Tarih Nereye Götürecek?
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Türkiye, Batı'ya bağlı hale gelmiş ve "Soğuk Savaş"ta 60 yıl boyunca çok önemli olmasa da NATO ve ABD'nin bölgede Sovyetler Birliği'ne karşı bir üssü olmuştur. Bugün Sovyetler Birliği yok, "Soğuk Savaş" da yok... NATO, artık ABD'ye sürekli itaat eden bir müttefik de değil...
Washington, Ankara'dan Irak savaşı için askerlerinin Türkiye topraklarını kullanması için izin istedi, fakat Türkiye Amerikalıların istediğini reddetti. ABD, Türkiye'den Kuzey Irak'a askerlerini sokmasını istedi, ancak Türkiye, Kuzey Irak'ta PKK'ya karşı savaş başlattı.
Güney Osetya'daki Ağustos savaşından sonra ABD, Rusya'yı korkutmak için Karadeniz'e gemilerini sokmak istedi, Türkiye ise, 1936 yılında imzalanan Montrö Antlaşmasına dayanarak, Amerika'ya bu konuda izin vermedi. Montrö Antlaşması'na göre, Karadeniz sahillerine sahip olmayan ülkeler Karadeniz'e sadece belirli tonajla ve kısa süreli olarak gemilerini sokma hakkına sahip. İhtilaftan hemen sonra Başbakan RTE Moskova'ya gitti. Bu arada Batı'nın sert eleştirilerine karşı fiiliyatta Rusya'nın yaptıklarını anlayışla karşıladı. Böylece zor gününde Rusya'ya destek vermiş oldu.
ABD, TÜRKİYE'YE KAYITSIZ
Türkiye, artık ABD'nin gerçek müttefiki değil. Bizler dahil diğer ülkeler de henüz bu gerçeğin farkında değiliz. Şimdilik Türkiye ABD'ye sert hareketlerde bulunmuyor. Çünkü, gelecekte ona baskı yapabilmek için bu süper güçle ittifak imajını korumak istiyor. Türkiye, artık ABD'nin müttefiki değil, çünkü Türkiye'nin gözünde ABD'nin rolü çok değişti.
Daha önceleri Washigton, Ankara'da belirli problemlerin çözülmesinde yardımcı oluyordu: İçerde komünist tehlikesini bastırmak; bedava ya da düşük fiyatla silah vererek siyasi sistemin istikrarına destek olmak; bununla birlikte askeri darbelerini yasal göstermek gibi... Üstelik Amerikalılar, Türk ekonomisine yatırımlar da yaptı.
Şimdilerde ABD artık Türkiye'nin sorunlarını çözmüyor, aksine problem yaratıyor. ABD'nin Irak'ta kurduğu bağımsız Kürdistan, Türkiye ile mücadelesinde Kürtlere yardımcı olmaktadır. ABD, Müslümanları radikalleştiriliyor, Amerika'ya ve müttefiklerine karşı kin besleyen terör gruplarının ortaya çıkmasını sağlıyor. ABD, Irak'ta, Kafkasya'da ve İran'da savaş çıkartarak bölgeyi istikrarsızlaştırıyor.
HAYALLERİN ÇÖKÜŞÜ
60 yıldır Türkiye dış politikasının direklerinden biri olan ABD ile ittifak sarsılmış durumda... Bu direk her an yıkılabilir. İkinci öncelik olan, son 40 yıllık AB üyeliği perspektifi de artık kaybolmağa başladı.
Sonuç olarak Türk dış politikası, Reuters Ajansı'ın ve ABD'nin Foreign Policy dergisinin düzenlediği internet anketine göre "dünyanın önde gelen entelektüeli" olarak seçilen Fethullah Gülen'in bir ifadesinde yer alan "sonbahar rüzgarı ile düşen yaprak" yorumunu hatırlatıyor.
Şu anda Türk eliti, artık dış politika yönünün kökten değiştirilmesi gerektiğini kavramaya başladı. Türkiye, İslamcılık yönünde rol alamaz, çünkü bu onu içten parçalar. Bütün büyük şehirlerin halkı, Avrupalı, laik, orta sınıftan kişilerden oluşuyor. 1990'lı yıllarda Türkiye, Türkçe konuşan ülkeler Birliğini kurmayı denedi, fakat bu proje, Azerbaycan ile ortaklık hariç sonuçsuz, pahalı ve karmaşık bir proje olarak kaldı.
Peki, o zaman hangi yönde ilerleme? Bu soru Türkiye için çok güncel bir hal alıyor. Türkiye, ABD'den ve AB'den daha bağımsız olmaya çalışmaya ve müttefikler aramaya mecbur olacak gibime geliyor... |