Ortadoğu Gazetesi

IRAK ÜZERİNDE YOĞUNLAŞAN BÖLGESEL REKABET

İsmail Özdemir / 2017-10-25 09:34:13

25 Eylül'de düzenlenen korsan referandumun ardından oldukça hareketli günler yaşayan Irak, önümüzdeki süreçte diğer devletlerin de yaşananlara dâhil olmasıyla hareketli günler yaşamaya başlayacak.

Nitekim başta Kerkük olmak üzere, Irak anayasasına göre tartışmalı olarak tanımlanan diğer bazı bölgelerde de Irak merkezi hükümetine bağlı güvenlik güçlerinin kontrolü ele alması sonrasında Irak'la ilgili başlayan dış ilişkilere dayalı temas trafiği daha şimdiden yoğunlaşmıştır.

Türkiye ve İran'ın desteğiyle, Irak anayasasını hiçe sayıp Kerkük gibi her dokusunda Türkmen ruhu bulunan ve son dere hassas bir şehirde kimi çevrelerin beklentilerinin aksine kolay olarak tarif edilebilecek şekilde Irak merkezi hükümetinin güçlerini konuşlandırmasıyla başlayan süreç sadece Irak için değil, bölgenin geleceği açısından da önemli gelişmelerin yaşanacağının habercisidir.

2018 yılının Nisan ayında yapılacak olan yerel ve genel seçimlerin, Irak'ta birbirine ardına yaşanan kırılmaların hemen peşi sıra gelecek olması ve bölgesel meselelerde IŞİD'in sona erdirilmesi sonucu kurulacak yeni güç dengelerinin varlığı tabii olarak her ülkenin dikkatini Irak'a vermesine sebep oluyor.

Irak'a komşu olan ve Irak'ın toprak bütünlüğünden yana olduklarını ilan ederek ortak bir anlayış birliğinde buluşan Türkiye ve İran'ın yanı sıra ABD, Rusya, İngiltere ve Fransa gibi bölge dışı ülkelerle, İsrail ile Suudi Arabistan gibi diğer bölge ülkeleri Irak siyasetini ivmelendirmiş durumdalar.

Her ülkenin Irak konusundaki yaklaşımı kendisine has olsa da, kesin olan tek konu şuan için İsrail haricinde hepsinin Irak merkezi hükümeti üzerinde yoğunlaşmış olması ve Barzani yönetimiyle aralarına mesafe koymaya koyulmuş olmalarıdır.

Bir tek İsrail'in bu anlayışın dışında hareket ederek, Barzani yönetiminin yanında yer almaya meyilli bir politika izlediği anlaşılsa da, neticede Tel Aviv'in gücü Irak'ta olan bitenlere doğrudan müdahale ederek değiştirmeye yetecek güçte değildir.

İsrail açısından geriye kalan tek konu Irak'taki örtülü operasyonlarına hız vermesi ve yakın müttefikleri olan ABD ile Suudi Arabistan eliyle Irak üzerinde yaşananlara dâhil olabilme seçeneğidir ki, bu yönde de önemli gelişmelerin olduğu dikkatlerden kaçmıyor.

Geride kalan hafta sonu Riyad'da ABD Dışişleri Bakanı Tillerson'un da hazır bulunduğu bir ortamda Suudi Arabistan Kralı Selman'ın Irak Başbakanı Haydar el İbadi'yi ağırlaması ve görüşmede daha çok İran'ın Irak üzerinde artan ağırlığının sonlandırılmasıyla, IŞİD sonrası viraneye dönen kimi Irak şehirlerinin yeniden inşasının gündeme gelmesi Irak konusunun İran'ın bölgesel faaliyetlerini sınırlandırma stratejisi çerçevesinde değerlendirildiği izlenimini doğurmuştur.

Bu buluşmada açıklama yapan Tillerson'un Suudi Arabistan ile Irak arasındaki yakınlaşmanın İran'ın Irak üzerindeki nüfusunu ortadan kaldıracağına inandığını söylerken, İran destekli olduğu ifade edilen Haşdi Şabi milislerinin de Irak'tan çıkarılması gerektiğini söylemesi malum stratejinin ne olduğunu açık bir şekilde ortaya koyuyor.

