Ortadoğu Gazetesi

YENİ DENKLEM KODLARININ ÜZERİNDEN İRAN SUUDİ KARŞITLIĞI

Sezer YOZGAT / sezeryozgat@gmail.com 2017-06-13 10:24:06

Geçtiğimiz günlerde Suudi Arabistan'ın başını çektiği ülkeler tarafından Katar'a bir izolasyon uygulanmıştır. Sebeplerinin arasında İran ile yakınlaşmada yer almaktadır.

Bunun yanı sıra yine geçtiğimiz günlerde IŞİD tarafından üstlenilen İran'da Tahran'ın güneyinde yer alan Ayetullah Humeyni'nin mezarı bombalanmıştır. İran Meclisine de saldırı gerçekleştirilmiştir. Bu saldırılarda çok sayıda can kaybı ve yaralanma meydana gelmiştir.

Bu saldırı sonrasında ise İran devrim muhafızları bir açıklama yapmış ve "Saldırının arkasında Suudi Arabistan var. Kimsenin şüphesi olmasın. Saldırın intikamını alacağız." denilmiştir.

Bu açıklamanın ardından Suudi Arabistan'dan karşı cevap gecikmemiş ve Dışişleri Bakanı Adil el Cubeyr ise saldırıyı kınayan bir açıklama yapmıştır.

 

ABD Başkanı Trump'un ilk yurtdışı gezisini Suudi Arabistan'a gerçekleştirmiştir. Suudi Arabistan'da "Küresel Aşırılıkla Mücadele Merkezi"nin temsili açılışında bir küre üzerinde Suudi Kralı Selman, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ve ABD Başkanı Trump'un basına yansıyan pozu yer almıştı. 

Bu ziyaret sonrasında Suudi Arabistan ve başta Mısır olmak üzere diğer ülkelerin Katar'a izolasyonu ve bu izolasyon ile birlikte ABD Başkanı Trump'un ziyaretinin işe yaradığını söylemişti.

Bütün bu gelişmeleri incelediğimiz zaman perdenin arkasında ki gerçeklik bu coğrafyada ki İran Suudi Arabistan gerilimi bir kez daha gözler önüne serilmektedir.

İran Suudi Arabistan gerilimini incelediğimiz zaman şunları görmekteyiz.

1970'li yıllarda İran'ın Şah döneminde batı ile iyi ilişkileri döneminde Suudi Arabistan'ın da batı ile ilişkileri karşısında süt liman bir durum bulunmaktadır.

1979 yılında İran'da gerçekleştirilen karşı devrim ile birlikte Şah'ın devrilmesi ve İran İslam Devriminin gerçekleştirilmesi ile birlikte olayın durumu ve tarzı bambaşka bir hal almıştır.

İki ülke arasında ki Sünni -  Şii mezhepsel farklılığı veyahut Fars Arap Karşıtlığı bunun körükleyici noktası olmuştur.

Ekonomik ve askeri rekabet, petrol üretimi ve fiyatları, Nimr el Nimr'in infazı. Tahran'da Suudi Arabistan Büyükelçiliğinin zamanında kundaklanmış olması, Yemen'de ki güç dengesi, Suriye'de ki iç savaşta karşıtlık ve güvenlik ikilemi bunun başlıca sebepleri olarak sayılabilir.

En son olarak Katar mevzu ve İran saldırıları ise bu işin tekrar ateşleyicisi olmuştur.

İran Suudi Arabistan arasında ki süreçleri ayrıştırarak incelemek gerekirse şu hususları değerlendirmekteyiz.

1979 - 1989 dönemi gerilimin en yoğun olduğu dönem olarak başlangıçta yansımaktadır.

1987 yılında ki Hac döneminde Şii Hacı Adaylarının protestosu ve bu yaşanan protesto girişimi sonrasında 275'i İran'lı olmak üzere 401 Hacı adayının hayatını kaybetmesi iki ülkeyi karşı karşıya getirmiştir. 

1989 - 2001 döneminde ise ilişkiler bir yumuşama evresi yaşamıştır.

Humeyni'nin vefatı ve yerine Ali Hamaney'in geçmesiyle birlikte, şu anda İran Cumhurbaşkanının da akıl hocası olan ve yakın dönemde hayatını kaybeden Haşimi Rafsancani'nin Cumhurbaşkanı olması süreci yumuşatmıştır.

2001 döneminde ABD'nin 11 Eylül saldırısı ve sonrasında ki Afganistan ve Irak işgali süreci ile birlikte bölgeye tekrar dönmesi ile birlikte iki cephede gerilim tekrar tırmanmıştır.

ABD'nin Irak'tan çekilmesi sonrasında Arap Baharı ve son olarak Suriye'de yaşananlar ve iki ülkenin bölgede ki nüfus arayışları gerilimi tekrar tırmandırmıştır.

İran Cumhurbaşkanı Ruhani'nin tekrar İran'ı dünyaya entegre etme çalışmaları ve Obama ile ilişkileri geliştirme sürecinden sonra İran'ı kuşatma politikası izleyen Trump'un ABD Başkanı olması ile birlikte daha farklı gelişmelerle karşı karşıya kalınmaktadır.

ABD'nin Suudi Arabistan'la 110 milyar civarında imzaladığı ve yoğunluğu silah olan anlaşmalar bölgede karşıtlığın ileri düzeyde seyir edeceğini göstermektedir.

İran'ın Şii Hilali serüveni ile Irak ve Suriye'ye nüfus etmesi, öbür yanda Suriye'de bir rejim değişikliği karşısında Sünni bir hükümetin iş başına gelmesinden dolayı korkuları ile hareket eden ve aşağılara inerek Yemen'de de karşı karşıya gelen bir Suudi İran karşıtlığı yaşanmaktadır.

Bu işin körükleyicileri ise bölgeye silah satarak savaşın tarafın olan ABD ve Müslüman coğrafyasında ki karşıtlığın hoşnutu olan İsrail vardır.

Körfez'de Araplara Pers Körfezi, İran'a karşı da Arap Körfezi diyerek mevzunun karşıtlığı bilinç altına kadar yerleştirilmiştir.

Müslümanlar birbirleri ile uğraşırken bölgede İsrail istediği gibi manevra yapabilmekte ve kendi güvenliğini sorunsuz sağlamanın peşinde bulunmaktadır.

Türkiye'nin yaşananlar karşısında Fars Arap gerilimi veyahut Şii Sünni çarpıştırılması sürecinde bölgede dengeleyici bir siyasi tutum içerisinde bulunması ve denge unsur olarak duruşu Türkiye'nin gücüne güç katacaktır.




 


Diğer Makaleleri

- ITC, her zaman etnik ve mezhep ayrımını reddetti / Tarih : 2017-11-13 12:42:18
- İŞ HAYATINDA ARABULUCULUK SİSTEMİ / Tarih : 2017-11-10 08:36:27
- TARİH TEKERRÜRDEN İBARET BARZANİ / Tarih : 2017-11-09 08:32:11
- BARZANİ VE YOLUN SONU / Tarih : 2017-11-02 08:44:04
- KRİPTO FETÖ'CÜLER SİYASETE EL ATTI / Tarih : 2017-10-27 09:54:38
- ÜLKÜCÜNÜN YERİDE YUVASIDA MHP'DİR / Tarih : 2017-08-25 09:49:09
- 15 TEMMUZ VE "DEVLET" DURUŞU / Tarih : 2017-07-15 10:10:13
- İHRACATTA E FATURA UYGULAMASI / Tarih : 2017-07-04 10:07:47
- KÖRFEZDE KRİZİN ADI KATAR / Tarih : 2017-06-09 09:53:40
- 2017 MODEL YENİ AF KANUNU / Tarih : 2017-06-06 09:46:23
- DARAĞACINA OMUZ OMUZA GİDEN İKİ YİĞİT / Tarih : 2017-06-05 09:56:40

Diğer Sezer YOZGAT Makaleleri : 1 2 3 4 5 6 7  İleri »