Ortadoğu Gazetesi

Hasan Can Çelebi...

İhsan Muslu / 2017-11-15 08:20:26

Osmanlı Devlet Adamı.

Yavuz Sultan Selim Han'ın musahibi, yakın arkadaşı. İsfehanlı müezzin Hafız Mehmed Efendi'nin oğlu, Şeyhül-İslam Hoca Sadeddin Efendi'nin babasıdır.

1514'te Çaldıran Zaferi'nden sonra Tebriz'e giren Yavuz Sultan Selim Han, Hasan Can Çelebi'yi maiyetine aldı ve daha sonra onu yanında İstanbul'a götürdü. 

Babası hafız, kendisi de Sultan'ın nedimi yani en yakınlarından oldu. 

Selim Han, Hasan Can'ı daima yanında ve sohbetlerinde bulundururdu. 

Padişah'la birlikte Mısır Seferine katıldı.

Mısır Seferinden döndükten sonra, 

Edirne'ye hareket etmek üzere olan Yavuz Sultan Selim, nedimi Hasan Can'la saray bahçesini gezerken sırtına batan bir şeyden şikayet eder. Sultan'ın düğmelerini çözüp sırtında henüz baş vermiş, etrafı kızıl, olmamış katı bir çıban gören Hasan Can; ''Padişahım büyük bir çıbandır, 

henüz hamdır, zorlamak uygun değildir, 

bir münasip merhem koyalım'', deyince, 

Yavuz; ''Biz çelebi değiliz ki, bir çıban için cerrahlara müracaat edelim,'' der. 

Daha sonra hamamda çıbanı oğduran Sultan, 

yaranın büyümesi üzerine Hasan Can'a; 

''Seni dinlememekle kendimizi telef ettik,'' demiştir.

Hastalığının ağırlaşmasına rağmen Edirne'ye doğru yola çıkan Yavuz'un hedefi Macaristan'dı. 

Ancak Sırt köyüne gelindiğinde Padişah hareket edemeyecek kadar takatsiz düştü. 

Yattığı yerden bir ara nedimine dönen Sultan; 

''Hasan Can, bu ne haldir'', buyurunca, 

Hasan Can; ''Sultanım Allah'ü Te'ala ile olacak zamandır'', der. 

Yavuz ise; ''Hasan Can bizi bunca zamandan beri kiminle bilirdin.. 

Cenab-ı Hakk'a teveccühümüzde kusur mu gördün'', dedikten sonra ondan Yasin suresini okumasını ister. 

Hasan Can, Yasin suresini okurken Padişah da kendisine iştirak eder. 

İkinci defa okurlarken, ''Selamün kavlen min Rabbirrahim'' ayetini okuduktan sonra 

Kelime-i şehadet getiren Yavuz, ruhunu teslim eder.

Hasan Can, Sultan'a karşı son vazifelerini şöyle anlatmaktadır; 

''Hastalığı sırasında, ona hizmet etmek şerefinden bir an mahrum kalmadım. 

Geceleri sabahlara kadar mum gibi için için yanarak, karşılarında dururdum. 

Bir hizmeti olmadığı zaman, emri alileri ile döşekleri yanında oturur idim. 

Cerrahlar ilaca giriştikleri sırada kah omzuma dayanır, kah cerrahların yaptıklarına bakmaya memur eder, ancak bana itimat buyururlardı. 

Son nefeslerine kadar bir an yanından ayrılmadım. Vefatında, Kur'an-ı Kerim okumak ve telkinde bulunmak vazifesini yalnız ben gördüm.''

Kanuni Sultan Süleyman Han tarafından da büyük bir sevgi gören Hasan Can, Enderun'da hocalık yaptı. 1567'de Bursa'da vefat etti.

Hasan Can'ın oğulları ve torunları arasında pekçok şeyhül-İslam, kazasker ve devlet adamı yetişmiştir. Kabri Bursa'da Çelebi Sultan Mehmet'in türbesi önündedir.