Kaldı ki bu hassasiyet çerçevesinde buluşan ülkeler tutum ve görüşlerini gizlemezken, İsrail, ABD ve Suudi Arabistan ortak bir politik anlayış çerçevesinde Irak konusunda bundan sonra da beraber hareket edeceklerdir.

Suudi Arabistan'ın Irak üzerinde yoğunlaştırdığı ilgisi ise sadece bugünlere has bir durum olmayıp, son birkaç aydır önemli bazı adımlar atarak Irak üzerindeki ağırlığını tesis edip, İran'ın bölgedeki varlığını dengelemeye çalışan yeni hamleler içerisine girdiği gözlemlenmektedir.

Geride bıraktığımız Ağustos ayında Irak'ın önde gelen Şii dini liderlerinden olan ve aynı zamanda Irak siyaseti üzerindeki ağırlığıyla tanınan Mukteda El Sadr'ın, Suudi Arabistan'a giderek burada İsrail'in kendisine büyük değer verdiği veliaht Prens Muhammed bin Selman ile bir görüşme gerçekleştirmesi, Suudi Arabistan'ın Irak siyasetine dâhil olma çabalarında önemli bir gelişme olmuştu.

İran'ın yayılmacı politikalarının önlenmesi için Irak siyasetini yeniden ele aldığı anlaşılan Suudi Arabistan'ın, bu buluşmanın hemen ardından Körfez İşleri'nden sorumlu bakanının Irak'a gerçekleştirdiği ziyaret trafiğini artırması ve Irak-Suudi Arabistan arasındaki bir sınır kapınsın açılması diğer dikkat çekici konulardır.

İran ve Irak arasındaki Şii ayrımını kullanmaya çalıştığı ve bunu körükleyerek, Irak merkezi hükümeti üzerinde makul bir ağırlık kurmak istediği anlaşılan Suudi Arabistan'ın bu yöndeki tüm çabalarının "İran'ın yayılmacı politikalarının önlenmesi adına" ABD ve İsrail tarafından memnuniyetle karşılandığını ifade etmek gerekir.

Irak'taki Sünni aşiretlerle temas noktasında da aynı dönem içerisinde Suudi Arabistan'ın büyük bir çalışma yapması ise Riyad yönetiminin Yemen'in ardından bu kez Irak siyasetini gündeminin merkezine koyduğunu göstermektedir.

ABD, İsrail ve Suudi Arabistan cephesinde yaşanan bu gelişmelere karşılık İran daha çok yerel düzeyde Irak'taki faaliyetlerini artırmış durumda.

Mevcut iklimde İran, Irak'ta bulunan neredeyse tüm yerel unsurlarla yakın temas kurmayı başarmışken, neler yapabileceğini Kerkük ve çevresinin peşmerge unsurlarından arındırılması konusuyla açık bir şekilde göstermiştir.

ABD'nin Haşdi Şabi unsurlarının Irak'ı terk etmesi gerektiği yönündeki beyanının Irak'ın iç siyasetinde gülünç karşılanmış olması ise İran'ın etkisini daha fazla artırmasına sebep olacak bir iklimin oluşmasına katkı sağlamış görünüyor.

Çünkü Haşdi Şabi oluşumu Irak'ın resmi bir statü verdiği, Irak'ın iç kanunlarına bağlı bir yapılanma olarak kabul görürken, burada Irak dışından gelen milislerin olduğunu söylemek mümkün görünmüyor.

Burada söylenebilecek tek konu başta Kasım Süleymani olmak üzere bazı İran Devrim Muhafızları Ordusu komutanlarının Irak'taki varlığı olabilir ki, mevcut tabloda bu isimlerin Irak'ta bulunmalarına merkezi hükümetin olumlu bir gözle baktığını atlamamak gerekir.

Irak üzerinde bu derecede büyük bir çekişme yaşanırken Türkiye'nin hali hazırda var olan tüm resmi ilişkilerini Irak merkezi hükümeti ile yürütmesi kararı öncelikli olarak alınmış doğru bir karardır ama yeterli değildir.

Türkiye, Irak konusunda önceliklerini belirlerken mutlak suretle yeni dönemin kapılarının açılmak üzere olduğu bir dönemde Türkmenlerin siyasi birliği ve her türlü haklarının korunması konusunda kararlı bir yaklaşımı benimsemek durumundadır.

Burada diğer tüm ülkelerin aksine Türkiye'nin mezhep eksenli bir yaklaşım benimsememesi ve Türkmen milli kimliği üzerinden hassasiyetini göstermesi çok önemlidir.

İkinci olarak ülkemizin, Irak'ta bulunan diğer tüm yerel unsurlarla makul ve saygın bir iletişim kanalı kurması zaruridir.

İran daha çok yerel unsurlar, İran karşıtlığında buluşan ülkeler de merkezi yapılanma ile bir ağırlık kurma arayışındayken Türkiye'nin tüm taraflarla açık ve yakın bir işbirliği geliştirmeyi başarması, etnik ve mezhepsel ayrımcılığın daha da kışkırtılmak istendiği bir dönemde istikrarın tesis edilebilmesi anlamında değer taşıyor.

Türkiye geliştirmeye koyulacağı Irak stratejisinde "kimseyi aracı kılmaya gerek kalmadan" Irak'taki her yere ve her kesime ulaşabilecek bir iradeyi ortaya koymayı başarırsa, ülkemizin potansiyeli büyük ölçüde artırılmış olunur.

Bütün bunlar olup biterken Rakka'nın PKK/PYD terör örgütünün eline geçmesinin ardından ABD IŞİD'le Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk ile Suudi Arabistan Körfez İşleri'nden Sorumlu Bakanı Tamir el Sebhan'ın bölgede beraber görüntü vermesinin hangi anlamı taşıdığı üzerinde de kafa yorulmalıdır.

Özellikle de bölgede İran'ın faaliyetlerini dengeleyebilmek adına sözde Kürdistan'ın kurulmasını isteyen ülkelerin elinde Barzani'nin siyasi olarak intihar etmesinin ardından, ellerinde geriye bir tek PKK/PYD terör örgütü kalmışken ve bu terör örgütü Suriye'de en değerli su havzaları, tarım alanları, barajlar, petrol ve doğalgaz sahalarını ABD desteğiyle kontrolünde bulunduruyorken.




 


Diğer Makaleleri

- TRUMP'IN KUDÜS KARARININ NEDENLERİ / Tarih : 2017-12-11 08:35:57
- ABD'nin Kudüs Kararı Nasıl Bir Etki Yaratacak? / Tarih : 2017-12-08 08:52:00
- Kudüs'ü İsrail'in Başkenti Yapma Tezgâhı / Tarih : 2017-12-04 07:48:35
- Türkiye'ye Baskı ve Şantaj Politikası Sökmez / Tarih : 2017-12-01 08:41:02
- ABD BAşkanı Yalan mı Söyledi? / Tarih : 2017-11-29 08:52:41
- SURİYE KONUSUNDA TÜRKİYE'NİN ARTAN ETKİSİ / Tarih : 2017-11-27 08:31:36
- SURİYE'DEKİ SİYASAL SÜRECİN ZORLUKLARI / Tarih : 2017-11-24 08:30:04
- Afrin'e Müdahale Zamanı Geldi / Tarih : 2017-11-22 08:53:17
- LÜBNAN NEDEN HEDEFTE? / Tarih : 2017-11-13 08:41:50
- Petrole Dayalı Sistem Çökerken / Tarih : 2017-11-10 08:40:35
- SUUDİ ARABİSTAN'DA GERÇEKTE NELER OLUYOR? / Tarih : 2017-11-08 07:49:20
- TÜRKİYE YÜKSELİRKEN SORUMLULUKLARIMIZ / Tarih : 2017-11-03 08:39:43
- BARZANİ SONRASI PKK/PYD’Yİ KULLANMA ÇABALARI / Tarih : 2017-11-01 17:07:21
- IRAK'A AÇILACAK YENİ SINIR KAPISININ ÖNEMİ / Tarih : 2017-10-30 09:24:31

Diğer İsmail Özdemir Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »