Ortadoğu Gazetesi

İftira ve isnat mangası neden rahatsız?

Orhan Karataş / 2017-11-17 08:28:28

         Türkiye siyasetinde iktidar partisi AKP ve anamuhalefet partisi CHP'nin son seçimdeki toplam oy oranı yüzde 75'i buluyor, ama ülke gündemini, siyasetin seyrini ve bugünü ve geleceği MHP belirliyor. Bu yeni bir durum değildir. Sayın Devlet Bahçeli'nin ülke ve millet gerçekleriyle örtüşmesi, öngörüleri, devlet adamlığı, kararlılığı, samimiyeti ve birikimi her zaman bir fark oluşturdu. Buna MHP'nin genlerinde olan milli ve yerli özellikler de eklenince ortaya böyle bir gerçek çıkıyor. Onun içindir ki MHP'yi aldığı oy oranı ile değerlendirmek her zaman yanlış ve yanıltıcı olmuştur. MHP bu milletin özü, bu devletin teminatı, bu ülkenin değişmez gerçeğidir. Özgül ağırlığı her zaman aldığı oy oranının çok üzerindedir ve bu aynıyla siyasete de yansır.

                      

15 TEMMUZ VE YENİ HÜKÜMET SİSTEMİ

         Bu genel değerlendirmeden sonra, gelelim son günlerin en çok tartışılan konusu baraj ve MHP-AKP yakınlaşması meselelerine. Bu konuları değerlendirirken akıllardan hiç çıkarılmaması gereken iki temel mesele var. Bunlardan birinci 15 Temmuz ihaneti, ikincisi ise 16 Nisan referandumu ve buna bağlı olarak değişen hükümet sistemidir.15 Temmuz, bu ülke ve bu milletle meselesi olanların sadece terör ve ihanetin her türlüsünü kullanarak dışarıdan saldırmadıklarını, içimize girip iliklerimize kadar işlediklerini göstermiştir. Büyük ve yakın bir tehditle karşı karşıya kaldığımız, topyekün bir mücadele vermemiz gerektiğini, aksi halde bu tehdidin sonuç verebileceğini belgelemiştir. MHP gibi varlığını bu ülkenin bölünmez bütünlüğüne adamış olan bir parti, elbette bu duruma seyirci kalamazdı. Nitekim, 15 Temmuz ihanetinin başladığı ilk dakikadan itibaren, gereğini yapmakta zerre kadar tereddüt göstermemiş ve her şeyi göze almıştır. 15 Temmuz gecesi bu kalleşliğe karşı ilk harekete geçen liderin Devlet Bahçeli olduğunu bütün dünya görmüş ve izlemiştir. Sonrasında Yenikapı ruhunu teşvik etmiş ve bunu yaşatmak için elinden geleni yapmıştır.

                                  

TERCİH DEĞİL MECBURİYET

         16 Nisan referandumu, 15 Temmuz'un bir gereği olarak gündeme gelmiştir. Türkiye'nin fiili durumdan kurtulup, hukuki alt yapısı olan bir sisteme geçmesi bir tercih değil, bir mecburiyet oluşturmaktaydı. Bunun gereğini de yine MHP yapmış ve yolu açmıştır. Millet de bunu görmüş, desteklemiş ve hayata geçirmiştir. Zaten mesele de buradan çıkıyor. MHP'nin ülkenin kaderi ile ilgili meselelerde ortaya çıkıp doğruyu bulması ve yapması ülke ve milletle sorunu olanları çok rahatsız ediyor. Kaçınılmaz olarak hedef haline geliyor. Bunu defalarca yaşadık, yeni ve ibret veren bir versiyonu ile şimdi bir defa daha karşı karşıyayız.

       

NE ZAMAN MHP'Yİ BARAJ ÜSTÜNDE GÖSTERİNİZ Kİ!

         16 Nisan referandumunda kabul edilen yeni hükümet sistemi, aynı zamanda 3 bin kadar kanunda değişiklik gerektiriyor. Bunlara uyum yasaları deniliyor ve yeni sistemin ilk uygulamaya konulacağı 2019 seçimlerinden önce mutlaka hayata geçirilmesi gerekiyor. Hatta, bunun için 6 aylık süre konulmuştu. Bu uyum yasaları içinde siyasi partiler kanunu ve seçim kanununun da olacağı ta referandum öncesinden belliydi.Kaldı ki, seçim kanunun değiştirilmesi, daha doğrusu seçim barajının indirilmesi çok daha eski bir tartışmadır. Sayın Devlet Bahçeli, gazetecilerle sohbeti sırasında bunu hatırlattı ve sonrasında kıyamet koptu. Akıl, vicdan, iman, ahlak, şeref bir kenara bırakıldı ve yeni bir hücum başladı. Neymiş, MHP baraj korkusu yaşıyormuş ve konu bu sebeple gündeme getirilmiş. Bunu söyleyen zavallılar, bu milleti ahmak mı zannediyorlar? Siz ne zaman MHP'yi barajın üstünde gösterdiniz ki, şimdi farklı düşünesiniz? Size kalsa MHP her seçimde baraja takılacak ve hatta şimdiye kadar çoktan siyasetten silinip gidecekti.Her defasında bu milletten aldığınız ders belli ki içinize oturmuş. Bir fırsat bulduğunuzu zannedip yeniden kin kusuyorsunuz. Bu kininiz sizi yiyip bitirecek, ama MHP var olmaya ve bu millete karşılık bulmaya devam edecek. Çatlasınız da, patlasınız da MHP en zor şartlarda barajları yıkarak geçti ve bundan sonra da bu değişmeyecek.

                                      

HEPSİ YOK OLDU GİTTİ

         Bu barajı seçim sistemine koyan 12 Eylül paşaları da sizin gibi düşünmüşlerdi. Yüzde 10 sırf MHP ve o zaman ki RP'nin önünü kesmek ve ABD benzeri iki partili bir düzen kurmak için sisteme yerleştirilmişti. O sistemi kuranlar da, o baraja güvenen partiler de yok oldu gitti, ama MHP kaya gibi duruyor. Yapılmak istenen kesinlikle iyi niyetli bir tartışma değil, MHP düşmanlığıdır. Nitekim, sayın Devlet Bahçeli de grup toplantısında bunu böyle değerlendirmiş ve "Ne tuhaf ki, kuyuya taş atmasam da, kendilerini akıllı sanan bazı gafiller olmayan taşı düştükleri çukurdan çıkarmak için adeta çırpınmışlar, ekranlarda, gazetelerde, buldukları kürsülerde seçim barajı kapsamında evlere şenlik hikâyeler uydurmuşlar, MHP'yi çarpıtmak istemişlerdir. Bilinmesini isterim ki, bunlara hakikaten de acıyorum."                      

         Bu acınacak adamlar, bu konuşmadan sonra da boş durmadılar ve sayın Bahçeli'nin grup konuşmasında gayet net ve zerre kadar akıl sahibi herkesin anlayacağı değerlendirmeleri, ele geçirdikleri köşelerden veya parselledikleri televizyon ekranlarından, eğip bükerek ve cımbızlayıp kendi kıt akıllarına göre anlamlar yükleyerek yeni sonuçlar çıkarma yarışına girdiler. Yine sayın Bahçeli'nin dediği gibi, "çalıda gül bitmez, cahile söz yetmez"; ama olsun, biz bir kere daha kendilerine anlatalım:

                            

İLK DEFA MHP'DEN Mİ DUYDUNUZ?

         Türkiye'de yüzde 10 barajının çok ağır olduğunu ilk defa MHP'den mi duydunuz?AKP'nin seçim beyannamelerinden başlayıp da bu konuda görüş belirtmeyen tek bir parti kalmış mıdır? Tamamı aynı şeyi söylemiş ve barajı yüksek bulmuşlardır. Bu baraj sistemini 12 Eylül ihtilalcilerinin MHP ve RP'yi  meclise sokmamak için uydurduğuna bir itirazı olan var mı? Bu barajın ittifaklarla aşıldığı ve bunda sonra da aşılabileceğini duymayan kaldı mı? Bu soruların cevabı belli olduğuna göre neye itiraz ediyorsunuz? Sayın Bahçeli'nin, "Artık bu zorlamalar ve dayatmalarla, birilerini öldürerek, kendini yaşatma yerine, hep beraber nasıl yaşarız, demokrasi içinde bunu nasıl başarırız, Türkiye'yi nasıl istikrar ve normalleşme sürecine getirebiliriz noktasında bir uzlaşmaya varacak çalışma yapılmalıdır." Sözünden mi rahatsız oldunuz? Demokrasi içinde hep beraber yaşamayı başarmaktan mı korkuyorsunuz? Kaldı ki, baraj şu orana düşsün gibi bir şey de söylenmemiştir. "Bu yüzde 5 mi olur, 6 mı olur, yüzde 7 mi olur, yoksa yüzde 10 olarak mı kalır, böyle mi devam etmesi gerekir, bunları görmek lazımdır." Denilerek bir yol açılmıştır. Yüzde 10 olarak kalması da bu yola dahildir.

                                 

İFTİRA VE İSNAT MANGASI  

         Sizin gönlünüzden öyle geçiyor diye, MHP baraja takılmıyor. MHP'nin baraj sorunu olmadığını defalarca gördünüz. Sorun MHP'nin değil, MHP düşmanlarının sorunudur. Sayın Bahçeli, Türkiye'nin 16 Nisan Halkoylamasından sonra değişen hükümet etme sistemiyle beraber ortaya çıkan siyasal zaruretten, üstelik bağımsız adaylarla veya ittifaklarla barajın delinmesinden dolayı düşüncelerini paylaşmıştır. Seçim barajının oransal bazda ne olması gerektiğini değil, tartışılarak sonuca ulaşılmasını önermiştir. Son derece isabetli ve ülke gerçekleriyle örtüşen bu değerlendirmeler için iftira ve isnat mangasının saf saf toplanması gerçekten ibret veren bir durumudur.Oturdukları koltuklardan MHP'yi baraj altında olmakla, oy oranının yüzde 3, yüzde 5'lere gerilediğini söylemek bu milletle alay etmenin ötesinde bir şeref ve haysiyet sorunudur.  Bu güruh, gökten de kemik yağmadığını defalarca gördü, bir defa daha anlayacak.

                          

YILLARDIR ELEŞTİRİLİYOR

         Sayın Bahçeli son grup konuşmasında Avrupa ülkelerinden ve dünyadan örnekler vererek seçim sistemi değerlendirmesi yapmış ve "Seçim sistemleri düzenlenirken, temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkeleri açısından öngörülen hedefler her zaman gerçekleşmemiştir. Yüzde 10 düzeyindeki ülke barajı, seçmen oylarının büyük bölümünün TBMM'de temsil edilememesi sonucunu doğurmaktadır. Bu yıllardır eleştirilmiş ciddi bir sorundur. Üstelik önemli bir adaletsizliktir. Ve bizim kanaatimiz de budur." Demiştir. Seçim sisteminin olumsuz yönde etkilediği partilerin başında da MHP gelmektedir. Bunu sadece baraj açısından değerlendirmemek gerekir. Alınan oy oranları ile çıkarılan milletvekili sayıları kıyaslandığında en çok MHP'nin mağdur olduğu görülecektir. Bu kesin gerçeğin dile getirilmesi malum güruhu neden rahatsız ediyor? Yine sayın Bahçeli'nin hatırlattığı gibi, "CHP baraj aşağı insin, hatta sıfır ile yüzde 3 arasında olsun diyor, ses edilmiyor, tepki verilmiyor. AKP'sinden diğer partilerine kadar baraj fazla deniyor, çıt çıkmıyor. Şu işe bakınız ki, MHP baraj tekrar düşünülsün, bir kez daha ele alınsın dediğinde kıyamet kopuyor, yer yerinden oynuyor." Yüzde 10 barajına kafayı takanların ve bunun üzerinden gündemi meşgul edenlerin, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle artık barajın yüzde 50+1'e çıktığından ya haberleri yoktur veya böyle bir barajı aşma ihtimalini görmedikleri için çaresizlik için de MHP düşmanlığı yaparak meseleyi çarpıtıyorlar. Her ikisi de beyhudedir ve bu güruh kaybetmeye mahkumdur.

                                      

CHP'NİN KARIN AĞRISI 

         Sayın Bahçeli'nin sözleri arasından cımbızla çekip, MHP düşmanlığına malzeme yaptıkları bir başka mesele de AKP ile ortak hareket etme konusudur.

Özellikle CHP'nin 16 Nisan'dan beri bu konuda şiddetli bir karın ağrısı çektiğini biliyoruz. Değişen hükümet etme sistemiyle, barajın aslında yüzde 50 artı 1'e çıkmasından dolayı iktidar olma ümitleri dibe vurmuş durumdadır. Bütün ümitleri, 16 Nisan'da sandıktan çıkan yüzde 49'luk hayır blokunu derinleştirmek ve kendine mal etmektir. Bunun için İP'ten HDP'ye, Türkiye Komünist Partisi'nden diğer marjinal partilere kadar herkesten medet umuyor, hepsine el uzatıyorlar. Sayın Kılıçdaroğlu bu konuda çok özel bir çaba içerisinde olduğunu kendisi söylüyor.  

                                      

ÜLKENİN FAYDASINA

         Bu durum karşısında MHP'nin de kendi durumuna göre pozisyon alması en doğal hakkı olduğu gibi, ülkenin de büyük faydasınadır. Nitekim, sayın Bahçeli, bu hayır blokunu hatırlatarak, "Şayet önümüzdeki siyasal süreçte bloklaşma sertleşir, cepheleşme keskinleşirse, CHP yanına HDP ve diğer yedeklerini alıp 16 Nisan'ın rövanşını almak için çalışmalarına hız verirse Milliyetçi Hareket Partisi buna duyarsız ve tepkisiz kalmayacaktır." Demiş ve eklemiştir. "Bu bloklaşmaya cevaben, 15 Temmuz'dan beri süregelen tutarlı ve kararlı duruşumuz korunacak, siyasi pozisyonumuz tartışmasız muhafaza edilecektir. Bu durum karşısında partimiz; 7 Ağustos Yenikapı ruhu ve 16 Nisan Halkoylaması şuurunun gereği olarak Adalet ve Kalkınma Partisiyle Cumhurbaşkanı Hükümet etme sistemini 2019'da tam manasıyla tesis etmek maksadıyla, sonuna kadar birlikte ve yan yana mücadelesini sürdürecektir. Türkiye'nin demokratikleşme, normalleşme ve istikrar içinde bir yönetim yapısına kavuşabilmesi için 15 Temmuz'dan buyana üstlendiğimiz sorumluluk aynen devam ettirilecektir. Geçim kapısı fitne olanlara karşı ülkenin geleceği için millet iradesiyle aynı hizada, aynı kümede, aynı safta duracağız."

                      

AKP YANAŞMALARINA NE OLUYOR?

         Gayet açık. Yapılmak istenen Cumhurbaşkanı hükümet etme sisteminin tam manasıyla tesis edilmesidir. Türkiye'nin demokratikleşme, normalleşme ve istikrar içinde bir yönetim yapısına kavuşmasıdır. Bu MHP'nin 15 Temmuz'dan bu yana üstelendiği sorumluluğunun da gereğidir. Bundan ülke ve milletle meselesi olanların rahatsız olmalarını anlayabiliyoruz da, bazı AKP yanaşmalarına ne oluyor, bunu bir türlü kabul edemiyoruz. Ne diyor sayın Bahçeli, "Bozkurdun beğenmediğini çakallar kapışırmış, bunların alayının sıraya girmesi bu yüzdendir."




 


Diğer Makaleleri

- ABD'nin foyası ortaya çıkarılmalı / Tarih : 2017-12-15 08:50:43
- Kendi sorunlarımızı unutmayalım / Tarih : 2017-12-14 08:50:51
- İslam Âlemi dik durmalı / Tarih : 2017-12-13 09:12:15
- Milliyetçilik / Tarih : 2017-12-12 08:47:27
- Her ülkücü bir Hasan Onbaşı'dır / Tarih : 2017-12-11 08:37:39
- Kudüs'ten Lozan'a / Tarih : 2017-12-09 08:30:26
- BOP'un ucu Kudüs'ten çıktı / Tarih : 2017-12-08 08:53:38
- Trump'ın şerri ve İslam alemi / Tarih : 2017-12-07 08:31:50
- Akıl ve vicdan / Tarih : 2017-12-06 09:16:43
- Kudüs'ün gözyaşları / Tarih : 2017-12-05 08:55:35
- İttifak / Tarih : 2017-12-04 07:49:42
- Siyaset, ilke ve dürüstlük / Tarih : 2017-12-02 08:40:40
- Siyaset ve seviye / Tarih : 2017-12-01 08:43:59
- Biz değil onlar kaybediyor / Tarih : 2017-11-30 08:21:38
- Türkiye'ye aba altından sopa gösteriliyor / Tarih : 2017-11-29 08:54:43
- Ülkücünün yeri MHP'dir / Tarih : 2017-11-28 08:31:54
- Cumhuriyeti kuran ve koruyan irade / Tarih : 2017-11-27 08:33:16
- NATO'dan FETÖ'ye / Tarih : 2017-11-25 08:42:36
- SOÇİ SATRANCI / Tarih : 2017-11-24 08:33:33
- NATO'dan çıkmalı mıyız? / Tarih : 2017-11-23 08:33:14

Diğer Orhan Karataş Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »