Türkiye-Ermenistan ilişkileriyle ilgili tartışmalı durum devam ediyor. Bazı süper güçlerin ısrarlı çabalarına rağmen, iki devlet arasındaki ilişkilerin normalleşmesi ve sınırların açılmasına yönelik imzalanan protokoller, yasal olarak yürürlüğe girmedi. Çünkü bunun için söz konusu protokollerin, iki devletin Meclisleri tarafından onaylanması gerekiyor. Aksi taktirde belgeler, kâğıt parçasından başka bir şey olmayacak. Bu açıdan Türkiye-Ermenistan ilişkileri konusunda son dönemlerde oluşan durum, kesinlikle şaşırtıcı değil...
Protokollerin, Meclislerde onaylanması sürecinin uzaması, bazı önemli hususları özellikle de Ermenilerin sinsi planlarını bir kez daha bütün çıplaklığıyla ortaya çıkardı. Bundan emin olmak için protokollerin imzalanması arifesinde Erivan'ın davranışlarını hatırlamak yeterli.
Erivan, protokollerin imzalanması arifesinde çok "kaprisli" hareket ediyordu. Ermenistan yönetimi, söz konusu protokolleri imzalamaktan yana değilmiş ve ilişkilerin normalleşmesi ve sınırların açılması, kendilerinden çok T0ürkiye'ye gerekliymiş gibi davranıyorlardı. Böyle bir görüntü oluşturmak için kurnazca oyunlar oynamağa başladı. Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, dünyada faaliyet gösteren Emeni diasporaları ile görüşmeler yaptı. Bu görüşmelerde öyle bir görüntü oluşturuldu ki, güya Ermeni diaspora teşkilatları, Türkiye-Ermenistan protokollerinin imzalanması konusunda çaba gösteren taraf olarak göstermeye çalışmışlardı.
ABD VE AB'NİN DESTEĞİ
Tabii ki bütün bu oyunların arkasında somut amaçlar ve niyetler saklanıyordu. Birinci Erivan; Türkiye-Ermenistan protokollerinin imzalanması konusunda ABD ile AB'nin ısrar etmesinden moral bularak, bu durumdan maksimum yararlanmak amacı güdüyordu. Bu nedenle de yapay bir şekilde Ermeni diaspora teşkilatlarının sert tepki gösterdiği şeklinde bir görüntü oluşturmaya çalışıyorlardı. Çünkü ABD ve AB'nin sert baskılarının, Türkiye'yi söz konusu belgeleri imzalamaya zorlamak için yeterli olacağını düşünüyorlardı.
Fakat Erivan söz konusu belgeleri, taviz vermeden imzalamak için gayret sarfediyordu. Yani Ermeni diaspora teşkilatlarının itirazları, Türkiye'ye herhangi bir taviz vermeden sınırların açılmasını sağlamayı hedefliyordu... Ne var ki Erivan'ın bu oyunu, ilk aşamada işe yaradı. Türkiye- Ermenistan protokolleri, Ermenilerin Türkiye'ye karşı iddialarının hiçbirinden vazgeçmemelerine rağmen imzalandı. Bu, Erivan için uluslararası destekçilerinin yardımıyla oynadığı oyunun ilk etabını kazanması anlamına geliyordu.
ERİVAN'IN ENDİŞESİ
Ancak, sürecin ikinci aşaması, şimdilik Ermenilerin ümitlerini karşılamıyor. Ankara, protokollerin TBMM'de onaylanması için Dağlık Karabağ ihtilafının çözüm sürecinde gelişme sağlanması şartını koşuyor. Ankara'nın söz konusu tutumunda kararlı olması ise Ermenistan'ı endişelendiriyor. Çünkü böyle devam ederse sınırların açılması gibi sürpriz bir taviz, Ermenistan'ın elinden kayabilir. Bu yüzden Erivan, protokollerin derhal imzalanması ve TBMM'den geçirilmesi için şantaj yapıyor.
Aslında, Ermenilerin "maskelerinin" düştüğü apaçık ortada. Bir de şu husus var: Eğer protokollerin onaylanması ve sınırların açılması Ermenistan için büyük bir önem taşımıyorsa o zaman Erivan, neden bu kadar endişeli ve acele ediyor? Herhalde Ankara, bu sorunun cevabını herkesten daha iyi biliyor...