BİST çatısı altında sıcak paranın güvenli ve yüksek karla beklemesine razı olanların 2017 yılından itibaren bu yüksek karları sunmasına rağmen fiyat istikrarını sağlayamadığı ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla kağıttan para kazanan ve üretime yönelmeyen sermayenin beklenen makroekonomik katkısı da ortadan kalkmıştır. 

Sonuç olarak finansal sermaye kazanmasına rağmen enflasyon çift haneye ulaşmıştır. Uzunca bir süredir düşük enflasyonu gerçekleştirirken sıcak para (üretimden kopuk yabancı sermaye) desteğini arkasına alanların ve bu uğurda her türlü fedakarlığı hoş görenlerin geldiği nokta esasen bizi şaşırtmamıştır. 

Döviz kurları arttığı sürece ülkeye sıcak para girmemektedir. Borsa da faaliyet gösteren finansal sermayenin kazancı ise sürekli yüksek seyretmektedir. Havuza girenler kazanmaya devam ederken havuza yenileri girmemekte ve yeni girişlerin riskli olacağı öngörülmektedir. Unutmayalım BIST sermaye girişi sağlamamakta miktar aynı iken değeri artmaktadır ve döviz kurları artmaya devam ettiği sürece de bu durum değişmeyecektir. 

Peki bu gelişmeler yerli şirketleri nasıl etkilemiştir? Başlangıçta borsa endeksinin artması yerli şirketlerde bir değer artışı ve bu artışa karşılık ilave borçlanma imkanı sağlarken zaman içerisinde yerli şirketlerin dış borcu artmıştır. Döviz kurlarının yükselmesiyle birlikte dış borç yükü artan yerli şirketlerin karşılaştığı risk ise yükselmiştir. Borsada yatırım yapan yabancı şirketler sürekli kazanç elde ederken hisseleri el değiştiren yerli şirketler her geçen gün daha fazla kur riski altında kalmaktadır. 

Borsanın yükselişi üretimden kopuk bir şekilde devam ettiği sürece finansal balon oluşmaktadır. Aynı miktarın sürekli değer kazanması sürdürülebilir bir durum değildir. Borsaya sermaye girişi TL'nin değer kazanmasına yardımcı olup enflasyonu baskıladığı sürece kabul edilebilir sınırlar içinde görülmüştür. Gelinen nokta da ise durum değişmiş TL sürekli değer kaybetmiştir. Borsadaki balonun sürekli olmayacağı bir kısırdöngü oluşturduğu inkar edilemez bir gerçekliktir. 

Gelelim baştaki işsiz vatandaşımızın borsadan beklediği umuda; borsanın sermaye girişine destek olmadığı ve sürekli yükseldiği bir durum yeni yatırımlara neden olmamaktadır. Bu nedenle televizyondaki borsa haberlerinin iyi olması yaşamımızda bir değişiklik yaratmamaktadır. Üzülerek belirtmek isterim ki işsizlik rakamları tahammül sınırlarını aşmıştır. Finansal sermeyenin her geçen gün serveti artarken üretim yapanların karşılaştığı riskler yükselmektedir. 

 




 


Diğer Makaleleri

- YÜZDE 5 ENFLASYON TEMENNİ Mİ HEDEF Mİ? / Tarih : 2017-12-11 08:35:17
- KRİZLERİN NEDENİ DIŞ ETKİLER İSE ÇÖZÜM NE? / Tarih : 2017-11-27 08:30:45
- BEKLENMEYEN BİR ENFLASYON VAR İSE BEKLENEN NE? / Tarih : 2017-11-14 08:40:37

Diğer Celal TAŞDOĞAN Makaleleri :