Avrupa Birliği'nin Türkiye'yi de içine alacak şekilde genişlemesinin,hiç bu kadar zor bir iş olacağı düşünülmemişti. Berlin Duvarı yıkıldığı zaman Batı Avrupa'yı bazı liderler soluklarını tutmuş bekliyorlardı ve Avrupa'yı yekpare konusundaki tarihi misyona katılabilecek olanlara bütünüyle kucak açmaya çok istekliydiler. Bu ulusların (Türkiye'nin uzun zamandır tartışmasız üyesi olduğu) NATO'ya katılmaları, AB ile ekonomik değil, siyasiydi: Siyasiler askeri alanda birtakım manevralar yapmak için açıkca daha fazla hareket özgürlüğüne sahipler... Ve Bill Clinton da ABD Başkanı olduğu dönemde,kendi iç siyasi sebepleri için Doğu Avrupa etnik kökenlilerin oyuna ihtiyacı vardı bunun için çabalıyordu.
Eski Fransa Cumhurbaşkanı ve birleşik bir Avrupa'nın anayasasının yazıldığı konferansın başkanı Valery Giscard d'Estaing, Le Monde gazetesine yazdığı bir makalede aynen şunları söylüyordu: "Şayet Müslüman Türkiye'nin katılmasına izin verilirse bu, Avrupa Birliği'nin sonu olur."
HRİSTİYAN OLUŞUMU
Almanya ve Fransa tarafından kurulan Avrupa Birliği bir Hristiyan oluşumudur. İlk makinistler Hristiyan Demokratlar ve Sosyalistlerdir. Avrupa'da gelecekte vuku bulabilecek savaşların nasıl önleneceğine yönelik cevapları, Avrupa'daki çeşitli halkları, savaş hiçbir zaman uygulanabilir ve gerekli bir öneri olmayacak şekilde sıkı sıkıya birleştirmektir.
Şimdi Avrupa Birliği geriye dönüp, neredeyse farkında olmadan savaş karşıtı bir kültür yaratan, dünya tarihindeki en geniş siyasi ve ekonomik ittifak olarak atmış yıllık gelişimine bakabilir.
Bu nedenle Avrupa, diğer bir çok yönden de değişti. Özellikle cinsel davranış ve sanatsal özgürlük alanlarında kendisine daha fazla kişisel özgürlükler tanıdı ve insan haklarına öyle bir vurgu yaptı ki dünyanın geri kalanı Avrupa'nın coşkusu karşısında şaşkına döndü.
TARİHİ YANILGI
Avrupa sınırları sosyal ve ekonomik konularda dışarıya doğru genişlerken, neden bu siyasi konularda da olmasın? Bu günlerde aynı değerleri paylaşması halinde bir komşuyu içlerine almaycak kadar içlerine kapanık "Hristiyanlar" olan Avrupalılar mı? Türkiye son yıllarda önemli bir şekilde değişti. İnsan hakları standartları yükseltildi, Kürtlere ifade özgürlüğü tanındı.
Eğer Avrupalı liderler Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve Almanya Başbakanı Angela Markel tarafından dile getirilen türde bir tarihi yanılgıya düşmezlerse, süreç daha da hızlanacak.Kısa bir süre önce; Türkiye'nin amansız düşmanı olan Ortodoks Yunanistan bile Türkiye'nin üyeliğinin yavaş yavaş destekçisi olabiliyorsa, bunun Katolik ve Protestan Avrupa için zor olması gerekir.