Güney Kore'nin Yıldızı Parlıyor
Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği'nin (ADEAN) geçen ay Tayland'daki buluşmasında Güney Kore'nin varlığı önemliydi. Güney Kore sorunlu komşusu Kuzey Kore üzerinden tanımlanmaktan sessizce uzaklaştı ve küresel meselelerinde önemli bir güç haline gelmeye başladı. BM Genel Sekreteri bir Kuzey Koreli. Seoul önümüzdeki yıl G-20 zirvesine ev sahipliği yapacak ve ülke kısa süre önce AB'yle bir serbest ticaret anlaşması yaptı.
Durum her zaman böyle değildi. Eğer coğrafya kaderin göstergesiyse, kader Kuzey Kore'ye pek iyi davranmamıştı. Üç devin, yani Çin, Japonya ve Rusya'nın birbiriyle karşı karşıya geldiği bir bölgede sıkışmış olan Kore, kendisini korumak için yeterli miktarda "sert" askeri güç elde etmek açısından zorlu bir tarihe sahip... Gerçekten de, bu yöndeki çabaları 20'inci yüzyılın başında başarısız oldu ve Kore, Japonya'nın sömürgesi haline geldi.
SOĞUK SAVAŞ MAĞDURU
2'inci Dünya Savaşı'nın ardından, yarımada Soğuk Savaş'ın iki kutupluluğu çerçevesinde bölündü; Güney Kore'nin, Kore savaşında yenilgiye uğramasının önüne geçmek için ABD ve BM müdahalesi gerekti. Güney Kore kısa süre öncesindeyse, ABD gibi uzakta bir güçle ittifakın zorlu bir coğrafyada halâ işe yarar bir sigorta poliçesi olduğunu gördü.
Daha önemlisi, özgür demokratik bir sistem de geliştirdi. Ülkede insan hakları ve ifade özgürlüğü gayet iyi korunuyor. Güney Koreliler siyasi sistemlerinin düzensizliğinden sık sık şikâyet eder ve Hansun Vakfı raporu da Güney Kore'yi G-20 arasında yasal faaliyetlerinin verimliliği açısından 16'ıncı, siyasi iktidara ve verimlilik açısından da 17'inci sıraya yerleştiriyor.
Yapılan bir ankette şöyle deniliyor: "İktidar ve muhalefet hassas yasalar ve bitmek bilmeyen skandallar üzerine yaşadığı şiddetli çatışmalar düşünüldüğünde bu sıralama şaşırtıcı değil."
Bu alanlarda ilerlemenin ülkenin yumuşak gücünü geliştireceği kesin ama bu eleştirilen dile getirilmesine imkan tanıyan açık bir toplumun var olduğu gerçeği çekici hale getiriyor.
"Kore Dalgası"nı HERKES HATIRLAR
Güney Kore kültürünün çekiciliği de inkar edilemez. Bu da ayrı bir gerçek. Kore sanatının ve mutfağının gelenekleri dünyaya yayıldı. ABD'deki Kore diyasporasının başarısı bu kültürün ve ülkelerinin çekiciliğini güçlendirdi. Gerçekten de 1990'lar, "Hallyu"nun, yani "Kore Dalgası"nın yükselişine sahne oldu; Kore modasının, filminin, müziğinin ve mutfağının popülaritesi arttı.
Kısacası, Güney Kore yumuşak güç üretme kaynaklarına sahip ve yumuşak gücü, tarihi boyunca "sert gücü"nü sınırlamış coğrafi kısıtlamaların esiri değil... Bunun neticesinde Güney Kore, küresel yönetimde hayati önem taşıyacak uluslararası kurumlarda daha büyük rol oynamasına izin verecek bir dış politika tasarlamaya başlıyor anladığım kadar...
Değerli okurların Mübarek Kurban Bayramını kutlar, sağlıklı ve mutlu günler geçirmelerini temenni ederim. |