Ortadoğu Gazetesi

Derin Karmaşa ve Sakıncaları!

Şükrü Alnıaçık / 2017-11-23 08:18:18

"Derin Devlet" kavramının başıboş bırakılması, özellikle olağanüstü durumlarda sakıncalıdır.

Milliyetçi hareket, meşruiyet sınırları içinde, devletin bütün kurumlarıyla barışık olduğu için "Derin Devlet" konusunda bugüne kadar fazla Ülkücü sorgulama yapılmamıştır.

12 Eylül'den sonra bile yapılmamıştır; ama artık yapılmalıdır.

Seçimle gelen hükümetlerin ve siyasetçilerin "yolcu" devlete sırlarıyla birlikte 40 yıl hizmet eden, kozmik bürolarda görev alma yeterliliği bulunan askerlerin "hancı" kabul edildiği bir sistemde "Milli Egemenlik" ve "Demokrasi" kavramlarının da yeniden sorgulanması lazımdır.

Bir demokrasi prensibi olan "seçilmişlerin atanmışlara üstünlüğü" bu konunun dışındadır.

Hatta epeyce yeni ve belki de bize mahsus bir tartışma konusu olan: "Millet İradesi"yle "Halk İradesi" açıkça birbirinden ayrılmalı; Akademik ortamda:

a) Anayasa'nın değişmez hükümleri, Milli Egemenlik ve millet iradesi bir tarafa,

b) Yasama, emanet alınmış iktidar ve halk iradesi diğer tarafa konmalıdır.

Bu iki kavram öbeğinin arasında, üzerinde uzlaşılmış bir hiyerarşi olmalıdır.

Çünkü mesela Edirne'deki Selimiye camiini "Türk Milleti" yapmıştır; ama "halk" denince akla gelen bugünkü vatandaşlar yapmamıştır.

Halk, bir zaman gelip de farklı fikirlerin ve modaların tesiriyle bu camiyi amaçları dışında kullanma, kapatma ve hatta yıkma iradesi gösterebilir.

İşte bunu önleyecek, "irade-i ebet müddet" daima canlı tutulmalıdır.

Benim "milli irade"yi farklı değerlendirmemin sebebi budur.

Ülke bekası ve "güvenlik politikaları" konusunda da durum aynıdır.

"Millet" ve "Halk" nasıl farklı kavramlarsa "Milli İrade" ile "Halk İradesi" de ayrı kavramlar olarak yerli yerine konulmalıdır.

Birincisinin temel prensipleri, tarihi hedefleri, milli kalkınma planları, milli ülküleri vardır.

İkincisinin ise ihtiyaçları, talepleri, arzuları, güncel sorunları, hükümetten beklentileri vardır.

Millet, bekası için fabrika, silah sanayii, savaş uçağı, tank üretmek ister.

Halk, daha iyi yaşamak, lüks tüketim ve eğlence, turizm yatırımı, AVM ister.

Hatta düşman sınıra dayanmışken "bedelli askerlik" ister.

İki irade arasındaki nitelik farkını öne çıkarmaktan kastım budur.

Türkiye'deki Milletleşme sürecine ve Türk Milliyetçiliğine vurulan ideolojik darbeler, devlet sırrı tutacak ve görevi başında şehit düşse de bir kenarda sessizce cenazesi kalkacak insan tipinin sadece askeri okullarda yetişmesi sonucunu doğurmuştur.

MİT'in bu genellemenin dışına çıkacak bir titizlikle çalıştığını "yedi göbeğe" kadar araştırmalar yaptığını da kabul edebiliriz.

Ancak Türkiye'de kurucu "milli irade"nin inkılap yaparak koyduğu ilkelerle "halk iradesi"yle hükümet olan siyasi partiler, 72 yıldır tam bir uyum sağlayamamıştır.

Bu sebeple derin devlet konusunda ciddi açıklamalar hep "askeri darbeler"le ilgili olmuştur.

Rahmetli Süleyman Demirel'in Yavuz Donat'a verdiği röportajda da "derin devlet" tanımlaması "Asker ve 12 Eylül darbesi" üzerinden yapılmıştır.

Böyle olunca da "derin devlet" kavramı, "hükümetler deviren bir askeri güç" olarak algılandığı halde TSK'yla bütünleşerek "meşruiyet" kazanmıştır.

Başka bir şey daha olmuştur:

Devleti ele geçirmek isteyen ideolojik odaklar, parti kurup seçim çalışmalarıyla hükümet olmaya değil 40 yıllık yatırımlarla bu "derin" gücü ele geçirmeye çalışmıştır.

Bu yüzden de gayri meşru işlerin mubah kılınmasına vesile olan "derin devlet" kavramının bugünkü gibi muallakta bırakılması yanlıştır.

Bugün bu konuya neden girdiğimize gelince…

FETÖ'cüler bugünlerde izlenme sayısı her geçen gün artan propaganda videolarında Derin Devleti: "Askerî darbe kabiliyeti olan ordu" olarak tanımlamakta, Perinçek'in partisini bir derin devlet karargâhı gibi göstermeye çalışmaktadır.

Bunun en az üç sakıncası vardır:

1- FETÖ'nün devlete karşı yürüttüğü ABD destekli mücadeleye demokratik misyon "derin" mağduriyet, dolayısıyla da kamuoyu desteği kazandırması…

2- Perinçek'in kendisini darbe kabiliyetine sahip "derin devlet" yerine koyarak hükümeti vesayet altına almaya, bunu başaramazsa devirmeye çalışması…

3- FETÖ'nün Ergenekon kumpasında yaptığı gibi 9 Mart 1971'den kalma bir BAAS imajı olan ve çoğunluk tarafından sevilmeyen Perinçek'i öne çıkararak, milli ve yerli cephenin elini zayıflatması!

Bu üç sakıncalı ihtimalin gerçekçi olduğuna dair önümüzde yeterince bulgu vardır.

Netice itibariyle: Devlet tektir!.. Derini, sığı yoktur!

Milletin onayıyla, millet adına görev yapan güvenlik ve istihbarat kurumları vardır.

Sonuç ve Temenniler…

Derin devlet kavramı çözümlenmeli, FETÖ'cülerin kendilerini 15 Temmuz'da darbeci derin devletin tuzağına düşmüş mağdurlar gibi göstermesine mani olunmalıdır.

Perinçek'in bu muallak makama yerleşerek, arkasındaki yarım puanlık "fan iradesi"yle "devlet" gibi ahkâm kesmesi önlenmelidir.




 


Diğer Makaleleri

- Gayri Ciddiyetçilik Akımı! / Tarih : 2017-12-13 09:10:01
- Bir Davanın Anatomisi / Tarih : 2017-12-12 08:42:10
- Alnımız da Açık; Ensemiz de... / Tarih : 2017-12-11 08:34:21
- Aslan(!) Yürekli Trump… / Tarih : 2017-12-09 08:28:33
- "Yüz Yıl" Mesajlı Kudüs Şoku! / Tarih : 2017-12-08 08:48:54
- Bî Zahmet!.. / Tarih : 2017-12-07 08:26:51
- İşimiz ve Gücümüz… / Tarih : 2017-12-06 09:14:00
- Gündemde Yine MHP Var… / Tarih : 2017-12-05 08:53:30
- Kavramlar, Elmalar ve Armutlar! / Tarih : 2017-12-04 07:46:53
- Uyum Çalışmaları / Tarih : 2017-12-02 08:38:44
- Parçalı Gündem! / Tarih : 2017-12-01 08:38:33
- Ülkücüler ve Atatürk Sevgisi / Tarih : 2017-11-30 08:17:54
- "Yürekler Kabarık…" / Tarih : 2017-11-29 08:51:38
- AKP'nin Milliyetçiliği Sahte midir? / Tarih : 2017-11-28 08:29:43
- Başbuğ Türkeş ve Elli Yıllık Pusu… / Tarih : 2017-11-27 08:29:23
- Hukuk Siyasetin Neyi Olur? / Tarih : 2017-11-25 08:40:04
- ABD Alternatifsiz Çalışmaz! / Tarih : 2017-11-24 08:28:04
- Dört Tarz-ı Siyaset -BirResm-i Rezalet! / Tarih : 2017-11-22 08:51:23
- 2019'a Doğru… Uyum Yazıları - II / Tarih : 2017-11-21 08:33:59
- "Uyum" Yazıları / Tarih : 2017-11-20 08:26:48

Diğer Şükrü Alnıaçık Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »