Ortadoğu Gazetesi

NATO'dan çıkmalı mıyız?

Orhan Karataş / 2017-11-23 08:33:14

          NATO'nun sanal tatbikatında Türkiye'ye açıktan bir düşmanlık sergilenmesi ile birlikte, yeni ve sonu gelmez bir tartışma başladı. Günlerdir NATO'yu konuşuyoruz, çıkıp çıkmamayı tartışıyoruz. Herkes durduğu yere göre tavır alıyor, kimisi de aklına geleni savuruyor.

                         

NATO NEREDEN ÇIKTI?

         NATO,  (North Atlantic Treaty Organization) (Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı) İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşan dünya dengelerinde bir ihtiyaç olarak kurulmuştu. SSCB'nin çok üstün askeri gücüne dayanarak tek yanlı girişimlere başlaması ve tehdidin Avrupa'yı kapsaması üzerine, karşı bir askeri örgütlenme olarak ortaya çıktı.  Soğuk Savaş şartlarında bir denge unsuru oldu. Türkiye'nin üyeliği de aynı gerekçeye, yani Sovyet tehdidine dayalıdır. NATO Antlaşmanın giriş bölümünde, örgütün yalnızca askeri değil aynı zamanda ekonomik, sosyal ve siyasal işbirliğini de öngördüğü ifade edilmektedir.

                            

NELERİ KAPSIYOR?

         Antlaşmanın 1'nci maddesinde üyelerin uluslararası ilişkilerinde ve uyuşmazlıklarında izleyecekleri genel ilkeler belirlenmiştir. 2'nci madde ise tarafların uluslararası ekonomik ilişkilerindeki ayrılıkları gidermeye çalışacakları ilkesini ve ekonomik işbirliğini kapsamaktadır. Asıl önemli maddeler 4'ncü ve 5'nci maddelerdir. 4'ncü madde, tarafların herhangi birinin kendisini tehdit altında görmesi durumunda karşılıklı istişarelerde bulunulacağını hükme bağlamaktadır. 5'nci madde ise taraflardan birine yapılacak bir saldırıyı, diğer üyelerin kendilerine de yapılmış sayacağına hükmetmektedir. NATO'nun son genişlemeyle birlikte bugün 29 üyesi bulunmaktadır.

                                       

CAYDIRICI OLDU

          Sovyetler Birliği'nin çok etkin olduğu ve yayılmacı bir politika izlediği soğuk savaş yıllarında NATO hayati bir işlev görmüştür. Caydırıcı olmuş ve üye ülkelere ciddi bir koruma sağlamıştır. Sovyet tehtidini en yakından hisseden ülkelerin başında da Türkiye yer almaktaydı ve bizim için NATO'nun görünen ve bilenen tek faydası da bu tehtidin savuşturulması olmuştur. Türkiye NATO'nun ABD'den sonra en büyük ordusuna sahiptir.Buna karşılık askeri fonlardan faydalanma imkanı son derece sınırlı kalmıştır.

                              

65 YILDIR ÜYEYİZ

          NATO ile ilişkilerimizin gözden geçirilmesinin zamanının geldiği muhakkaktır. Ancak, NATO'dan çıkmak veya kalmak, öyle bir anda verilecek bir karar değildir. Biz bu örgüte bedel ödeyerek üye olduk. 65 yıldır da her türlü külfetine katlanıyoruz. Bu süre içinde bize ne kattığı, ne kazandırdığı elbette tartışılabilir. Artılarla eksileri biraraya getirdiğimizde sonucun lehimize olmayacağı da kesindir. Bütün bunlara rağmen, "öyleyse ne duruyoruz, keselim bağımızı bitsin" demek kolay değildir. Bizim kendi durumumuzun dışında bugünkü dünya şartlarında NATO'ya ihtiyaç olup olmadığı ayrı bir tartışma konusunudur. Nükleer silahların bu kadar yaygın ve etkili olduğu bir çağda, tehdidin bittiğini söylemek kolay değildir. Kaldı ki, bizim böyle bir silahımız henüz yok.

                              

TEHDİT DEVAM EDİYOR

          NATO tartışması yapmadan önce, bize yönelecek tehditleri kendi imkanlarımızla bertaraf edip edemeyeceğimizi masaya yatırmamız gerekiyor. Zor ve sıkıntılı bir coğrafyadayız. Çok yönlü bir tehdit altında olduğumuz bütün dünyanın malumudur. Sadece terör tehdidi altında değiliz, aynı zamanda komşularımızla da ciddi sorunlarımız var. Yunanistan gibi bu ülkelerden bazılarının NATO üyesi olması sonucu değiştirmiyor. Gözardı edilmemesi gereken bir diğer husus da Rusya'nın pozisyonudur. Her ne kadar bugün Rusya ile ilişkilerimiz yeniden normalleşiyor gibi olsa da, tehdidin bittiğini söylemek mümkün değildir. Rusya'ya ne kadar güvenebileceğimizi bir değil, bir kaç defa düşünmek ve ona göre hareket etmek gerektiği de ayrı bir gerçektir.

                                   

İLK ALÇAKLIK DEĞİL

          Mesele çok yönlüdür ve biran da karar vermek kolay olmayacağı gibi doğru da değildir. Sanal tatbikat NATO kaynaklı olarak karşılaştığımız ilk alçaklık değildir. Darbelerden çuval geçirme olayına kadar bozuk bir sicil orta yerde durmaktadır. Özellikle ABD'nin yanlışlarını NATO'dan ayrı tutmak doğru olmayacaktır. NATO demek aynı zamanda ABD demektir. Bu örgütten ayrılıp sahayı boşaltmak, bize karşı tavırları daha da arttıracak ve doğrudan bir hale dönüştürecektir. Kaldı ki, NATO endişesiyle biraz geride durma gereği hissedenler de, artık doğrudan harekete geçeceklerdir.

                                  

HESABI SORULMALI

         NATO'nun yanlışlarını, son olaydaki gibi kalleşliklerini asla affedemeyiz. Hesabını sormak, gereğinin yapılmasını istemek en doğal hakkımızdır. Bu hakkı kullanmak bir tercih değil zorunluluktur. Özür dilemeler yeterli değildir. Soruşturmanın genişletilmesi, olayın bütün yönleriyle ortaya çıkarılması, suçluların cezalandırılması ve bir daha benzer şeylerin olmayacağının teminatının verilmesi şarttır. Sonrasında oturup, daha normal şartlarda her şeyi enine boyuna tekrer düşünebiliriz. NATO'dan ayrılmak dünyanın sonu değildir. Önemli olan ayrıldıktan sonra ne olacağıdır.

                      

KEŞKE NÜKLEER GÜCÜMÜZ OLSA

         Meselenin gelip dayandığı asıl nokta, kendi gücümüz ve imkanlarımızdır. Bize yönelen veya yönelebilecek tehditleri kendi başımıza savuşturacak güç ve imkanımız varsa, mesele yoktur. Savunma Sanayimiz büyük aşamalar kaydetmiştir. İhtiyacımız olan birçok silahı kendimiz üretebiliyoruz. Ancak, hala kat etmemiz gereken mesafeler var.  Keşke nükleer silah üretebilecek gücümüz ve imkanımız olsaydı. Böyle bir silahın bulunması bütün dengeleri değiştiriyor. Şu anda böyle bir imkanımız olmadığı gibi, yakın gelecekte de olacak gibi görünmüyor. Belki de, öncelikle karar vermemiz gereken nokta burasıdır.




 


Diğer Makaleleri

- Milliyetçilik / Tarih : 2017-12-12 08:47:27
- Her ülkücü bir Hasan Onbaşı'dır / Tarih : 2017-12-11 08:37:39
- Kudüs'ten Lozan'a / Tarih : 2017-12-09 08:30:26
- BOP'un ucu Kudüs'ten çıktı / Tarih : 2017-12-08 08:53:38
- Trump'ın şerri ve İslam alemi / Tarih : 2017-12-07 08:31:50
- Akıl ve vicdan / Tarih : 2017-12-06 09:16:43
- Kudüs'ün gözyaşları / Tarih : 2017-12-05 08:55:35
- İttifak / Tarih : 2017-12-04 07:49:42
- Siyaset, ilke ve dürüstlük / Tarih : 2017-12-02 08:40:40
- Siyaset ve seviye / Tarih : 2017-12-01 08:43:59
- Biz değil onlar kaybediyor / Tarih : 2017-11-30 08:21:38
- Türkiye'ye aba altından sopa gösteriliyor / Tarih : 2017-11-29 08:54:43
- Ülkücünün yeri MHP'dir / Tarih : 2017-11-28 08:31:54
- Cumhuriyeti kuran ve koruyan irade / Tarih : 2017-11-27 08:33:16
- NATO'dan FETÖ'ye / Tarih : 2017-11-25 08:42:36
- SOÇİ SATRANCI / Tarih : 2017-11-24 08:33:33
- Bölge yeniden şekilleniyor / Tarih : 2017-11-22 08:54:16
- Suud-İsrail işbirliği ve İslam alemi / Tarih : 2017-11-21 08:36:44
- NATO kepazeliği tesadüf mü? / Tarih : 2017-11-20 08:32:27
- İftira ve isnat mangası neden rahatsız? / Tarih : 2017-11-17 08:28:28

Diğer Orhan Karataş Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  İleri »