Orta Doğu'da Türk Çağı
Türkiye, ekim ayı içinde art arda bazı adımlar attı. Bunlar arasında Suriye ile vize uygulamasının kaldırılması, Irak'la çok sayıda anlaşma imzalanması ve İran'ı savunması vardı.
Bütün bunlar, Başbakan Erdoğan'ın Gazze Savaşı sırasında İsrail'i eleştirmesinden ve onu Türkiye'de yapılan NATO tatbikatlarından uzaklaştırmasından sonra başladı. Bu gelişmeler, AK Parti'nin Müslüman Doğu'daki nüfuzunu pekiştirme girişimleriyle paralel gidiyor ve bölgedeki bütün güç tiplerinin üzerinde parmak izi bırakıyor.
Öncelikle şunu hatırlayalım: 20'inci yüzyıl boyunca İsrail, Türkiye ve İran aynı gemideydi. Ancak İran, 1979 yılında tarafını değiştirdi. Türkiye de, yavaş da olsa, bulunduğu durumu değiştiriyor gibi görünüyordu. Ankara'nın sadece birkaç yıl önce Suriye'yi düşman, Saddam Hüseyin'in Irak'ını ise tehlikeli bir komşu olarak gördüğünü hatırlamamız gerek... Kürtler ise açık bir direniş durumundaydı. Bugün ise Suriye dost ve müttefik; Irak muhtaç bir komşu; Kürt-Türk ilişkileri ise işbirliği dönemine girme aşamasında.
Öyle görünüyor ki; Türkiye'nin politikasındaki bu değişim, sadece güvenlikle sınırlı değil. Aksine buna paralel giden siyasi ve ideolojik içerikler de var. Geçmiş dönemde Osmanlı ve İslami mirası reddeden Atatürk'ün radikal taraflarının aksine, AK Parti, gücünün bir kısmını Türkiye'nin İslâmi kimliğinden alıyor. Ayrıca komşularıyla olan ortak Osmanlı geçmişine özlem dolu bir bakışı var. Ankara, AB üyeliği hedefinden vazgeçmemiş olsa da Avrupa ailesindeki istenmeyen çocuk olmaktan çıkıp, Müslüman ailenin babası olma sancısı yaşıyor.
TÜRKİYE'NİN ŞANSI
Esasında Türkiye, Arap ve Müslüman dünyada liderlik rolünü üstlenmeye hazır. Abdülnasır yönetimindeki Mısır'ın, bu liderliğin kriterlerini belirlediği doğru; ancak bu rol sona erdi. İran da ilerleme sağladı; ne var ki onu sınırlayan şey, Sünni çoğunluğun yaşadığı Arap ve Müslüman dünyadaki Şii kimliği ve hiç de cazip olmayan teokratik rejimi...
Buna karşılık Türkiye, Orta Doğu'da çağdaşlığa entegre olabilmiş tek ülke. Şu anda demokratik ve aktif bir rejimi, üretken bir ekonomisi var. Ayrıca din ile laiklik, bilimle iman, bireyle toplum arasında bir denge buldu. Oysa Fas'tan Pakistan'a kadar, hiçbir bölge ülkesi böyle bir şeyi başaramadı. Ne İran ne de diğer Arap ülkeleri. Gelecek hiçbirinde değil. Büyük bir Sünni devlet olarak Türkiye'nin bölgede derin kökleri var; öyle ki bu dönem Orta Doğu'da Türk çağı olabilir.
Türkiye'nin yıldızının parlamasının bir diğer nedeni de ABD'nin gücünün azalmasının yarattığı boşluk ve İsrail-Arap kavgasının çözümlenmesini amaçlayan girişimlerin gıyabının neden olduğu gerilim. ABD Başkanı Obama yönetiminin, İsrail'in Batı Şeria ve Golan işgali konusunda ciddi anlamda hiçbir şey gerçekleştirmemiş olması, ABD'nin önemini azaltarak daha güçlü bölgesel ittifakların ortaya çıkmasına ivme kazandırdı. Bana göre Türkiye'nin yeni dış politikası, bu gelişmelere göre planlanıyor. |