2010 Yılına Başlarken
Türk topraklarının coğrafyası üzerinde düşünmek, sadece Türkiye'nin değil, özellikle diğer ülkelerin çıkarlarını anlamakta büyük önem taşımaktadır. Uluslararası örgüt ve devletlerle ilk iletişimler, çağdaş Türkiye'nin doğduğu 1923 Ekimine kadar uzanmaktadır. O andan sonra Türkiye etkili bir dış politika yürütmüş ve 1945'de BM'ye, 1973'te OECD'ye NATO'ya üye olarak 1999'dan itibaren dünyanın en kalkınmış 20 ülkesinden (G-20) birisi haline gelmiştir. Tabii bu arada Uluslararası panaromada kendisini ispat etmiştir. 1 Ocak 2009 yılından itibaren BM'nin Güvenlik Konseyi'nin geçici üyesi olmuştur. Bu durum, Soğuk Savaş yıllarında, Irak savaşında, terörle mücadelede, İsrail, Lübnan ve Suriye ile ilişkilerde su yüzüne çıkmıştır.
Bir başka önemli mesele de AB ile ilişkiler ve Türkiye'nin bu Birliğe katılma talebiyle ilgilidir. Durum bugün halâ belirsizliğini korumaktadır. Resmi talep seneler önce yapılmış olmasına rağmen, fiili müzakereler ancak 2005'te başlamıştır. Günümüz itibariyle çok sayıda üye ülke lideri (Fransa ve Almanya gibi), imtiyazlı bir ortaklığı tercih ederek, Türkiye'nin AB'ye katılımını engellemektedir. Bu olay doğal olarak müzakereleri zorlaştırmaktadır. Bu tercihin nedenleri esasen iç ve bölgesel siyasi meseleleri konu almaktadır. Örneğin, Ege Denizi'nde Yunanistan ile, Fırat Nehri sularındaki baraj projeleri nedeniyle Suriye ve Irak ile, Kürt meselesi nedeniyle Irak ile, Azerbaycan'dan Batı'ya doğru giden gaz boru hatlarıyla ilgili projeler nedeniyle Ermenistan ile yaşanan uyuşmazlıklardır.
ULUSLARARASI İLİŞKİLER
Türkiye'nin uluslararası ilişkileri sadece diğer ülkelerle anlaşmazlık kaynağı değildir. Aslına bakılırsa tam tersidir. Türkiye'nin sahip olduğu stratejik pozisyonu, bu ülkeye Asya ülkeleriyle, özellikle de Japonya ve Güney Kore ile ve Orta Asya ülkeleriyle de çok sayıda karşılıklı ticaret yapma imkanı tanımaktadır. ABD ile ilişkiler, Irak'taki savaş ve Bush yönetimiyle, iki ülke arasında yeni ve daha güçlü bir işbirliği ortamı bulunabilir. İsrail, Suriye ve Irak ile ilişkilerde Türkiye, Batı ile arabuluculuk rolünü oynuyor ve Washington'un müttefiki haline gelerek ve karşılığında politik, ekonomik ve diplomatik destek almaktadır.
GELECEK ÜZERİNE TAHMİNLER
Türkiye'nin yakın gelecekte yüzleşmesi gerekecek çok sayıda mesele arasında AB ile ilişkiler öne çıkıyor. Dini ve kültürel meselenin (yani Avrupa kamuoyunun Müslüman bir halkla vatandaşlını paylaşma korkusu) ötesinde, müzakereleri engelleyen çözümlenmemiş üç konu bulunuyor. Bunlardan ilki sözde Ermeni soykırımına ilişkin iddialar, ikinci sorun Kürt meselesiyle ilgili, üçüncüsü ise Kıbrıs sorunu... Bu sorunlar halledilir mi? Biraz güç ve zamana ihtiyaç var. Ancak jeopolitik açıdan bakıldığında, Türkiye'nin AB'ye katılımı, İslam dünyasıyla bir diyaloğ penceresi açılması ihtimali bağlamında, AB'ye ekonomik ve özellikle de diplomatik düzeyde sayısız avantaj getirebilir. |