***

Ebu Bekir Ağa...

1685 yılında İstanbul'un Eyüp semtinde doğdu. Adından değişik yerlerde Eyyubi Bekir Ağa, Enderun'dan yetiştiği için Ebu Bekir Çavuş, 

hacca gittiği için Seyyid Ebu Bekir Ağa gibi isimlerle anılır. 

Musikiye gösterdiği istidattan dolayı çok genç yaşında ''Çavuş Mülazımı'' olarak Enderun'un ''Kiler Odası'na'' alındı.

 Düzenli bir musiki eğitimi gördü ve bu sanatın bilimsel yönüne eğildi. 

Önce kuvvetli bir hanende, sonra değerli bir bestekar olarak Sultan III. Ahmet ve Sultan I.Mahmut'un takdirini kazandı. 

Padişahların huzurunda yapılan ''Küme Fasılları'nda'' uzun yıllar başhanende olarak çalıştı. Özellikle ünü I. Mahmut döneminde yaygınlaştı. 

Bu sıralarda hacca gitti. 

Lale Devri'nin yeni bir sanat anlayışının hür havası içinde yetişen bu zarif bestekar 1799 yılında İstanbul'da öldü. 

Lale Devri'nin şiir-ruh-ses renkleriyle örülmüş güzel eserler bırakmıştır. 

Esat Efendi'nin vermiş olduğu rakamlarla eski yazma mecmualarda tespit edilen eserlerinin sayısı dört yüze ulaşır. 

Bestelerinin hepsi büyük formda eserlerdir. 

Ebu Bekir Ağa musikimizin bilimsel yönü ile de uğraşarak, Şeyhül-İslam Esad Efendi'nin verdiği bilgiye göre, bir ''Edvar'' kitabı yazdı; 

ancak bu kitap ele geçmemiştir. 

El yazısı ile yazmış olduğu bir güfte mecmuasında kendi eserlerinin de sözlerini vermiştir.  

Günümüze gelmiş eserlerinden,  

en önemlisi Segah makamında Yürük Semai;

''Etti o güzel ahde vefa müjdeler olsun

Ey aşık-ı şuride sana müjdeler olsun

Tir yel li yel li ye lel li ah müjdeler olsun

Va'deyledi bir gece nihani gelecektir

Tir yel li yel li ye lel li aah gelecektir

Ben kuluna ey meh-lika müjdeler olsun

Tir yel li yel li ye lel li ah müjdeler olsun''




 


Diğer Makaleleri

- Mustafa Akif Efendi... / Tarih : 2017-12-13 09:03:37
- Cemaliye Tarikatı... / Tarih : 2017-12-12 08:39:01
- Vehip Paşa... / Tarih : 2017-12-11 08:30:46
- Sultan Avcı Mehmet... / Tarih : 2017-12-10 08:58:24
- Ebu Ubeyde Cerrah... / Tarih : 2017-12-09 08:26:53
- Ebu Ubeyde Cerrah... / Tarih : 2017-12-09 08:26:32
- Talut... / Tarih : 2017-12-08 08:44:59
- Zülkarneyn As.... / Tarih : 2017-12-06 09:10:04
- İlk Müslüman Hanımlardan Hz. Esma.... / Tarih : 2017-12-05 08:50:46
- Karun... / Tarih : 2017-12-04 07:45:49
- İbn'i Ebi Şeybe... / Tarih : 2017-12-02 08:36:38
- Mahmut Paşa... / Tarih : 2017-12-01 08:35:54
- Mevlid Kandili... / Tarih : 2017-11-29 08:47:52
- Hafız Sami Efendi... / Tarih : 2017-11-26 08:05:24
- Turabi Baba Türbesi... / Tarih : 2017-11-25 08:38:30
- Hakani Şirvani... / Tarih : 2017-11-23 08:17:00
- Hafız Hüsnü Efendi... / Tarih : 2017-11-21 08:30:58

Diğer İhsan Muslu Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »