Ortadoğu Gazetesi

Dört Tarz-ı Siyaset -BirResm-i Rezalet!

Şükrü Alnıaçık / 2017-11-22 08:51:23

Büyük mütefekkir Yusuf Akçura'nın "Üç Tarz-ı Siyaset"i yazmasının üzerinden 113 yıl geçti. 1904'ün hainleri, en fazla kendi milli devletlerini kurmanın peşine düşmüş bazı etnik gruplardı. 

O yüzden de o yıllarda bugünkü gibi Amerikancı, İngilizci, Moskovacı, İrancı gibi mutluluğu yabancı gönüllerde arayan vatansızlara pek rastlanmazdı. 

Gayrimüslim azınlıkları da kapsayan bir "Osmanlı milleti" oluşturma fikri yavaş yavaş gündemden çıkmıştı. 

O yüzden de Merhum Yusuf Akçura, Osmanlıcılığa pek şans tanımıyordu. 

İslamcılık henüz Arap isyanlarıyla kökündenkopmadığı için az da olsa şansı vardı.

Akçura'nın tercihi ise bu ikisinin iflasıyla birlikte yıldızı parlayan Türkçülük ve Türk Birliğiydi. 

Yani o günlerde Amerikan mandası İngiliz muhabbeti veya Rus muaveneti peşine düşmüş fazla Türk yoktu. 

Sebeplerden biri siyasetin saray merkezli olmasıydı. Biri Rusya'yla sıkı fıkı olunca öteki ABD'ye yanaşan siyasi partiler, o tarihte henüz kurulmamıştı. 

II. Meşrutiyet'ten başlayarak Türkiye'de siyasetin renklenmesi, Cumhuriyet döneminde hızlı kentleşmeyle birlikte ekonomik sorunların artması, alternatif ideolojik çözüm arayışlarını da beraberinde getirdi. 

Böylece Arnavutluk'dan Enver Hoca rejimi ithal etmeye çalışan Marksistlerden, Afrika'dan İslam Sosyalizmi getirmeye çalışan İslamcılara kadar enva-i çeşit kompleksli tembel, sonunda ülkeyi bir rezalet cennetine çevirmeyi başardılar.

Rezalet deyince aklıma geldi!..

Rasim Ozan Kütahyalı, dün akşam Beyaz TV'den kovuldu. Yaptığırezillik, çekirgenin son sıçramasıydı!

Açık Toplum hikâyesiyle, FETÖ üzeri bol yandaşlık onu öylesine şımartmıştı ki Türk Milletinin bütün manevi değerleri gibi Boşnakları da ağzında sakız gibi çiğneyebileceğini düşünüyorolmalıydı!

Öylesine pervasızdı yani. 

Sonunda çarpıldı. 

Gecenin ilerleyen saatlerinde Beyaz TV önündeki kalabalıktan "Rasim Ozan gelecek -Hesap verecek!.." sloganları yükseliyordu.

1992'de dünyanın gözleri önünde ve medeni Avrupa'nın ortasında Sırp zulmü zıvanadan çıkınca yerimizde duramaz olmuştuk. 

Hiç unutmam "ne yapabiliriz" diye aranırken, Bulunduğum kentte "Bosna Dayanışma Komitesi"ni bulmuş; epeyce afiş ve poster almıştım. 

Bulunduğum ilçenin SHP'li Belediyesine panolara, belediye otobüslerine, semt minibüslerine asma teklifime olumlu bir cevap alamayınca biraderin elinde bir zamk kovası benim elde fırça…

İki kardeş afişe çıkmıştık. 

Büyük posterde, yerde yaşlı bir Boşnak teyze yatıyordu. Yanlarından geçen iki Sırp askerinden biri onun üzerine topa abanan bir futbolcu gibiyaklaşıyordu.

Tekmenin hedefi, kadının kafasıydı. 

Sırplar sanki kudurmuştu.

Yugoslavya'nın askeri varisi olan Sırp çetnikler, silahsız Boşnaklar karşısında akşamki Rasim Ozan Kütahyalı kadar rahat ve pervasızdı. 

Olay bana 1992 sonrasında yaşadığımız o hummalı beş yılı hatırlattı. 

Bilge Kral Aliyaİzzetbegoviç'in Bosnalı Müslümanlara yaptığı babalığı…

Tansu Çiller'in tehlikeye rağmen Saraybosna'ya gidişini, Deniz Baykal'ın, Sırpların sistematik hücumuna uğrayan Boşnak kadınlara "siz bizim başımızın tacısınız" dercesine beyaz yaşmak götürüşünü…

Silahsız Boşnakları, Osmanlı veya Müslüman oldukları için değil "Türk oldukları için" işkence ederek öldüren Sırpların fesli eğlencelerini…

Ve hala Boşnakları Slav zanneden, aramızdaki "Tarihi Millet" olgusundan habersiz cahilleri…

Serebrenika, Goradze, Bihaç, Tuzla… Bütün Bosna Hersek kasabalarını ezberlediğimizi hatırlıyorum. 

Boşnak futbolcularKovaçeviçMirsad'ın, Şekerbegoviç'in umutsuz çırpınışlarını…

Ve bir sabah işe giderken Mostar köprüsünün Hırvatlar tarafından yıkılışını…

Silahsız savunmasız, elleri kolları bağlı Osmanlı köprüsü,Hırvat topçusuna adeta direnmişti… 

Servisi kaçırmak pahasına, yaşlı gözlerle "belki de yıkamaz gâvurun topu bu Osmanlı medeniyet abidesini!.." diye bir umut beklemiştim.

Dünyanın ikinci büyük taş kemerli köprüsüydü.

Sabah sabah yüreğimize dokuz top mermisi saplanmış, sonunda köprü barbarlığa teslim olmuştu. 

O akşam uzunca bir de şiir yazmıştım kendi kendime...

Tâ arşa savruldu sabrın taşları…

Sanki suya gömülen yârin saçları…diye başlıyor;acemilik bu ya… 

Baharda Rumeli Gelincik açar. 

Seni sorduklarında ne diyeceğim?.. diye de bitiyordu. 

Bakın bir musibet bize neleri hatırlattı. 

Bosna bizim yaralı gururumuz, medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar tarafından hırpalanmış tarihimizdir

Birrezil milliyetsiz nereden nereye getirdi bizi…

Okuyucularımdan özür diliyorum.

"Dört tarz-ı siyaset"i isterseniz başka zaman çalışalım. 

100 yılda milletçe nereden nereye geldiğimizi konuşuyorduk zaten…

Amerikan Mandacıları, İngiliz Muhipleri, Rus muhipleri, bir de… Biz!..

Sele rüzgâra kapılmayanTürkçüleriz…1900'lerdeki şuur heyecanıyarınlara taşıyan Türk Milliyetçileriyiz.

Hadi kursunlar kaleleri… 

Onlar hepsi…

Biz tekiz!

 

 




 


Diğer Makaleleri

- Alnımız da Açık; Ensemiz de... / Tarih : 2017-12-11 08:34:21
- Aslan(!) Yürekli Trump… / Tarih : 2017-12-09 08:28:33
- "Yüz Yıl" Mesajlı Kudüs Şoku! / Tarih : 2017-12-08 08:48:54
- Bî Zahmet!.. / Tarih : 2017-12-07 08:26:51
- İşimiz ve Gücümüz… / Tarih : 2017-12-06 09:14:00
- Gündemde Yine MHP Var… / Tarih : 2017-12-05 08:53:30
- Kavramlar, Elmalar ve Armutlar! / Tarih : 2017-12-04 07:46:53
- Uyum Çalışmaları / Tarih : 2017-12-02 08:38:44
- Parçalı Gündem! / Tarih : 2017-12-01 08:38:33
- Ülkücüler ve Atatürk Sevgisi / Tarih : 2017-11-30 08:17:54
- "Yürekler Kabarık…" / Tarih : 2017-11-29 08:51:38
- AKP'nin Milliyetçiliği Sahte midir? / Tarih : 2017-11-28 08:29:43
- Başbuğ Türkeş ve Elli Yıllık Pusu… / Tarih : 2017-11-27 08:29:23
- Hukuk Siyasetin Neyi Olur? / Tarih : 2017-11-25 08:40:04
- ABD Alternatifsiz Çalışmaz! / Tarih : 2017-11-24 08:28:04
- Derin Karmaşa ve Sakıncaları! / Tarih : 2017-11-23 08:18:18
- 2019'a Doğru… Uyum Yazıları - II / Tarih : 2017-11-21 08:33:59
- "Uyum" Yazıları / Tarih : 2017-11-20 08:26:48
- Salı'yla Gelen… / Tarih : 2017-11-18 08:30:53
- "En İyi Gazeteci!.." / Tarih : 2017-11-17 08:24:28

Diğer Şükrü Alnıaçık Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »